29 Aralık 2008 Pazartesi

Can çıkar huy çıkmaz


Futbolculuğu sırasında spor sayfalarından çok magazin sayfalarında göründü hatta 2. sayfa haberlerinde göründüğü bile olmuştur İngilizin. Bugün farklı mı sanki, hala geçmiş yıllarından farksız hayatını devam ettiriyor Gascoigne.

Ettiriyor dedim; umarım ettiriyordur demeliydim. Zira Noel'den beri haber alınamıyormuş. Daily Mail 'in haberine göre Noel'i yalnız geçirmiş; otel odasına sarhoş dönmüş -ki Gascoigne'i sarhoş edebilmek için kaç galon alkol gerektiğini siz hesap edin-, sonrasında ise hiç kimse görmemiş İngilizi.

Sonu böyle bitsin istemem açıkcası...

Zalayeta


Juventus'a oynamış futbolcular arasında en sevmediklerim listesini yapsam ilk 5'te kesin yer bulur Zalayeta. Juve'yi bildim bileli o vardır, ama hiç oynamaz. 5 maçta bir kez yedekten girer o kadar. En fazla ardarda kaç maç oynamıştır acaba?

Yıllarca yedek bekledi ama siyah-beyazlı formanın kendisi için 2 beden büyük olduğunu farkedemedi Uruguaylı. Arada kiralık yollandı ama sonra yine kulübeye döndü. Neyse ki sonunda yolladı; Uruguaylı Napoli yolunu tuttu...

Zalayeta ile Espanyol'un ilgilendiğini okudum. Ne yapacaklar çok merak ediyorum. Napoli'de oynamamasına rağmen transferin zor olduğunu söylüyor SKY. Napoli neden vermez, Espanyol neden ister. Acaba Zalayeta'da 30 yaşına kadar keşfedilememiş benim göremediğim bir cevher mi var?

28 Aralık 2008 Pazar

Annesi öyle diyor


En son transferi konusunda Ronaldo'nun annesine sormuşlardı; şimdi de milli takım tercihi konusunda Amauri'nin annesini rahatsız etmişler. Brezilya basını annenin Brezilyalı olmasına güvenip; Amauri'nin de anne sözü dinleyeceğini umup sormuşlar kadıncağıza. Anne Amauri Brezilya basınını ters köşeye yatırmış anlaşılan...

"My son should play for the Italian national team. Italy gave him everything and Italian football made him what he is today. In the past, nobody in Brazilian football ever believed in his skills. .... Being Brazilian, he would like to play for Brazil and I would of course be glad if he did, but I believe that he should play for Italy"

İngiltere'de futbolcu olmak


Derbi haftasında çok denk gelir. Perşembe UEFA maçı olur birinin; diğer hafta salı da diğerinin şampiyonlar ligi maçı olur. Federasyon cumartesi mi pazar mı oynanacağını kestiremez. Birisi cumartesi der diğeri pazar. 1 gün cebe kalsın hesabı. "3 günde 2 maç mı oynanır kardeşim" der başkanlar. Hatta böyle durumlarda maçın ertelendiği bile olmuştur...

İspanya'da, İtalya'da ya da başka bir yerde bizdekine benzer kavgalar oluyormu bilmiyorum ama İngiltere bu konuda eli öpülesi ülke. Cuma-Pazar maç yaptılar bana mısın demiyorlar. Zaten dünya kadar kupa maçları var; Premier lig desen 20 takım; Takımları Avrupa kupalarında şubatı kesin görüyor; Hal böyle olunca takvim sıkışıyor da sıkışıyor. Sonra da 3 günde 2 maç gayet normal...

Sonra Premier Lig topçusu neden çok kazanıyor diye ağlamasın kimse....

"Sevgi Eylem Gerektirir"

Başlık, Türkiye Süper Ligi'nin ateşli ve ender taraftarlarından olan Eskişehirspor taraftarlarının bir protesto organizasyonu sloganı. Ligin son haftasında yaptıkları Trabzonspor maçı sonrası yaşanan facia ile başlattıkları protesto organizasyonunu bugün öğle saatlerinde TFF'nin 4.Levent'teki binasında toplanarak devam ettirecekler. Protesto da amacın, Trabzonspor gibi sadece puanlarımız çalındı tarzı bir yaklaşımın olmadığı, futbolda birlik ve eşitliğin sağlanmasını istediklerini, her takımın bir turulması gerektiğini ve Türk futbolunun gelişmesinin buna bağlı olduğunu belirtiyorlar. Tabi özellikle Trabzonspor maçından sonra gelmesi bu protestonun ligin ilk yarısında ki maçlarda kaybedilen puanlarında etkisi olduğunu gösteriyor.

Eskişehrisporluların yüksek Eskişehisporluluk bilinci içinde hareket ederek, tüm Anadolu takımlarını temsili olarak gerçekleştirmeyi planladıkları protesto da, Boğazın Kırmızı Şimşekleri adıyla kurulan İstanbul'da yaşayan Eskişehirlilerin etkin rol alacağı ve Eskişehir'den de otobüsler ile taraftarların geleceği de belirtiliyor. Bu kadar özenli ve düzenli çalışan Kırmızı Şimşekler'i buradan tebrik ediyorum (Trabzosnpor'un yaptığının aksine). Her ne kadar medyada yer bulamasalar da bazı şeylerin değişmesi açısından bir ilki gerçekleştirdikleri için de teşekkürlerimi sunuyorum.

27 Aralık 2008 Cumartesi

Zenga güveniyor


Dica sevdiğim oyunculardandır. Romanya'da oynarken yolunun Türkiye'ye düşmesi ümidindeydim. Luce ülkemizde olsaydı 10 kere getirmişti; Ukrayna'da parayı görünce ucuz oyunculara itibar etmez oldu yoksa Shakhtar'a da götürürdü Rumen'i...

Rumenlerin Ronaldinho'sunu sene başında Catania almıştı; Zenga bir dönem Romanya'da çalışmış olmanın avantajını kullanmıştı...

Dica gitti gitmesine ama yedeklikten bir türlü kurtulamadı. İlk dönem beklenenin çok altında performans sergilemesi geri mi dönecek dedikodularını yaydı; hatta bir ara kendisi de döneceğinin sinyallerini vermişti. Ancak yeni bir sayfa açacak gibi görünüyor 10 numara. Zenga Rumen'e tam destek veriyor. O bizim 10 numaramız diyor; oynamasa da...

"Our number 10 must know that his future is at Catania and not in the Liga 1. I have talked to him many times and I hope that he will understand that at this moment there are not the conditions for a transfer to Romania. Nicolae knows how much I respect and admire him, and I am sure that he can be very useful for us in the second part of the season".

26 Aralık 2008 Cuma

NAH BEAT LA!


Yeni Noel geleneği olan Lakers-Celtics maçında Lakers maçı Gasol'un son dakikalardaki inanılmaz performansı ile kazandı.Celtics'in 19 maçlık kazanma serisi bu maçla bitti. Gasol büyük topçuymuş bugün bunu gördük. Zen Master'da 1000. galibiyetini aldı helal olsun.. Beat LA diye bağıran keltlerede selam ederim, Staples'dan çıkış yok!

25 Aralık 2008 Perşembe

Git artık!


Arshavin'in menejeri Rus futbolcunun ocak ayında kesinlikle Rusya'dan ayrılacağını söylemiş.

"Andrei will leave Zenit for sure in January. We have received offers from Arsenal, Tottenham and Real Madrid".

Ayrılsın artık; sıkıldık Arshavin'in transfer dedikodularından. Kimin o bölgede oyuncuya ihtiyacı olsa adı geçer oldu. İmdadına yetişti herkesin. Avrupa şampiyonası sonrası çıtayı yüksek tuttu; Barçalıyım dedi ama Pep oralı bile olmadı. Piyango golcü Pavluchenko bile gitti, takımın asıl yıldızı evinde kaldı.

Arsenal, Tottenham ve Real Madrid talipleri arasında görünüyor. En azından menejeri öyle demiş. Madrid kolay sakatlanan oyuncular kervanına bir yenisini daha eklemeye niyetli anlaşılan. Tottenham'a gitmesi için tek neden hemşerisi; bir ikinci neden bulamıyorum. Arsenal; Hleb'in yerinde oynatabilir...

Bas Bas paraları Diarralara


Mijatovic:
Presi... you want me to burn another 19 million for that Diarra guy?

Calderón:
Burn Pedja, burn! Being twelve points behind the culés has made me feel icecold.

Turbo.. Turbo.. Turbo..

Ayabakan'ın şampiyon at olup çıkması sonrası, acaba Kafkaslı'yı geçebilir mi soruları kafalarda dolanmaya başlamıştı. Sorular sorula dursun, piste çıkan Ayabakan cevapsız bir soru bile bırakmadı. Evet gerçek şampiyon Ayabakan'dı. Tam bu düşünceler hakimken, yeni bir arap tayı geliyordu ağır ağır. Adı Turbo, sahibi fanatik Eskişehir'li Erdin Düzarat'tı. İlk yarışını koştuğunda tay, kimse beklemiyordu uzak ara kazanmasını. Herkes şaşırmıştı. Tay her koşuya favori çıktı, kazandıkça kazandı. Ankara demedi, İzmir demedi, İstanbul demedi, kum demedi, çim demedi... Karataş'ın siyah-kırmızı formasıyla, tam 13 yarışı kayıpsız atlattı. Artık akıllarda tek soru vardı. Acaba Ayabakan'ı geçebilir mi? Yarışseverlerin bir kısmı Turbo derken, büyük kısmı Ayabakan efsanesinin geçilmeyeceğini düşünüyordu. İki tarafta geçlüydü, ta ki Ayabakan'ın akılalmaz sakatlığına kadar. Şimdi malesef podyum Turbo'ya kaldı. Şimdiden efsane denilmeye başlayan Turbo'nun rakipsiz kalması iyi mi kötü mü bilemiyorum ama 13 yarışın 11'ini 'uzak' ara kazanmış bir atı izlemek ayrı bir keyif verecek... Umarım Ayabakan'a benzemez, ayağı sağlam basar...

23 Aralık 2008 Salı

Ayabakan n'aptılar sana?

Ne yazık ki iananılmaz ihmalkarlıklar sonucu ön ayaklarından biri kırıldı şampiyon atın.

Şampiyon at hayatında ilk kez 2800m koşuya katılmaya zorlanmış, diğer şampiyon atlardan İzbatur ve Kafkaslı karşına çıkarılmış ve resmen sakatlanmasına göz yumulmuş. Bu konuda farklı spekülasyonlar yapılmaktadır:

1.si jokeyi Halis Karataş'ın yarıştan önce atın sahibine, ayabakan'ın sakat olduğunu söylmesi, fakat şihis şimşek'in megolomanlığı yüzünden atı zorla koşuya sokması.
2.si yine Halis Karataş'ın atı sakatlandığını bile bile zorlaması ki izlendiğinde gerçekten at son 400e kadar zorla koşturuluyor izlenimi yarattı bende.
3.sü daha 3 yaşındaki bir atın 2800m gibi bir uzun mesefa koşuda hemen diğer yaşlı şampiyon atların karşına çıkarmanın zaten yanlış olduğu bilinmesine karşı, yarışa sokulması...

Bundan sonra ne olacak? Ayabakan'ın ameliyat edilmesi ve ön dizlerinden birine platin koyulması planlanıyor ve eğer başarılı olursa en iyi ihitmalle 1 yıl sonra pistlere dönecek. Tabi bundan sonra ne kadar başarılı olur orası meçhul.

Ayabakan tüm arap atlarının içinde farklı bir yere sahipti. Özellikle son sprintleri ile tüm yarışseverlerin kalbine taht kurmuştu. Bu sakatlıkla açıkçası ağlayanı bile olduğuna eminim. Yavuzhan'dan sonra gelmiş geçmiş en iyi arap atıydı kanımca. Geri döneceği günü iple çekiyorum...

22 Aralık 2008 Pazartesi

Mourinho sıkıntılı


Kadro kalabalık ama elverişli değil. Mourinho özellikle hücum hattında büyük sorun yaşıyor. Ibra'nın yanında oynatacak istediği gibi bir adamı yok. Balotelli teknik olarak iyi ama Portekizli, genç yıldızın davranışlarından memnun değil. Crespo istenmemesine rağmen ikinci dönem de Milano'da kalacak gibi görünüyor. Adriano, disiplinsiz ve şu anda oldukça formsuz. Cruz eldekilerin en iyisi görünüyor ama o da Mourinho'nun istediği düzeyde değil...

Olası bir Acquafresca transferinin muhteşem olacağını yazmış La Gazzetta...

Dragbo gitse; Drogba-Ibra nasıl olur acaba?

21 Aralık 2008 Pazar

Trabzon da artık İstanbul'lu oldu!

Ligimizde enteresan olaylar yaşanıyor bu sene. Her hafta 3 büyükler diye adlandırılan İstanbul'un büyük takımlarının lehine verilen gollere karşılık, diğer kulüplere verilmeyen goller, penaltılar konuşulurken, bugün yine bir skandal hakemle karşılaşmak üzdü beni.

Bütün hafta boyunca Trabzonspor camiasıyla, taraftarıyla, spor yazarıyla ağladı durdu. Hem de ne ağlamak. Sonuçta noldu? Hakem kazandırdı işte maçı. Ee yani? Şimdi ne farkı kaldı Trabzonspor'un İstanbul'un büyüklerinden? Hani nerede Anadolu Külüpleri'nin büyük temsilcisi? Nerede İstanbul'a kafa tutan onurlu Trabzonspor? Yazık oldu bugün Trabzon'a da Eskişehir'e de...
Maçtan sonra konuşan futbolculardan Esesli Tayfun Türkmen'in de konuşması sanırım Türkiye futbol tarihinde önemli bir yer alacak konuşmalardan biriydi, bu konuda Erman Toroğlu'nun yorumu üstüne bir şey demiyorum, saygıyla kabul ediyorum.

Bir eleştiri de LigTv'ye. Yayınladıkları maçlardaki yorumcuları daha iyi seçmeliler. Hadi taraflı yorumcu seçiyorsun bari komiklikler yapanını seçme. Trabzon'un maçlarında Serdar Bali'yi çıkarmışsın, adam %100 taraflı, hani mahallede futbol tartışması yaparsın ya, adam o ağızla yorumluyor maçı, arada Melih Gümüşbıçak'ın gülmemek için zor tuttuğunu gördüm, üzüldüm adama.

20 Aralık 2008 Cumartesi

Yaş küçültme


Sporda her hangi bir branşta lisansı olanlar iyi bilir bu yaş küçültme hikayelerini. Her türlü spor dalında vardır bu pislik. Bir alttaki takımda oynayabilsin diye yaş küçültülür, kimisine itiraz gelir, kemik yaşına bakılır, bir şey çıkmaz, uzar gider...

Genelde Afrika kökenli sporcularda karşılaşılır bu duruma, Rigobert Song'un olduğundan 4-5 yaş büyük olduğu Mutombo'nun 40'ını çoktan devirdiği iddia edilir. İddia edilir ama öyle kalır...

Bu sefer öyle kalmamış, üstelik Afrika kökenli de değil zat-ı muhterem. Konuğumuz Çinli basketbolcu Yi Jianlian. Resmiyette 87 doğumlu ama gerçekler acıdır hesabı 84 olduğu iddia ediliyor. Çin hükümeti ile Çin Spor Bakanlığı arasında süren yaş küçültme davasında piyango Jianlian'a vurmuş.

Bakalım FIBA ve NBA yönetimi ne der bu işe...

P.S. Fotoğraf da Jianlian'ın lisansı olsa gerek; yaşı ya da doğum günü nerde yazıyor en ufak bir fikrim dahi yok...

Arsenal - Roma


Arsene Wenger sakin, rakibini küçümsemeyen, biraz da gaz veren cinsten bir açıklama yapmış; De Rossi, Aquilani, Perrotta, Taddei ve Baptista iyidir ama Totti bir başka demiş...

The clash against AS Roma will be quite interesting and very balanced. AS Roma have excellent players like De Rossi, Aquilani, Perrotta, Taddei and Baptista, but the star is Francesco Totti, he is the team's guiding light".


Wenger'in övdüğü Totti de maçın önemine uygun konuşmuş...

The game against Arsenal will be hard and fascinating. I look forward to it."

Spaletti ise diğer İtalyan takımı hocalarından farksız konuşmuş. Mourinho ile Ranieri mwmnun olurda ben memnun olmam mı kuradan dercesine Arsenal ile eşleştikleri için hoşnut olduğunu söylemiş. Son kısımda da Arsenal'in gençleşme politikasını övmüş; madem hoşuna giden bir politika neden sen de yapmıyorsun hocam...

"We were looking forward to facing a top club. Now that we got Arsenal, we are glad and we are ready to face them without fear. I am pleased with getting Arsenal, it will be another opportunity for myself and my players to show what we are made of. .... I like Arsenal's policy : it is a good thing to rely on young players. Many of Arsenal's youngsters will become big stars".

Juventus - Chelsea


Bir diğer eşleşme de Juve-Chelsea...

İtalyanların kuradan herhangi bir memnuniyetsizliği yok. Ranieri memnunum demiş. Son dönemdeki performans düşüklüklerine aldanılmaması gerektiğini söylemiş. Sonra da Fatih Terim'in "ben Milan'dayken..." edasıyla "ben Chelsea'deyken..." diye sürdürmüş konuşmasını...

I am very pleased about facing Chelsea. .... I will not underestimate them despite their recent negative results. They have quality players and we must be 100% ready to beat them. .... Since I was there, Chelsea have grown so much in every aspect. Before the arrival of Roman Abramovich, Chelsea were not prepared to compete at the top level. But, I recall we qualified for the Champions League anyway, even without significant financial means. Than, money came in through Abramovich, who chose to purchase Chelsea because they were already qualified to the Champions League".

Juve'nin spor direktörü Secco da korkmadıklarını yinelemiş; Juve kanadı Real ve Zenith maçlarındaki performanstan memnun olsalar gerek güvenle bakıyorlar takıma...

"We respect every opponent, but we fear no one. In the group stage, we did great and defeated Real Madrid and Zenit. I am optimistic for the games against Chelsea in February. Moreover, many of our key players will recover from their injuries soon. I am referring to : Buffon, Poulsen, Camoranesi and Trezeguet. With them, we will be even stronger than now".


Scolari ise daha temkinli; rakip farketmezdi, bütün takımlar iyi...

"It is a normal reaction, we need to play two games. A,B or C is the same for us. It is two big clubs and 16 big clubs in this time. We need to play and need to win. The players when they received the news about Juventus think it is ok, it is difficult but we have a chance."

Taraftar ise turdan umutlu sitedeki ankette %77 tur bizim demiş...

Inter - Man Utd


Şampiyonlar Ligi'nde 3 İtalyan 3 İngilizi çekince güzel maçlar izleme fırsatı doğdu bizlere. Söz konusu İtalya-İngiltere olunca takımların ve ülke basınlarının tepkileri de ayrı bir güzellik katacağa benziyor...

En çok merak edilen İngiltere'de görev aldığı dönemde basının gözünün önünden ayrılmayan polemik adamı Mourinho ile Kırmızı şeytanların lafını esirgemeyen hocası Ferguson'un tepkileri.

Mourinho zor kura çektik diye ağlayacak cinsten değil elbette. Yine bilindik açıklamalar yapmış ama bu kez rakibini küçümsemeden. Zor kuradan memnun, Fergie ve Ronaldo'ya övgüler. Sonunda da eklemiş iyi maç olacak...

"I am pleased with the draw. I wanted to face the best team and I got it. It will be exciting to play against the Red Devils; they have a great player like Cristiano Ronaldo and a great coach like Alex Ferguson. .... I have wonderful memories from my previous encounters against the Red Devils and I am always glad to go to Manchester and to Old Trafford. .... It will be fantastic playing against Manchester United in Milan too, the San Siro stadium will be packed".

Ferguson da önceki gün bütün stresini Calderon'a boşaltmış görünüyor. Daha temkinli, işini ciddiye alır nitelikte. O da kendine yakışanı yapmış Portekizliden övgüyle bahsetmiş...

It will be interesting to come up against Mourinho again. He has a strong personality and was always hard to face. I still remember when Porto eliminated us (in 2004). .... Inter Milan are a tough team, especially when they play at home. .... We need complete concentration against teams like Inter Milan. We will need to play like we did against Barcelona in last season's Champions League semifinal".

Basın için iyi açıklamalar değil bunlar; daha maçlara çok var, özellikle İtalyanlar arayı kızıştırmasını bilir...

Calderon vs. Ferguson


Calderon'dan cevap gecikmedi; Başkan, Ferguson kadar sert değil, daha ılımlı, biraz sitemkar. İnceden de laf giydirmemiş değil hani...

"Ferguson is right, there is no agreement between the two clubs, but it's sad that a professionist like Ferguson makes such declarations. Insulting our rivals is not part of our style".

Danny Cavanagh ile Anathema Akustik Gecesi

Türkiye'nin efsanelerinden biri olan Anathema adı yine duyulmaya başladı. Daha önce kemancı'da gerçekleştirdikleri akustik geceye benzer bir konseri bu sefer YTÜ'de verecek olan gruptan sadece Danny Cvanagh'ın geleceği söyleniyor. 27 Aralık Cumartesi günü YTÜ Beşiktaş Oditoryum'unda, saat 21.30'da ki konserin biletleri biletix'ten satılacak ve fiyatı da 24YTL olacakmış.

Anathema'nın yıllardır beklenen yeni albümünün hala gelmemiş olması, sanki yeni bir albümmüş gibi piyasaya sürülen Hindsight isimli, eski şarkıların akustik versiyonlarının ve konser kayıtlarının olduğu albümün sonrasında galiba hadi biraz tanıtım yapayım da siz de sıkılmayın der gibi geliyor Danny. Yine de sempatiklikleri yeter Türk insanı için. Yarın Anathema gelse, Yeni Melek full çeker...

19 Aralık 2008 Cuma

UEFA Kupası eşleşmeleri


Paris St Germain v Wolfsburg
FC Copenhagen v Manchester City
NEC Nijmegen v Hamburg
Sampdoria v Metalist Kharkiv
Braga v Standard Liege
Aston Villa v CSKA Moscow
Lech Poznan v Udinese
Olympiakos v St Etienne
Fiorentina v Ajax
Aalborg v Deportivo La Coruna
Werder Bremen v AC Milan
Bordeaux v FC Galatasaray
Dynamo Kiev v Valencia
Zenit St Petersburg v VfB Stuttgart
Marseille v FC Twente
Shakhtar Donetsk v Tottenham


Galatasaray geleneği bozmadı ve yine Bordeaux çekti. Eğer elerse ikinci rakip yine Hamburg...

Son maçta çıkan PSG'ye dişli Alman geldi. Misimovic-Dzeko sıkıntı yaşatır PSG savunmasına. Bir diğer Alman Stuttgart zor kura çekti; gelebilecek en iyi takımlardan birisi geldi. Zenith grup maçlarında yeterli puanı alamasa da iyi oynamıştı; son şampiyon yine final oynayabilir. Bremen, en istemediği kurayı çekmiştir. En iyi maçlardan birisi olmaya aday Bremen-Milan.

İngilizlerden beleşten UEFA'ya katılan City kolay kura çekti. Kopenhag'ın zorlayacağını düşünmüyorum. Grup 3. lerinin en korkulanı Aston Villa'yı kayıpsız lider CSKA çekti. Ortada bir maç. İngiltere hayalleri olan Love için kendini gösterme fırsatı. Londra ekibi Tottenham ise Şampiyonlar ligi'nde bir türlü istenen başarıyı yakalayamayan Luce'nin Shakhtar'ıyla eşleşti. Zevkli maçların ardından Spurs bileti almaya daha yakın.

Son dakikaların takımı Metalist; liderlerin en kötüsü; 3 golle alınabilecek maksimum puanı alan Ukraynalılar zor kura çekti. Sampdoria'nın Ukraynalıların oyununa düşeceğini sanmıyorum. Son 10 dakikaya bırakırlarsa işleri yaş tabi. İkincilerin şanssızı Ajax, mor menekşeleri çekti. Ajax eski formundan çok uzak; Fiorentina'da aksine formda. Lech dirençli takım ama Quagliarella-Di Natale sağlam adamlar.

UEFA'nın iki sürprizi Braga ile Standart'ın eşleşmesi ilginç oldu. Olympiakos-St Ettien ortada. Yunanistan'da iyi dışarda kötü bir Olypiakos var. Şampiyonlar Liginden gelenlerin en kekini Deportivo çekti; Valencia yedek çıkma geleneğini bırakmazsa Kiev affetmez.

Galatasaray-Bordeaux klişeleşti artık. Her ikisi de geçen seneye göre daha güçlü. Hücum hattı iyi savunma hattı kısmen vasat iki takım. Cavenaghi son dönemdeki en iyi futbolunu oynuyor. Gourcuff gitmezse büyük sıkıntı. Diarra ise yıldırır. Diğer tarafta Lincoln-Arda-Kewell-Baros kare ası var.

UCL 2.tur


Chelsea - Juventus
Villarreal - Panathinaikos
Sporting Lizbon - Bayern Münih
Atletico Madrid - Porto
Lyon - Barcelona
Real Madrid - Liverpool
Arsenal - Roma
Inter - Manchester United

Çeyrek final için İtalyan-İngiliz düellosu olacak. Juve’nin Chelsea ile eşleşmesi hiç hoşuma gitmedi elbette ama Juve bu gruptan çıkmasına bile şüpheyle bakıyorlardı ama Real’i içerde dışarda devirince lider çıktı. Favori mavililer ama Juve sürpriz’e çok açık.
Mourinho, Manu kurasından pek hoşnut değildir; daha oturmuş bir kadroyla ve özellikle Ronaldo ile Manu bir adım önde. Arsenal-Roma eşleşmesinde de İngilizleri favori görüyorum ama her ikisinin de çok dengeli olmaması Roma’yı çeyrek finale taşıyabilir.
Real hariç İspanyollar kuradan memnun olsa gerek Atletico için Porto gelebilecek en kolay takım; Villarreal için de PAO. Liderlerin en kek ikisini İspanyollar kaptı. Barça Lyon’u her türlü geçer; L’pool Real’i affetmez. Real ara transferde dünyaları alsa Kırmızılar tur atlar.
Munih’e diyecek lafım yok. Şans yine yanlarındaydı. Çeyrek finalin en kestirme yolundalar…

Sir kızgın


Fergie sert konuşmuş; hani haksız da değil. Yıl ortasında ara donem dahi değilken çıkan dedikodular Sir`un canını sıkıyor...

"Do you think I would enter into a contract with that mob? No chance. I would not sell them a virus. There is absolutely no agreement at all between the clubs"

18 Aralık 2008 Perşembe

Tuncay Şanlı


Superstar olacağı Fenerbahçe'ye ilk geldiğinde söylenmişti. Gerçi kimlere denmedi ki... Çok koşan, yorulmak nedir bilmeyen, gününde oldumu iyi de atan, attıran Türk futbolu için önemli bir futbolcudur Tuncay.

Geçen yıl, Fenerbahçe'den ayrıldığı için olumsuz tepkiler almadı değil; yok efendim Fenerbahçe gibi bir takımda Şampiyonlar Liginde çeyrek final oynamak varken; İngiltere orta sıralarında UEFA yolu gözleyen takıma gidilir miymiş...

Gidilirmiş...Tuncay İngiltere'de futboluna çok şey kattı. Bunu milli takımda daha net görebiliyoruz. 2 yıl önceki Tuncayla bugünkü Tuncay arasında çok fark var. Eskiden, Tuncay'ın en zayıf noktası olan oyun zekası tartışılırdı, artık o da tartışılmıyor. Bugün benim gözümde Kuyt'ın bir gömlek altıdır.

Geçen haftadan beri ara ara Chelsea söylemleri çıkıyordu. Asparagas haber olma ihtimaline karşı pek değerlendirmemiştim. Ancak bugün Pogatetz'in The Sun'a verdiği demeç olayı doğrular nitelikte.

"Tuncay’s one of our best players and I’d understand if Chelsea made a serious offer and he considered it. He’d have to because they can offer Champions League football and a push for a Premier League title but hopefully he’ll stay. There’s always speculation about our best players in the transfer window. But it’s important to keep them and I am confident we can. It’s not always vital we sell."

Konuşulan bonservis bedeli 8 milyon £. Chelsea'de kulübede oturma ihtimali ağır bassa da mavi forma altında görmek isterim...

Big Sam Blackburn'de


Sene başında büyük umutlarla gelmişti Ince. Özellikle büyüklerin kıskacındaki Santa Cruz'un transferine engel olması büyük oynadığının kanıtıydı ama olmadı. Geçen hafta içinde Rovers ile yolları ayrıldı. Fergie'nin 3-4 veliahtından birisi olarak gösteriliyordu ama Blackburn'den sonra bir kez daha düşündürecek gibi...

Ince gitti yerine kim gelecek dedikoduları sona erdi. İngilizlerin Souness-Tugay gelecek söylemleri hem akla yatkın geldi; hem de Türk basını için tanıdık geldi. Hal böyle olunca haber Türk basınında da yankılandı; oysa ki Keane, Sunderland'den ayrıldığında yerine kimin geleceği bizim basının umrunda değildi.

Ince'in boşluğunu Big Sam ile doldurma kararı aldı yönetim. Allardyce benim tuttuğum antrenörlerdendir. Newcastle macerası hüsranla sonuçlandı ama Mourinho bile gitse o lanetli takıma o da farklı olmazdı. Sam'in Rovers'a gelmesinden çok Premier Lig'de tekrar görev alması sevindirdi beni...

Cenk Akyol'lu Samsung Reklamı


Evde bayram boyunca televizyon izlediğim için genelde izlemediğim reklamlarıda izleme imkanım oldu. Samsung'un genellikle Basketbol maçları arasında yada Ntvspor ve NBAtv gibi kanallarda çıkan Cenk Akyol'lu reklamını birçok kez izleme fırsatı buldum. Belki biraz eski bir reklamdır bilemiyorum ama çok kötü olduğu açık. Bir kere reklamın başında bir süre gösterdikleri Cenk Akyol gibi büyük hayal kırıklığı yaşatmış bir oyuncunun şuta hazırlanırken arkadan gelen "Hiçbir hayal ulaşılmaz değildir" sözünü takiben Cenk'in şutu kaçırması Cenk ile dalga geçmektir. Cenk dışında bu reklam için bir çok başka oyuncular kullanılabilirdi. Onun dışında şut kaçtıktan sonra ribaundu alan ve smaç yapan Kerem Gönlüm'ü insan zor tanıyor. Yani Cenk şutu çekmeden Cenk'i gösterdiği kadar Kerem'i de gösterse reklam kişileleşmeyecek ve ulaşılmak istenen hayallerin takımın hayalleri olarak gösterilmiş olacaktı.

Reklamın videosu : http://tr.samsungmobile.com/footer/press/tvAdsList.do

16 Aralık 2008 Salı

Totti dönüyor


Dünya Şampiyonu İtalya'nın şampiyon hocası yine yüreklere su serpmiş. Bir Mustafa Denizli tadı var Lippi'de de. Hem taraftara, hem yönetime, hem de futbolculara temiz güven veriyor. Yine ağzından bal damlamış...

Öncelikli soru elbette çapsız Cassano olmuş. Onu bir daha almayacağımı düşünmesin demiş ve ardından bu konuda daha iyimser olmalı diye de eklemiş.

Milli takıma tekrar dönme sinyali veren Totti konusunda ise oldukça mutlu.

"I am very pleased that Totti said he would accept a return to the Italian NT if I were to call him. I always had and still have a great bond with Totti. We will always remain on good terms and in contact".

Totti İtalya milli takımı için çok önemli bir isim elbette ama adama neredeydin diye sormazlar mı? Canım istedi oynadım, vazgeçtim bıraktım, geri döndüm; çocuk oyuncağı mı bu? Son şampiyonada olsaydı daha farklı bir İtalya olmaz mıydı?

Milli takımın başarısını düşünürsek Totti'den vazgeçilmez ama disiplini ön planda tutarsak Totti bir daha o kampa asla girmemeli. Ben disiplinden yana olurdum heralde. Lippi olsaydım ne Nesta'yı ne de Totti'yi düşünürdüm...

Lippi son olarak yine gençlerden bahsetmiş. Juve muhabbetini de ihmal etmemiş...

"We are still World champions until 2010 and we want to win again. In the future, we can count on young players who are doing very well now. I am impressed with Juventus youngsters like De Ceglie and Marchisio. For the 2010 World Cup, I plan to create the right mix between the older top players and the best young talents without ignoring some of the veterans who were essential in the 2006 World Cup".

Kürkçü dükkanı


2 ay önce Lyon'a yenilince Becali faturayı Lacatus'a kesmişti ama yerine gelen Dorinel Munteanu'ya 2 ay dayanabildi. Munteanu'ya yol verilince yerini tanıdık bir isim aldı; Lacatus...
Buyur burdan yak... Bir anlık gazla suçlu ilan edip sildiğin adamı tekrar almak... Türkiye'de olsa başkan giderdi heralde. Tükürdüğünü yalamak derler buna ya da zararın neresinden dönersek kardır mı desek?

13 Aralık 2008 Cumartesi

Takaslar ve Kovulanlar


Bayram boyunca hareketlik devam etti NBA'de. İki takas vardı aynı günde. Açıkcası uzun zamandır bu kadar hareketli başlayan bir sezon görmemiştim. Suns-Bobcats arasında Jason Richardson+Jared Dudle = Raja Bell+Boris Diaw+Sean Singletary gibi bir takas olmuş. Açıkcası takas iki tarafada ne katıcak ben anlamadım. Suns J-Rich gibi savunmaya takılmayan bir adamı Raja Bell gibi ilk beşte savunma yapan tek adamı da vererek aldı. Zaten sıkıntılı olan savunmayı hepten çöpe attılar. Üstüne zaten dar olan benchde çok yönlülüğü ile en azından önemli bir zenginlik katan Diaw'ı kaybettiler. Bobcats için ise takıma hücum anlamında tatmin edici katkı verebilen tek oyuncu olan J-Rich i kaybetmesine anlam veremedim.
Diğer takas ise üç takım arasında olmuş. Wizards Javaris Crittenton ve Mike James i alıp Hornets e Antonio Daniels'ı Memphis e ise Memphis'den daha önce aldıkları birinci tur draft hakkını vermişler. Açıkcası çoğu kişi takasın kaybedenini Wizards olarak söylesede ben öyle düşünmüyorum. Açıkcası Javaris Crittenton 'dan çok şey bekliyorum. Gelişme durumuna göre Barbosa-Baron Davis arası bir oyuncu olacak bence. Ancak zaman ve şans tanımak çok önemli. Mike James'den ise hiç birşey olmaz. Artık Avrupa'ya dönme dışında başka bir tercihi yok bence. Memphis ise daha önce saçma bir şekilde (navarro takası) Wizards'a veridiği draft hakkını geri alarak hatasının telafi ederek zaten parlak olan geleceği için önemli bir adım daha attı. Hornets ise Mike James yerine çok daha iyi olan Daniels'ı alarak benchini kuvvetlendirerek doğru bir hamle yaptı.

Açıkcası hoca kovulmalarıda bu sezon daha erken geldi. Önce Carlesimo Thunder dan daha sonra Sam Mitchell Toronto'dan ondan sonra ise Randy Wittman Timberwolves'dan kovuldu. Bugünde Maurice Cheeks Philadelphia'dan kovulmuş. Yeni koçlardan en enteresanı tabi ki Timberwolves organizasyonunun en nefret edilen adamı olan Kevin Mchale. Genel Menejerliği elinden alınmış Allahtan. Takımı ne hale getirdi bari takımın geleceğine daha fazla zarar vermesin.

11 Aralık 2008 Perşembe

2. tur öncesi


2. tura kalan 16 takım; bunların 4'ü İngiliz, 4'ü İspanyol, 3'ü İtalyan. Geri kalan 5 takımın ise 2'si Portekiz takımı ve 1'er tane de Fransa, Almanya, Yunanistan temsilcisi var. İngilizler geçen yıl da darbe vurmuştu bu yıl da tam gaz gidiyorlar; zaten kimse onların elenmesini beklemiyordu, hatta Chelsea ve Arsenal'in grup 2.si olması sürpriz olarak nitelendirilebilir. Bu yıl boğalar da 5. viteste gidiyorlar. Son 16'nın en büyük sürprizi Yoncalar gibi görünüyor...



Chelsea-Inter-Real Madrid ve Arsenal grubun favorisi olmasına rağmen 2. sırada tamamlayabildiler. Bu da demek oluyor ki 2. turda sağlam maçlar izleyeceğiz. Özellikle Chelsea'nin zor bir dönem geçiren Roma'nın arkasında kalması Rus patronun canını sıkabilir. Olası bir Barça eşleşmesi Chelsea'yi eve erken yollayabilir. Ya İnter'e ne demeli. Canı sıkkın bir diğer patron da Moratti gibi görünüyor. Üstelik İnter, Roma gibi bir takımın değil, Pana'nın arkasında kaldı. Real Madrid'in Juve'nin arkasında kalması benim için sürpriz olmadı; tamam Juve'de ahım şahım oynamıyor ama Real Madrid Perez dönemi bitti biteli dengesiz. Avrupa'da Real'den kupa beklemek hayal olur. Real bu yapıyla UEFA kupasını dahi alamaz...



Grupların yarısında favorilerin 2. olması, kura çekiminde liderlik avantajını biraz azaltmış görünüyor. 2 İngilizin 2. olması grup liderlerinin canını sıkabilir. Özellikle Panathinaikos ve Porto İngilizlerle eşleşmek istemeyecektir.

Hatta sonuç itibariyle 2. olmak bir bakıma daha avantajlı görünüyor. Zira olası eşleşmede gelebilecek Porto ve Pana var. Liderler için ise en kestirme yol Sporting'den geçiyor.



UEFA yolcularına bakacak olursak ilk gözüme çarpan Fiorentina elbette. Zanzi'nin tabiriyle Fenerbahçe'nin grubunda olsa güle oynaya çıkardı ama grubunda 2 "takım" olunca UCL büyük geldi Floransa'ya. Kiev grupta sonuncu olur demiştim; Fenerbahçe geçen yıldan uzak olunca UEFA kesti Ukrayna ekibini. Aab için UEFA büyük onurdur. İskoçya kötü günler geçiriyor. Diğer 3. ler ise gruplar belli olduğunda ben üçüncüyüm diyordu zaten. Bremen istikrarsızlık kurbanı, Marseille zor grup; Shaktar ve Zenit'in ise çapı UEFA zaten.

Beni en çok üzen de Anorthosis oldu elbette. Güzel futbol meyvesini vermedi. PSV ise gün geçtikçe kötüye gidiyor. 3-4 yıl önce olsa gruptan elini kolunu sallayarak çıkardı. Basel de kendisini ciddiye almayan Barça'ya dua etsin; 0'dan kılpayı yırttılar...

10 Aralık 2008 Çarşamba

Hildebrand Hoffenheim'da


Bundesliga alışık böyle takımlara. Bundan 10 yıl öncesinde Kaiserslautern Bundesliga'ya çıktığı ilk yıl şampiyon olmuştu. Bir benzerini şimdi Hoffenheim'den bekliyor Almanlar. Onlar da bu beklentiyi boşa çıkarmayacağa benziyor.

Şu anda ligde lider durumdalar; Ligin en büyük favorisi Munih aynı puanda averajla ikinci. Sene başında bu pozisyona gelebileceklerini belki kendileri bile tahmin etmiyordu ama Hoffenheim işi daha da ciddiye almaya başladı.

Ara transfer başlamadı ancak ilk transferini yaptı. Timo Hildebrand Hoffenheim'la anlaştı. Almanya'daki harika performansı sonrası Valencia yolunu tutmuştu ama Mestella ona yaramadı. Hal böyle olunca ülkesine dönme kararı aldı.

Hoffenheim için iyi transfer; Kendilerini Timo ile kısıtlayacaklarını sanmıyorum. Görünen o ki daha çetin bir dönem geçirecek Bundesliga..

Yurdumdan seçkiler#1

Arada bir yurdum insanının güzelliğini paylaşmak istiyorum.
İlki İzmir'de gerçekleşen bir olay...
Yaşlı amca belediye otobüsüne zorlukla biner. Elinde de bastonu ile ite kaka ilerlemektedir. Şöyle bir bakar ki önlerde oturacak yer yok. Arkalara doğru ilerler. Fakat yer yine yoktur. N'apsın amca? Bastonu otobüse çat çat vura vura gelir arkaya. Amca en arkaya gelmiştir ama bir Allah'ın kulu kalkmamıştır yerinden. Amca içinden o kadar da vurduk bastonu anlayan olmadı derken, genç bir çocuk oturduğu yerden, amca şu bastonun ucuna bir lastik taksaydın da kafamızı patlatmasaydın da rahat etseydik diyiverir. Amca duyduğuna ne desin dersiniz? İstifini bozmaz ve otobüsü kahkaya boğuverir. 17-18 yıl önce baban o lastiği taksaydı eğer şimdi biz de rahat ederdik.

Beschastnykh bıraktı


Bir çoğumuz kendisini Fenerbahçe'ye geldiğinde tanıdık. Adını okuyamasak da yazamasak da sevmiştik. Cümleyi bağlayamadığım için sevmiştik dedim zira ben sevmezdim...

Kariyeri öyle aman aman değildi Rus golcünün; her ne kadar Rusya milli takımının en golcü oyucusu olsa da. En iyi sezonlarını Türkiye'ye gelmeden önce geçirdi, Spartak'ın büyük golcüsüydü ama başka takımlarda o kadar başarılı değildi; tıpkı Fenerbahçe'de olduğu gibi...

Fenerbahçe'den sonra eve dönüş yaptı ve son olarak bu sene başında Kazakistan Premier Lig takımlarından Astana ile anlaşmıştı...

Beschastnykh futbola veda etti. Çok da şaaşalı bir veda olmadı. Bir dönem Türkiye'ye gelmese bizim de umrumuzda olmazdı...

9 Aralık 2008 Salı

"its impossible to win at Barça"


Sen misin bunu diyen? Var mıdır bir benzer açıklama Real Madrid tarihinde?

Yıl sonuna kadar görev Juande Ramos'un. Gelen gideni aratır mı bilinmez...

Marko Panteliç


Marko Pantelic, 97 yılında PSG' de Maurice ve Simone'nin gölgesindeydi. İlk 11 oyuncusu olmak için çok gençti zaten. O yıldan sonra adını sanını pek duymadım, ta ki Hertha Berlin'e gelene kadar. Bu süre zarfında geçen 8 yılın 5'inde hemen hemen hiç oynamamış, sonra Kızılyıldız'da kendini bulunca Almanlar kapmış.

O gün bugündür Hertha'da. Bundesliga'nın iyi golcülerindendir. Sevdiğim santrfor modelidir. Pantelic 30 yaşında Premier Lig'e göz kırpıyor. 4 büyükler ilgilenmiyor ama West Brom, Wigan, Everton ve Middlesbrough golcünün yolunu gözlüyor.

Transferi yankı uyandıracak bir transfer değil ama ya fiyatı... 1.5 milyon £. Daily Mail transferin bu civarda bir paraya gerçekleşeceğini iddia ediyor. İngilizlerin oyunculara değerinin çok üstünde para verdiğini düşünürsek, Pantelic'i alacak olan takım paranın yarısını kasada tutacak görünüyor.

Belki bir Everton'da bir Middlesbrough'da ilk 11 olması kesin değil ama WBA ve Heskey'i kaybetmesi muhtemel Wigan'da ilk 11'dir...

7 Aralık 2008 Pazar

Ayıp be kardeşim!


Yıllar önceydi, hangi sezon olduğunu hatırlamıyorum. Bir Şampiyonlar Ligi Barcelona maçıydı, ben futbolla ilgilenirdim, babam çok değil...

O gün beraber seyrediyorduk maçı, Barça yerden hızlı ve seri paslarla ilerliyordu. Babam çok etkilenmişti. Barça belki de hiç o kadar güzel oynamadı yıllarca, belki Ronaldinho'lu dönemde o tadı veriyordu ama onun dışında hele hele geçen sene o performanstan çok uzaktı ancak o gün bugündür bir futbol muhabbeti açılsa bana Barça'yı örnek verir. Öyle oynamak lazım der, haksız da değil...

Babam takip etmiyor ama Barça babamın istediği gibi oynuyor bu yıl. Aslında tüm Katalunya'nın istediği gibi. Göze hoş gelen futbol, bol gol, kırıcı skorlar...

Dün de Valencia'yı ezdiler, bir önceki hafta Sevilla'yı ezdikleri gibi. Dozer gibi önüne geleni eziyorlar, büyük küçük dinlemiyorlar, ayıp olur olmaz umrunda değil Pep'in talebelerinin...

Real'in bu sefer işi çok zor...

Yaş ortalaması


Mustafa Denizli gibi "Tartışmasız Dünya'nın en iyi defansıdır." demeyeceğim ama iyi defans olduğundan da şüphem yok. Lilian Thuram, müthiş Juventus sezonlarının ardından Barça yolunu tutmuştu, bu yıl başında da Barça'dan ayrılıp eve dönüşe karar vermişti. Kalp rahatsızlığı buna izin vermeyince ani bir şekilde futbola veda etti Fransız...

"Carlo Ancelotti wanted me and had asked me to make a decision until August 31st; I have also been to AC Milan training camp, but I was going to choose anyway PSG".

Milan'dan beklenen hareket de buydu zaten. Galliani ve Ancelotti takımın yaş ortalamasından endişelenmiş görünüyorlar. Pato geldi bir anda düştü; dengelemek lazım...

Ben nerde yanlış yaptım?


Cassano, olduğundan fazla değer verilen futbolculardandır. Bari'deki çıkışından sonra hemen hemen hiçbir şey yapmadı ama hep iyi yerlerdeydi. Milli takım konusunda ise Lippi arkasındaydı ama o da dayanağını çekmiş görünüyor...
Cassano kendi kendini sorgulamaya başlamış:

"I don't know why Lippi is ignoring me, but I think there's something wrong. .... I respect Lippi and he always told me he kept me under consideration for future call-ups, but now I am afraid he will never pick me. .... I know that I made mistakes in the past, but my attitude has improved now and I am ready to return to the national team. I would like to have another opportunity. I love my country and I was so excited and so proud when my former team-mates won the World Cup in 2006".


Aslında o da durumun farkında, yaşı henüz çok geçmiş değil, kendini toparlaması hem kendi için hem de İtalyan futbolu için kazanç olur ama bu kafayla giderse Lippi purosunun dumanını yüzüne üfler, geçer...

6 Aralık 2008 Cumartesi

Kaka mutsuz


Ronaldinho geldikten sonra geçen seneye göre Milan daha derli toplu. En azından şampiyonluk mücadelesini son haftalara kadar takip edebilecek düzeyde. Ancak bu mutlu tablonun içinde mutsuz biri var. Geçen sene takımın ayakta kalanlarından Kaka. Ronaldinho'nun gelişi onu biraz geriye itmiş görünüyor...

Brezilyalı pozisyonundan şikayetçi.

I play far from the forwards and too close to the midfielders: it's not what I want. Ronaldinho is doing well, but we had a squad that was working well, with Seedorf and I behind the striker..."

5 Aralık 2008 Cuma

Ronaldo&Beşiktaş - Zigiç?


Önce Beşiktaş sitelerinde çıktı, sonra NTVSpor yazınca acaba dedirtti...

Ronaldo'nun menejeri Mario Berk'e önermiş Dünya yıldızını. Ee tabi sakatlık problemi var; zaten olmasa şu anda bu haberi Beşiktaş için değil Man City için yapıyor olurdum.

Haberin aslının ortaya çıkması için yabancı basını da bekledim. Bir de onlardan duymak lazım. Az önce baktım İtalya'ya da düşmüş. Kaynakları Türk basını. Haberin kendinden çok devamı komik. Ronaldo'nun yanısıra Zigiç ile de ilgileniyor Beşiktaş. Nasıl yani? Fotospor'un bile aklına gelmezdi...