
Yıllar önce ülkemize Trabzonspor'un atılım hamlesi olarak Robson Da Silva, Jarro ve Eduardo ile birlikte gelmişti Marco Aurelio. 4 Brezilyalıdan en iyisiydi ve takımda tek tutunan da o olmuştu. 2 yıl sonra sözleşmesi bitince Gençlerbirliği ile anlaşmış ancak Fenerbahçe devreye girerek hem Trabzon'un, hem Gençlerbirliği'nin elinden kapmıştı Aurelio'yu. Hatta İlhan Cavcav'ın, Aziz Yıldırım'ı PKK lideri Abdullah Öcalan'a benzetmesinin altında yatan en büyük nedenlerden biridir bu olay...
O dönemin modası olan Milli takımda yabancı oynatabilme kuralının tek meyvesidir Brezilyalı oyuncu. Hoş Nobre, Rafael gibi bir kaç oyuncu daha Türk statüsüne geçirildi ama onlar hiç bir zaman Ay-Yıldızlı formayı giyemedi. Aurelio'nun en büyük şansı ortasahadaki oyuncu sıkıntısıydı.
Derken Fenerbahçe'den de olaylı bir şekilde ayrıldı ve Betis'e gitti. Şimdi de Beşiktaş'ta...
Transferin iki yüzü var. Birinci yüzü, Aurelio'nun yaptığı iki transferde de gösterdiği tutum. Buna siz profesyonellik dersiniz, ben şahsiyetsizlik. Onu geçtim, Ricardinho'ya otoparkta attığı dayak. Ben hala bunu sindirebilmiş değilim. Kolay kolay da sindiremeyeceğim. Marco Aurelio, benim gözümde otoparkçıdır...
Madalyonun diğer yüzü ise daha berrak. Maalesef, Aurelio o bölge için alınabilecek en iyi adam. Türk olması en büyük avantajı. Ernst'in yanında Necip'e alternatif olacak ya da Necip'in yerine oynayacak bir Türk'e fazlasıyla ihtiyaç duyuyorduk ve Aurelio bu açığı kapatabilecek kalitede. Ülkemizi tanıyor olması, yıllardır Trabzonspor, Fenerbahçe ve Betis'te ilk 11 çıkıyor olması, hem savunma hem hücum yönünün güçlü olması, bonservis ücreti ödenmeden gelmiş olması ve yıllık ücretinin de makul olması...
Özetle, Aurelio sevmediğim ama çok fazla ihtiyacımız olan bir oyuncu...


Fenerbahçe transfer konusunda ezeli rakibine göre daha şanslı. Dia, Stoch ve Niang Aykut Kocaman'ın oturtmaya çalıştığı hızlı ve kanattan futbol için doğru isimler. Gyan yanlışından istemeden de olsa dönmüş olması Fenerbahçe'nin şansıdır. Aykut Kocaman, moral olarak çökmüş bir takımı aldı ve bu takıma yeni bir sistem oturtmaya çalışıyor. Yıllardır Alex üzerine kurulu bir sistemi kanatlara yaymaya çalışıyor. Bu yapılması gereken zorunlu bir değişikliktir. Bu yıl büyük olasılıkla Brezilyalı oyuncunun ülkemizdeki son yılı ve yerine birinin alınıp monte edilmesi pek olası değil. Öyle ki Messi bile Fenerbahçe'de Alez kadar başarılı olamayabilir. Bu tamamen bir kimya meselesidir. Hal böyle olunca Aykut Kocaman'ın işi zorlaşıyor. Kurulu ve zamanında çok başarılı olmuş bir sistemi değiştirmek oldukça zor. Üstelik yeni sistem, seni ekstra yabancı kontenjanı kullanma zorunluluğunda bırakırken. Fenerbahçe'nin yeni yabancı transferi yapacağını düşünmüyorum. En azından ilk 11 için yeni yabancı alınmayacaktır diye tahmin ediyorum. Lugano-Santos-Dia-Stoch-Niang ilk 11'deki yeri garanti isimler. Yeni alınabilecek yabancı belki defansa olabilir. Çok kaliteli bir ismin gelmesi durumunda Bilica yedek bekleyecektir. Ayrıca bu durum Alex'in de kulübede oturması manasına geliyor. Alex oynarsa yeni gelecek oyuncu da kulübede oturacaktır.













Solda da Quaresma'nın arkasında İsmail'in oynaması savunma güvenliği açısından büyük sıkıntı idi. Örneğin İBB maçında solda bu ikili olursa Beşiktaş kalesi büyük problem yaşar. Üzülmez, bu yılki maçlarda oynadığı gibi oynarsa İsmail yedek kulübesinde oturur. Quaresma çok yetenekli, seyirciyi coşturuyor, rakiplere kırıcı çalımlar atıyor ancak kapatılması güç gediklerini de gözardı etmemek lazım. Savunma konusunda takıma nerdeyse hiç yardımcı olmuyor. Topla oynamayı sevmesinin de etkisiyle pas konusunda da oldukça seçici davranıyor. Attığı gole de değinmeden geçmemek gerekir. Müthiş bir şut çıkardı ve köşeyi iyi gördü. Beklenmedik anlarda bu tip golleri bu yıl daha fazla izleyeceğiz.






