29 Mayıs 2010 Cumartesi

Kaybetmeyi bilmiyoruz


2016 Avrupa Şampiyonası'nın kaybedilişi gerçekten çok üzücü. Yeni statlar, yollar, konaklama tesisleri, futbola dair altyapı çalışmaları için bahane olacaktı ve sonunda Türk futbolu kazanacaktı. Hem Türk futbolu açısından iyi olacaktı hem de şampiyona benim ülkemde yapılmış olacak ve o atmosfere tanıklık edecektim. Olmadı... Fransa 1 oy farkla kazandı...

Bu gibi durumlarda biz hep hırsla kalkarız. Çünkü biz kaybetmeyi bilmiyoruz.

Platini lobi yapmış, Fransa Dünya Kadınlar Futbol Turnuvası'nda Almanya lehine çekilmiş ve karşılığında Almanya'nın oyun Fransa'ya gelmiş, Ukrayna, Kıbrıs ve İsrail'in oyu zaten belliymiş vs. Bunların hepsi doğru olabilir ama komple teorisinden farksız da olabilir.

Kaybettik ve bir çok gazete Platini, kirli masa, Henry'nin eli çerçevesinde haber yaptı. Çok az yayın organı çıkıp da biz hakediyorduk ama Fransa'da yapılması gerektiğine dair de sağlam sebepler var, jürinin çoğu Fransa yönüde insiyatif kullandı dedi...


Biraz daha geriden alalım. İsviçre'yi 2-1 yendiğimiz maç sonrası Ludovic Magnin -ki kendisini hiç sevmem- biz de Türklere kaybettik ama başımızı önümüze eğip sahayı terketmesini bildik dedi. İsviçre maçında o olaylara sebep olursan Magnin'den bile bu kulağa küpe olacak cinsten lafı işitmeye mahkum olursun. Biz kaybetmeyi bilmedik, onlar bildi...

Bu dava da ondan farksız. Kaybedince hemen bir yerlerden vurmaya çalış. Zamanında gazeteye taşımadığın Henry'nin elini çıkar. Haksız değil, o el İrlanda'nın umutlarını etkiledi ama zamanı şimdi değildi. 2-3 ay öncesiydi... Platini'ye lobi yaptı diye kızıyoruz, Şenes Erzik'e yapmadı diye kızıyoruz... Yapmak mı doğru yapmamak mı? Ya Platini'ye kızma ya da Şenes Erzik'e... Kızma ki doğrunu bilelim...

Gelelim benim fikrime. Bence Türkiye bu turnuvayı herşeyiyle hakediyordu. Ülkede futbol adına benzer çapta bir turnuvanın düzenlenmemiş olması ve ülkenin futbol sevdalısı olması en büyük hakedişidir bence. Sonrasında da projesi. Projesi de çok sağlam ve umut vericiydi... Diğer taraftan Fransa'ya bakalım. Franda 1998 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmıştı ve 18 yıl sonrası için bir turnuvaya adaydı. Bence bu dezavantajıydı peki avantajı neydi? Bandı geriye sarıp bakalım. 2006 Dünya Kupası'ndan itibaren futbolun merkezi kabul edebileceğimiz Fransa, İtalya, Almanya, Hollanda ve İngilitere gibi ülkelerde büyük bir şampiyonanın oynanmamış ve oynanmayacak olması. 2008 Avrupa Şampiyonası Avusturya-İsviçre'de , 2010 Dünya Kupası GüneyAfrika'da, 2012 Avrupa Şampiyonası Ukrayna'da, 2014 Dünya Kupası Brezilya'da. Bu Fransa için bir avantaj oluşturmuş olabilir. Baktığımız ülkeler Bezilya hariç futbol ülkesi değil, Brezilya'da çok uzak. Futbol ülkesinde oynanması çok mu önemli peki? Kupanın prestiji ve ilgi açısından önemli.

Yanlış hatırlamıyorsam bu sene düzenleyeceğimiz Avrupa Basketbol Şampiyonası'nın 1 oy farkla almıştık, üstelik Fransa'nın önünde.
Son nokta ise son derece ilginç. Ben farkında dahi değildim, bugün Ali Murat Hamarat söyleyince fark ettim. 2016 Haziran ayı Ramazan'a denk geliyor. Kayseri, Konya, Ramazan ayı, İngiliz ve Ukraynalı turist, sıcak, bira... Anahtar kelimeler bunlar. Cümleyi siz kurun...
Son olarak 2020'yi bize vereceklerini düşünüyorum. 2016'nın kaybedilmesi bizi 2020 için çok daha güçlü bir aday kılacaktır...

4 yorum:

Adsız dedi ki...

bence kaybetmeyi boşver asıl komplo kurmayı çok iyi beceriyoruz.ramazan ayıyımış falanmış, flanmış.bunlar gereksiz komplo lafları.bu iş masada halledildi.1 oy farkla bitecek dediler ve bitti.isteseler 5 oy da olurdu fark.sus payı olsun dediler, bu akdar basit.ayrıca 2020 için çok umutlu konuşmuşsun ama vermiyecekler hocam.istedikleri zaman verecekler.hala istemiyorlar, bence 20 yıl daha da istemeyecekler.nasıl ki AB üyesi olmamız onların isteklerine bağlıysa, bu iş te onlara bağlı.evet verecekler bir gün ama daha değil.komplo istiyosan sana bol bol yazarım.ama hiç biri senin bu dediklerin kadar basit kalmaz.şunu da öğrenmen gerektiğini düşünüyorum,kaybetmek kazanmak kadar zor değildir.dolayısıyla kaybedenin ağlaması da kazananın sevinmesinden daha kolaydır.dünyada bir eşitsizlik varsa tek sebebi güçlünün gücünü kendi lehine kullanmaya kalkmasından kaynaklanır.güçsüzse sadece ağlamakla yetinir.şimdi biz ağlıyorsak %100 hakkımızdır...hiç de öyle yas tutar gibi oturup yerimize kaybettik hadi alkışlayalım fransa'yı deme gibi bir lüksümüz hatta seçeneğimiz yok.bu bir gelişmişlik göstergesi değildir zaten.abd herhangi bir olayda yenik olsun gör bakalım neler oluyor, ki 10larcasını ben hayatım boyunca tanık oldum.hocam önce dünyayı kabullenmelisin. neler olup bittiğini öğrenmelisin.böyle yorumlar yapmak çok kolay.daha gençsin anladığım akdarıyla, ya dünyayı öğrnemek için çabalayacaksın ya da yaşlandıkça öğreneceksin;tabi isekliysen.kısaca; emperyalizm ne öğrenmelisin hocam.bunu bilmeden ancak bu kadar genişlikte yorumlarınla kendi dünyanda yaşarsın.çerçevenin hepsini görmen lazım doğru yorumlar yapabilmen için..

bianconeri dedi ki...

Keşke adını yazsaydın da bana emperyalizmi öğretmen için sana ulaşabilseydim. Tecrübelerinden faydalanabilseydim...

deepman dedi ki...

Savgili bianconeri, bence yazılanların kimin tarafından yazıldığının yanında içeriği de önemlidir. eğer yine de illa yazanın kimliğini bilmem lazım diyorsan, bence kapatalım guest yorumları. böylece hep tanıdığın veya kimliği olan insanlardan yorumlar alırsın. bu konuda bi ara geowyns blogunda da sorun olmuştu. sorun derken eleştiriden ziyade hakaret tabi ki. o kapattı mı bilemiyorum.

bianconeri dedi ki...

O halde buyursun tek tek sorularımı cevaplasın...
1. Ramazan ayına denk gelmesi benim komplom değil. (Arkadaş önce komplonun ne demek olduğunu öğrensin)
2. 1 oy farkla bitecek demişler ve bitmiş. Sağlam kaynakları var sanırım. Kaynaklarını bizimle de paylaşsın da blog okurları ve biz de faydalanalım.
3. Peki vermeyeceklerinden bu kadar eminse, taa AB üyeliğine kadar işi uzatabiliyorsa "Bu sene Dünya Basketbol Şmapiyonası'nın Türkiye'de yapılacak olmasına ne diyor? Ya da geçen sene UEFA Finali'nin bize verilmesine, ya da bir kaç yıl önce Şampiyonlar Ligi finali'nin Türkiye'de oynanmasına.
4. Kaybettiğin bir final sonrası rakibini alkışlaman gelişmişliğini gösterir mi bilmem ama erdemdir. Biz o erdemi maalesef gösteremiyoruz. (Ben Avrupa gösteriyor biz geriyiz demiyorum, ben kendi kapımın önünü süpürme derdindeyim)
5. ABD örneği vermiş. Kötü emsal emsal olamaz. O yanlış yapıyor diye onu örnek alamam. Benim doğrum vardır, o yolda yürürüm. En azından hangi safta olduğumu bilir cümle alem.
6. Emperyalizmin ne olduğunu biliyorum.
7. Senin yaşına geldiğimde fikirlerim değişecekse o yaşı hiç görmemeyi tercih ederim. Önce futbola sonra Dünya'ya senin dar, ufak, minik, aciz pencerenden bakmıyorum. Farkımız bu...