6 Şubat 2009 Cuma

Christian Bale Goes Off



http://www.youtube.com/watch?v=lN6bevYiEs0

Lakers Boston'da da kazandı


Açıkcası Bynum'sız Lakers'ın Boston'da Celtics'i yenebileceğini düşünmüyordum. Ancak Lakers geçen sezon Garden'da 4 kez kaybettikten sonra bu sefer bir şekilde yendiler Celtics'i. Kobe'nin 10/29 şut isabeti ile son günlerdeki formuna ve şut seçimine zıt bir performans sergilemesine rağmen ve Lakers'ın %58'lik rezalet faul atışı isabetine karşı Odom ve Gasol geçen sezon finallerde göremediğimiz performanslarını ortaya koyarak maçı Lakers'a getirdiler. Garnett'in son 10 dakika faul problemi yüzünden oyun dışı kalmasıda etkili oldu Lakers galibiyetinde.

Bu arada Phil Jackson Luke'u 33 dk oynatarak ne düşündü bilemiyorum. Adamın istatistikleri : 5 sayı 2 ribaunt 3 asist. Sanırısın Luke defansif specialist. Phil bu çocukta ne buluyor anlamıyorum. Luke babası Bill Walton'a benzemese gayrimeşru çocuğu diyecem artık.

5 Şubat 2009 Perşembe

Milli (!) takımlar


Milli takımlar bazındaki oyuncu transferlerine karşıyım. Zaten konsept olarak da son derece saçma. Önce futbolu milli boyuta taşımışsın, sonra da milli takımların milli olmasını engelliyorsun. Madem transfer yapılabilecek, çifte vatandaşlık verilerek her futbolcu her ülkede oynatılabilecek, o halde neden milli damgasını kullanıyoruz? Takımı milli yapan nedir?

Mesut Özil Almanya milli(!) takımında oynayacak. Bir kaç ay önce Türk milli takımı için girişimlerde bulunulmuştu ancak sonuçsuz kalındı. Norveç ile oynanacak maçın aday kadrosuna Löw, genç futbolcuyu da davet etmiş.

Mesut için iyi bir seçim olabilir. Alman milli takımında ileride belki bugün bile oynayabileceğini düşünüyorum. Yeni jenerasyon çıkarmakta zorlanan Almanya için Taşçı'dan sonra Mesut Özil de iyi bir eleman olacaktır. Zamanında kaçırdıkları Yıldıray-Hamit-Nuri gibi oyuncuları bu sefer yeni kurallarıyla birlikte bünyelerinde tutmayı başarıyorlar.

Aslında Mesut olayına çok takılmıyorum. Kendi içimde bu olaya farklı bir çerçeveden bakabiliyorum. Mesut hayatında belki de hiç Türkiye'ye gelmedi. Annesi ya da babası Türk o kadar. Serdar için de aynı şeyler geçerli. Fransa milli takımında oynayan bir çok oyuncu için de ama aslında bunların da gerçek milletlerinin takımında oynasın isterim. Madem milli takım, o zaman herkes ait olduğu millet için oynasın.

Mesela Aurelio Türk milli takımında oynasın istemem. Aurelio olduğu için değil, Türk olmadığı için. Irkçı olduğum için değil milli takım olduğu için. Aurelio Türk değil ama çoğu Türkten daha Türk oynuyor diyenler var. Koy o zaman Nobre'yi de milli takıma, o da en az Aurelio kadar Türk gibi(!) oynar.

Velhasıl kelam, Gökhan İnler, Eren Derdiyok, Serdar Taşçı, Malik Fathi, Mesut Özil... Kaybımız büyük...

Finalin Adı: Fenerbahçe Acıbadem - Eczacıbaşı Zentiva

Dünkü yazımda Bayanlar Voleybol Teledünya Türkiye Kupası finalinin ilk takımının Eczacıbaşı Zentiva olduğunu yazmıştım. Finaldeki rakibi de dün belli oldu. Fenerbahçe Acıbadem 3-0'ın rövanşında Türk Telekom'a 3-2 yenilmesine karşın finale kaldı. Türk Telekom'un ilk maçtaki formsuz oyunu sonucu elendiler. 2. maçta Bahar'ın takımda olmayışı da başka bir etken oldu. Açıkçası maçlardan önce Türk Telekom ile Vakıfbank GÜneş Sigorta'nın finalde karşılaşacağını düşünüyordum fakat tam tersi oldu. Fenerbahçe Acıbadem'in bu seneki performansını da alkışlıyorum fakat Türkiye Şampiyonluğu için daha iyi yabancıların kadroda bulunması gerektiğini düşünüyorum. Türk Telekom'un Avrupa maçlarına konsantre olmuş olması belki de finalden etti onları. Avrupa Kupası maçlarında Türk Telekom'a başarılar diliyorum...

Lee Sharpe'ın 11'i


80'li 90'lı yılların uçan sol kanadı Lee Sharpe. Şampiyonluk posterinde "aaa bu kimdi, dilimin ucunda" dediğiniz birisi varsa büyük ihtimalle Sharpey'dir o. 8 yılını geçirdiği Manu'da efsane 11'ini kurmuş. 11'i 1 kişi hariç oynadığı dönem oyuncularından kurmuş. O bir kişi mi? Cristiano Ronaldo değil, George Best...

Peter Schmeichel

Gary Neville - Steve Bruce - Gary Pallister - Denis Erwin

George Best-Roy Keane - Bryan Robson - Ryan Giggs

Norman Whiteside - Eric Cantona

Kaptanı Roy Keane değil, Bryan Robson. Ondan Mr. United diye bahsediyor...

Yedekler de Beckham, Mark Hughes, Scholes, Paul McGrath, Gordon Strachan ve Jesper Olsen'i koymuş...Müzmin yedek Ole Gunnar Solksjaer nerde?

Mutlu bir adam


Sonunda "Ördek Adam" Avrupalı olabildi. Onun kadar çilelisi olmamıştır heralde. Yılmaz Vural'ın Fenerbahçe sevdası neyse, Erdoğan Arıca'nın Beşiktaş sevdası neyse onun da Avrupa sevdası oydu. Üstelik takım tercihi de yoktu. Barça ilgilendi Barçalıyım dedi, Madrid ilgilendi Madridli oldu, Man City ilgilendi neden olmasın dedi, Arsenal ilgilendi Londralıyım dedi...

Arsenal'de Fabregas ile Rosicky sıkıntılı olunca Arshavin'e şans doğacak gibi görünüyor. Londra ekibi Premier Ligde şampiyonluk potasından koptu gibi. Hedef elbetteki sezonun geri kalan kısmında en iyisi yapmak ve en üst sırada bitirebilmek ligi. Hücum hattında ciddi sıkıntıları var geçen sene Zenit'de oynayan, geçtiğimiz yaz Rusya milli takımını sırtlayan Arshavin hücum hattını hareketlendirebilir. Wenger bu konuda daha kesin düşünüyor. Arshavin'in doğrudan takıma etki edeceğinden emin.

"Andrei Arshavin is a player I have admired for a long time. He is a versatile player with great experience, who will add real quality to our squad. Andrei is an exciting impact player with a huge amount of ability and has been an influential force with both Zenit St Petersburg and the Russian national team in recent seasons."

Gunners Rus oyuncunun gelmesinden son derece memnun, bu transferde asıl yüzü gülen isim ise oyuncunun kendisi. Greve giderim diyecek kadar ileri gitti, her gün bir başka takımla yazıldı çizildi. İspanyollar, İngilizler her gün gazetelerini onun resimleriyle süslediler. Gün geçtikçe pazarı kötüye gitti ama öyle ya da böyle sonunda iyi paraya Londra'ya gitti.

"Arsenal are one of the leading football clubs in the world, with a group of fantastic young players and a great manager. I am looking forward to making the Arsenal supporters happy and helping this great club win trophies. I am happy to be an Arsenal player, it was my dream."

Rus oyuncu son cümlesinde klişeleşmiş sözden kendini esirgeyememiş. Olur o kadar diyelim; heyecanına, sevincine verelim...

4 Şubat 2009 Çarşamba

Ne de olsa Türk


Eren Derdiyok ismine çoğumuz Avrupa Şampiyonasında aşina olduk. Milli takımımız için iyi bir hamle olabilirdi Eren Derdiyok ama kaçırdık bu treni; Gökhan İnler gibi Eren'i de milli takımda oynatma fırsatını elde edemedik. Üstelik her iki oyuncu da Avrupa'nın gözdelerinden. Sene başında konuşulan isim Gökhan'dı, bu sıralar moda Eren. Basel'in genç futbolcusuna yıl sonu için Almanya ve İngiltere'den cazip teklifler var. Basel elinde tutma yoluna gitmez. İyi paraya verir bonservisini...

Eren de Basel'de kalma taraftarı değil elbette. Leverkusen-Everton kulüpleri Eren ile ciddi anlamda ilgileniyor. Bir kaç gün önce sene sonu için Leverkusen ile anlaştığı açıklandı ama İngilizler buna rağmen bastırıyor. Bir büyük forma giyme onun da hayalleri arasında ama tercihi benim tuhafıma gitti açıkçası. Eren Leverkusen'de oynamak istediğini söylemiş ve Everton'un teklifiyle ilgilenmediğini ima etmiş. Söz konusu takım Bayern olsa anlarım ama Leverkusen neyin nesi. Premier Lig'de top koşturmak gibisi var mı?

Eren, Kicker'a konuşmuş:

"I have full trust in the plans of Leverkusen. They have convinced me how, and with which players, the plans will happen. I really have no interest in making such a move. I am not the type of guy that changes his opinion often. We all want to win the league and then I am going to Leverkusen."

Eren ay-yıldızlı formayı giymese de Türk kanı taşıdığı belli. Almanya'yı her türlü tercih edebiliyor İngiltere'ye...

Voleybol dünyasından...

Aroma Bayanlar Voleybol Birinci Ligi'nde 2 haftadır büyük maçlar oynandı. Rekabette sınır tanımayan iki takım Vakıfbank Güneş Sigorta ile Eczacıbaşı Zentiva üstüste karşı karşıya geldiler ve önümüzdeki günlerde yine karşılaşacaklar. Enteresan bir şekilde Indesit Avrupa Şampiyonlar Ligi ile Teledünya Türkiye Kupası’nda da birbiriyle eşleşen takımlar, Aroma Bayanlar Voleybol Birinci Ligi'nde da oynayınca 22 gün içinde 5 kez karşılaşmış olacaklar.

Teledünya Türkiye Kupası maçlarında Eczacıbaşı Zentiva'nın 3-1 ve yine aynı skorla aldığı maçlar sonucu finale kalan takım Eczacıbaşı Zentiva olmuştu. Ligde oynanan maçta ise bu sefer gülen ekip 3-1 ile Vakıfbank GÜneş Sigorta olmuştu. Özellikle Neslihan Demir Darnel'in de takıma dönmesiyle, Angelina Grün ile birlikte mükemmel bir smaç yeteneğine sahip olan Vakıfbank Güneş Sigorta bundan sonra ligi sonuna kadar götüreceğinden eminim.

Indesit Avrupa Şampiyonlar Ligi'nde ise 1/12 playoff'un da karşılaşacak iki ekip. Avrupa kupasında dev eşleşmenin sonucunun Vakıfbank GÜneş Sigorta lehine sonuçlanacağını düşünüyorum. Yine kupadaki diğer bir Türk takımı olan Türk Telekom'da Hırvat ekibi Rijeka Kvig ile eşleşmişti. Bu maçta da yine ekibimizin kazanma şansını daha yüksek görüyorum.

Ligdeki maçları kaçıran arkadaşlara, Avrupa mücadelesindeki bu maçları kaçırmamalarını tavsiye ediyorum. Dünya standartlarında starları ligimize kazandıran iki ekibin birbiriyle oynayacakları maçlardan eminim büyük zevk alacaksınız...

Maradona'nın takımı


11 Şubattaki Fransa maçı için 24 kişilik kadroyu belirlemiş Maradona. Söz konusu başka hoca olsa hazırlık maçı kadrosu kimsenin umrunda olmaz ama Maradona olunca her şeyi sorguluyor insan...

Goalkeepers: Juan Pablo Carrizo and Sergio Romero.
Defenders: Javier Zanetti, Martin Demichelis, Walter Samuel, Gabriel Heinze, Marcos Angeleri, Nicolas Burdisso, Daniel Diaz, Emiliano Papa.
Midfielders: Luis "Lucho" Gonzalez, Javier Mascherano, Juan Sebastian Veron, Jonas Gutierrez, Fernando Gago, Cristian Raul Ledesma, Maximiliano Rodriguez, Daniel Montenegro.
Forwards: Lionel Messi, Sergio Aguero, German Denis, Ezequiel Lavezzi, Lisandro Lopez, Angel Di Maria

Bir hazırlık maçında Messi'yi kadroda görmek şaşırtıcı. Kadroda 3 kişilik bir kırpma olacak Pep Messi'nin affını isteyebilir. Cambiasso ve Milito'nun kadroda olmayışı da bir diğer şaşırtıcı nokta. İtalya liginde leblebi gibi atan Milito Maradona'nın süzgecinden geçememiş. Nasıl bir süzgeçse artık. Maradona'nın has adamlarından Riquelme ise Gimnasia maçına daha iyi hazırlanabilmek için iznini istemiş...
*edit: Gözden kaçırmışım, Juan Sebastian Veron da milli takımda...vay be.

3 Şubat 2009 Salı

David Beckham


Amerika'da ligler bitince formda kalma ayağına geldiği Milano'ya yerleşme derdinde Beckham. ACMilan da onu bırakmama niyetinde, bu kadar formda olduğunu onlar da tahmin etmemişti. Şimdiki dertleri onu takımda tutmak.
Galliani onu takımda tutmak için elinden gelenin en iyisini yapacağını söylüyor. Galaxy'i de kırmadan bu işi bitirmek istiyor...
"He is a Galaxy player, we can't kidnap him! He wants to remain too? I think so, but all I can do is to express our club's will. AC Milan will do all they can to keep him until the end of the season or sign him permanently. If Galaxy will decide to negotiate, we will be honoured. But, the deal is clear and Galaxy coach Bruce Arena is right : Beckham is their player. We'll see what can be worked out. His great performances are not my revenge towards those who criticized me in the past. I have done this job for almost 23 year and I know that many things are influenced my accidents. For example, Philippe Senderos was injured and signing him was considered a mistake on my part; Beckham is doing well and they think I am a genius. The truth is that both versions are wrong".
Bonservis sorununu halledebilirse bu işten Milano sokakları sevinir ama La Galaxy taraftarının hevesi kursağında kalacak gibi görünüyor...

Mezarcılar işbaşına


Goalkeeper: Francesco Toldo (Inter Milan).

Defenders: Christian Panucci (AS Roma) and Lorenzo Stovini (Catania).

Midfielders: Pavel Nedved (Juventus), Francesco Cozza (Reggina), Martin Jorgensen (Fiorentina) and Luis Figo (Inter Milan).

Forwards: Christian Vieri (Atalanta), Bernardo Corradi (Reggina), Hernan Crespo and Julio Cruz (Inter Milan), Nicola Ventola (Torino) and Mario Frick (Siena).

Gazzetta dello Sport yıl sonu serbest kalacak oyuncuların listesini çıkarmış. Kadro yaşlı, İtalyanlar gençleri şubata bırakmamış, imzaları attırmışlar. Toldo-Panucci-Nedved-Figo-Vieri-Crespo eskinin ağır topları. Pavel'in takımdan ayrılacağını sanmıyorum. Figo ülkesine dönüş yapabilir, Crespo bu sene bile istenmeyen adamdı seneye karın tokluğuna çalışır. Listedeki isimler arasında en gözdesi de Panucci'dir heralde. Devre arasında takımdan ayrılmasını sakatlık önledi, sene sonu bağlasan durmaz. Milan'a yakışır. Julio Cruz ise her türlü takım bulur...

2 Şubat 2009 Pazartesi

Küllerinden doğmak istiyor


Harry Redknapp başarıyı mazide arıyor. Defoe ve Chimbonda'dan sonra şimdi de Robbie Keane yuvaya döndü...

Sene başında elinde ne var ne yok satmıştı; kadroyu kalite olarak bir sınıf aşağıya çekmişti. Özellikle Defoe'nin de olmadığı bir dönemde Barbi ve Keane'i büyüklere kaptırınca hücum varyasyonlarının zayıflayacağı belliydi. Roman Pavlyuchenko-Darren Bent bir türlü açılamayınca orta sahaya alınan Modric'de kısır kaldı.

Gol atamayan takımın direnci zayıflıyor, bir yerden sonra yiyordu golü. Zamanla puan kayıplarının artması takımı kaybeden takım haline getirince, Tottenham maçı kafada kaybetmeye başladı. Piyango Ramos'a patladı. Gerçi onun için de pek kötü olmadı. Şimdilerde Madrid sokaklarında. Her nekadar bu sene İspanya'nın moda rengi Bordo-Mavi olsa da Mor-Beyazın süksesi her zaman vardır.
Redknapp'ın gelişi bir anda takımı canlandırdı ama bir süre sonra Londra ekibi yine eskiye dönmüştü. Neyse ki Harry'nin imdadına devre arası yetişti. Önce Defoe, şimdi de Robbie Keane. Hücum hattı eski kimliğini arıyor...

Tottenham transferden 5 milyon £ kar etti ama taraftar ligdeki bu durumla 5-10 milyon £'un karşılaştırmasını yapmaz heralde...

Dragonlance (Ejderhamızrağı) serisi


Daha önceden Ejderhamızrağını ileri bir seriden bir kitabı hakkında bir yazı yazmıştım şimdi ise bilmeyenler için seriyi tanıtalım.
Öncelikler Karakterler ile başlayalım;

Tanis Yarımelf: Adındanda anlaşılabileği gibi kendisi yarım elf yarım insandır. Annesinin ölümünden sonra kendisine Qualinesti elflerinin lideri olan Solostoran bakmıştır. Qualinesti'de uzun süre yaşamasına rağmen sürekli farklılıkları yüzünden dışlanmıştır. Bir süre sonra Flint ile tanışmış ve onunla birlikte diğer ejderhamızrağı kahramanlarıyla tanıştığı Solace şehrine gelmiştir. İnsan ve Elf kişiliği arasında herzaman bir çatışma olmuştur ve genelde kendisi melankoniktir

Flint: Kendisi bir tepe cücesidir. Çok usta bir zanaatkar olduğu için Qualinesti'ye girmesine müsade edilmiştir ve böylece Tanis ile tanışmış ve onunla birlikte Solace'e yerleşmiştir. Tasslehoff Burrfoot'a ne kadar sinir olsada kendere karşı büyük bir dostluğu vardır.

Tasslehoff Burrfoot: Solace'da Tanis ve Flint ile tanışmış ve onlardan bir daha ayrılmamış bir kenderdir. Kender olduğundan dolayı gezmeyi çok sever ve yanındakilerden "yanlışlıkla" düşen eşyalar muhtemelen Tas'ın keselerinin içinden çıkar.

Raistlin Majere : Doğumundan itibaren kendisinde bir zayıflık ve sağlıksızlık vardır. Çok büyük bir büyü yeteneğine sahiptir. Büyü için çok şey feda etmiş ve birçok şeyide feda etmeye hazırdır. İkiz kardeşi Caramon ile aralarında büyük bir bağ vardır. Raistlin Caramon'un kendisine sürekli yardım etme çabasından nefret eder ancak bulunduğu koşullar nedeni ile Caramon'a muhtaç olma durumunda kalmıştır. Kendisinin çocukluğundan beri karanlık bir tarafı vardır.

Caramon Majere: Raistlin'de olan büyü gücü ve zeka gibi şeyler Caramon'da hiç yoktur ancak Caramon'da kardeşinde olmayan sağlıklı ve çok güçlü bir vücut vardır. Ayrıca silah kullanmayı öğrendikten sonra çok güçlü bir savaşçı olmuştur kendisi. Raistlin'e karşı sürekli bir bağlılığı vardır.

Anas seri ve yan kitaplar olmak üzere toplam 40 tane kitap Türkçe'ye çevrilmiştir. Tabi bu yan kitapların hepsi önemli değildir.

Önemli kitapların okuma sırası:

1- Destanlar Serisi:
Güz Alaca Karanlığının Ejderhaları
Kış Gecesi Ejderhaları
İlkbahar Şafağı Ejderhaları

2-Efsaneler Serisi
İkizlerin Zamanı
İkizlerin Savaşı
İkizlerin Sınavı

3-Raistlin Tarihçeleri
Ruhdöveni
Silah Kardeşliği

4-Ruhlar Savaşı Serisine Geçiş Kitapları
İkinci Nesil
Yaz Alevi Ejderhaları

5-Yeni Çağın Ejderhaları (Ruhlar savaşına geçişte okunması tartışılır olan bir seri. Okunmasada olur ancak okumak daha iyidir)
Yeni Bir Çağın Doğuşu
Kasırganın Günü
Kargaşanın Arifesi

6-Ruhlar Savaşı Serisi
Batan Güneşin Ejderhaları
Kayıp Yıldızın Ejderhaları
Yitik Ayın Ejderhaları

7-Karanlık Havari Serisi
Amber ve Küller
Amber ve Demir
Amber ve Kan

Güzel Şarkılar #1


Blind Melon - Change

Frank Sinatra - Can't Take My Eyes Off You
Yerba Buena - Guajira
Duffy ft. The Game - Mercy
Joe Cocker - Feeling Alright

1 Şubat 2009 Pazar

Dejavu

Yine Ocak ayı yine Memphis ve yine en formda olduğu dönemde Bynum. Dizi yine sakatlandı çocuğun. Geçen sefer Odom ile çarpıştıkları için sakatlanmıştı şimdi ise Kobe ile. MRI çıkana kadar hiçbirşey diyemeyiz ancak Bynum bu sefer daha az acı hissettiğini söylemiş. Bunun yanında Gasol Memphis'ten tanıdığı sağlık ekibinden aldığı bilgilere göre Bynum'ın durumu çok ciddi değilmiş. Yarın New York'daki doktoruna gidecekmiş Bynum. Elin oğlu sakatlanıp tekerlekli sandalye ile soyunma odasına geri döndükten sonra tekrar maça geri dönebilirken bu oğlan sezon kapattı geçen sene. Performansı çok yükselince nazar değiyor sanırım çocuğa.


Bu arada takımın morali çok bozuldu. Kobe olsun Sasha olsun çok sarsıldılar bu olaydan dolayı. Yalnız zaten ihtimali az olan Odom'lu bir takas artık hiç yapılmaz. Odom'da ilk beşe girip daha çok sorumluluk alma durumuna geldi. Keza Mihm ve Powell'da bulamadıkları oynama süreleri için birbirleri ile kapışacaklar.

Geçmiş olsun A-Bomb...