9 Kasım 2008 Pazar

Kadıköy'de olmuyor


Müthiş bir derbiydi. Maç ortamımız da iyiydi, Fenerbahçeli, Galatasaraylı karışık araya Fenere yakın iki Beşiktaşlı. Gollerde atan istediğini dedi, yiyen sustu...

Galatasaray ilginç bir dizilişle başladı. Defansı bozmayan Skibbe, Baros'u sağ açıkta Ümit Karan'ı tek forvet olarak oynattı. Ümit'e en yakın adam Lincoln'dü. Kewell'ın yokluğunda sol açık Arda'ya teslim edildi. Fenerbahçe 4-4-2'ye yakın bir 4-4-1-1 dizilişindeydi. Guiza santrfor, Semih ikinci santrfor görevindeydi. Deivid sağ açıkta görünse de gezgin bir ortasaha rolündeydi...

Galatasaray hızlı başladı ve Lincoln ile erken buldu golü. Fenerbahçe ortasahada oyun kuramayınca sarı-kırmızılılar ağır basıyor ve topla daha çok oynuyordu. Özellikle Galatasaray'ın hucünda pres yapması Fenerbahçe'yi bunaltıyor ve oyun kurmasını engelliyordu; zira Alex'in de olmaması Fenerbahçe için büyük sıkıntıydı.

Bu durumda duran toplar ev sahibi için en büyük şanstı ve bunu da iyi kullandılar. Selçuk'un golü sarı-lacivertlilere maçı kazanabileceklerini hatırlattı...

Lincoln sayılmayan golü gibi bir gol daha atar mı bu sene bilmem ama hakem doğrudan ağlara giden endirekt serbest vuruşu süzerek büyük bir faciayı engelledi..

Kendi kalesine attığı gole istinaden demiyorum ama Galatasaray defansta Emre Aşık'ı ilk onbir oynatıyorsa o defans kötüdür. FM'de Emre Aşık sağ tarafı tamamen grileşmiş bir adamdır. Fiziksel olarak bitmiş ve ağır bir savunma oyuncusudur. Emre Güngör'ün o mevkiye acilen dönmesi lazım...

Skibbe'nin değişiklikleri iş yapmadı. Nonda bütün maç gezindi durdu; Kewell topla oynama fırsatı bulamadı. İkinci yarı Josico-Selçuk-Deivid ortasahada Fenerbahçe'nin ağır basmasını sağladılar.


Lugano'nun golünde Sanctis'in yapabileceği bir şey yoktu. Seken topu Lugano iyi tamaladı.

Zaten 3-1'den sonra maç bitmişti. Oyun da sürekli durunca Fenerbahçe rölantide götürdü maçı. Guiza'nın sakatlığı biza Burak Yılmaz'ı seyretme şansı doğurdu. Burak, 2 yıl önceki Burak'tan biraz daha kötü, o kadar. Yine hiç birşey yapmadı.

Maçın bence in iyisi olan yengeç Deivid güzel oyununu harika bir golle süsledi.

Hakem bir iki pozisyon dışında oldukça iyiydi. Kartlar konusunda ev sahibi ekibe biraz daha toleranlı davrandı. Galatasaray'da 3 oyuncunun topa elle müdahale ettiği için sarı kart görmesi ilginçti. Bir başka ilginç olayda bir pozisyonda Arda'yı yatıştırma rolünü Volkan'ın almasıydı. O maç o an 3-1 olmasaydı Volkan neler neler neler yapardı acaba...



Son cümlelerimi Ümit Karan ile bitireceğim. Bu kadar çirkeflik olmaz. Her pozisyonda hakeme itiraz ediyor. Endirekt serbest vuruşta bile itiraz etti gol diye. Kendi pozisyonu olsun olmasın hakeme gelip birşeyler söylüyor. Ayhan'a da birisi hakem atışında nasıl davranılması gerektiğini anlatsa iyi olurmuş...

3 yorum:

Mesut Ulukök dedi ki...

Hakem yorumu yapmaktan nefret ederim ama böyle bir hakem yorumunun üzerine yazmadan duramadım.

Serbest vuruşu endirek serbest vuruş olarak vererek Lincoln'ün olası golünü yiyen, Deivid'in Karan'a yaptığı bariz penaltıyı vermeyen, sarı kartları olan Josico ve Selçuk'u bariz kartlık hareketlerine rağmen atamayan, 3.goldeki ofsaytı süzemeyen, Servet'e dirseği geçirerek elmacık kemiğini kıran Edu'ya kart göstermeyen, sarı kartlarda Galatasaray'a karşı oldukça cömert davranan, 3-1'den sonra Galatasaray lehine olmadık faulleri vererek eyyam yapan bir hakem nasıl "oldukça iyi" oluyor, anlatabilir misiniz acaba?

bianconeri dedi ki...

Öncelikle o pozisyonun serbest vuruş değil endirekt serbest vuruş olduğunu yinelemeliyim sanırım. Pozisyon tehlikeli hareketti ve bu pozisyonun cezası endirekt serbest vuruştur.Öncelikle burada anlaşmalıyız.
Deivid'in Ümit'e yaptığı hareketi hatırlamıyorum, özür dilerim..
Sarı kartlara gelince, Lincoln'e çıkardığı kart ağırdı ama diğer kartların yerinde olduğunu düşünüyorum. İkinci sarı kart pozisyonlarında 1. çıkardığı kart kadar cesur değildi ama bu her iki takım için de geçerliydi.
Edu'nun onu bilerek yapmadığı kanaatindeydi ve vermedi. Tıpkı Servet'in elinin Burak'ın gözüne gelmesi gibi pozisyonun içindeydi...

Mesut Ulukök dedi ki...

Daha uzatırdım da hiç gerek yok. Hakem konuşmayı gerçekten sevmem, o yüzden keseyim burada. Düzgün, seviyeli cevabın için de teşekkür ederim. :)