23 Kasım 2011 Çarşamba

Manchester City için yarın güneş doğar mı?


Beşiktaş'ın ekonomik yapısı ile ilgili bir sürü yazı yazmışımdır. Özellikle yapılan her transfer sonrası buna dikkat çekmiştim. Kulüp ekonomik olarak doğru yönetilmediği takdirde başarı sürekli olamaz. Dünya çapında bir kulüp olsa dahi futbol dışı gelir elde etmiyorsa sıradan olmaya mahkum olur.


Bu sefer konuğumuz Beşiktaş ve çok zengin (!) başkanı Yıldırım Demirören değil. Manchester City.


Manchester'ın gölgede kalmış kulübü Arap sermayesini arkasına aldığı günden beri futbol sahnesinde daha fazla görünmeye başladı. Bugün EPL'de liderler. En yakın rakipleri Man Utd'ın 5 puan önündeler. Üstelik ezeli rakiplerini ligde 6 golle bozguna uğrattılar. Sportif anlamda herşey istedikleri gibi gidiyor. City of Manchester sakinleri son yıllarda hiç olmadıkları kadar mutlular. Peki bu mutlulukları uzun sürecek mi?


Man City, her ne kadar çok başarılı bir geçmişe sahip olmasa da İngiltere'nin büyük sayılabilecek kulüplerinden biridir. Man Utd, Liverpool ayarında olduğunu söylemek tabi. Bugün bu iki rakibinin de üzerindeyse ve şampiyonluğun favorilerinden biri gösteriliyorsa bunu Skeikh Mansour'a borçlu.


Mansour, kulübü satın aldığında ne taraftar ne de futbolcuları şampiyonluk hayali kurabiliyordu. Muhtemelen o günkü kadroyu oluşturan futbolcular bugün hala şampiyonluk hayali kuramıyor durumdadır. Bugün kadroyu oluşturan futbolcular şampiyonluğa inanıyor, üstelik bu inançları her geçen gün artıyor. Mancini de futbolcularına güveniyor.


Peki City'i uzun yıllar şampiyonluğa oynarken görebilecek miyiz? Yoksa saman alevi mi?


UEFA, özellikle Arap patronların futbol piyasasına girmesinden ve piyasayı allak bullak etmesinden rahatsız. Yeni gelecek kurallarla futbol dışı parayı engellemeyi planlıyor. Bunu ne denli gerçekleştirebilir, nasıl kontrol edebilir bilmiyorum. Yarın City, stadın isim hakkını sattım, değeri 1 milyar € derse ve başkan cebinden kulübe 1 milyar verirse UEFA buna ne der? Ne diyebilir? Bilmiyorum. Bunları engellerse City'nin geleceği çok karanlık.



Bugün City'de kadrodışı bırakılan Tevez haftalık 180,000 pound kazanıyor. Kulübün en fazla kazanan oyuncusu. Tottenham'da kiralık oynayan Adebayor'un maaşının yarısını City ödüyor. Haftalık 75,000 pound. Arsenal'in en fazla kazanan oyuncusu RVP'den daha fazla kazanan 7 oyuncusu var. Üstelik bunların arasında Kolo Toure de var. Arsenal'den gelen Clichy 90,000 kazanıyor. Bu para Arsenal'de en fazla kazanan 2. oyuncu yapardı onu. Clichy'nin ayrılmasına şaşırmamak gerekir. Bunlar oynayıp da kazananlar, bir de oynamadan cep dolduranlar var. Bridge 80,000 kazanıyor haftada. Bu para onu Man Utd'da en fazla kazanan 6. oyuncu yapardı mesela. Santa Cruz için hala haftada 45,000 kenara ayırması gerekiyor. Bugün City'den oyuncu almak zor. Real'den, Barça'dan alırsınız City'den alamazsınız. Haftalık ücretler o kadar şişmiş ki, o parayı verecek takım az bulunur.


Bu sebeple City elindekileri satamıyor. Neden satamıyor. Birinci neden bonservis istiyor ve almak isteyen takım City'nin satmak zorunda olduğunu bildiği için para vermeye yanaşmıyor. Mezarcılık yapıyor kısacası. İkinci neden de oyunculara aynı parayı verecek takım çok fazla çıkmıyor haliyle. Gareth Barry ben gidiyorum dese, aynı parayı kazanacağı kulüp bulamaz. Yaya Toure bugün Gerrard'dan, Nani'den, Terry'den, Lampard'dan çok kazanıyor. Allah arttırsın ne diyelim...


Yarın, bugün kadar olmasa da yine oyuncu alınacak ve yine ikna metodu para olacak. van Persie için kese açılacak ve bu sefer Dzeko bir başkasına kiralanacak. Para kimin umrunda? Kimsenin...

Hiç yorum yok: