4 Nisan 2009 Cumartesi

Kaptanlar 1

Bir kaç sene öncesine kadar "takım kaptanı yabancı olsun" dense, "olur mu hiç öyle şey!" denirdi. Devir değişti. Bugün Türkiye'de 3 büyüklerin kaptanı yabancı. Beşiktaş'ta Delgado, Fenerbahçe'de Alex ve Galatasaray'da Lincoln sahaya kaptanlık pazubandıyla çıkabiliyor. Yabancı kaptanlık henüz Anadolu'ya uğramadı, Kratochvil Denizlispor'dan ayrılmadan önce kaptandı, onun dışında Anadolu henüz yabancı kaptan görmedi. Bu furya yavaş yavaş oralara da gider...
Kaptanın yabancı olmasına karşı değilim, ancak elinde kaptanlık görevi yapabilecek yerli oyuncu varsa, onun tercih edilmesinden yanayım. Kaptanlık konusu her takım için ayrı ayrı tartışılabilir. Kimin olması gerektiği, kimin olmaması gerektiği takım bazında konuşulabilir.

Kaptan yerli mi yabancı mı olmalı sorusundan önce nasıl olmalı, hangi vasıflara sahip olmalı sorusuna cevap aranmalıdır. Aklıma gelen bir kaç vasıfla başlamak istiyorum.

Öncelikle kaptan takımdaki diğer oyunculara söz geçirebilecek kapasitede, diğer oyuncular tarafından önemsenen, gerek futboluyla gerek kişiliğiyle saygı duyulan biri olmalıdır. Gerek takım içinde çıkan anlaşmazlıklarda söz sahibi olabilecek, gerekse de rakip takımla saha içinde çıkan olaylarda kendi takım arkadaşlarını yatıştırabilecek, onlara söz geçirebilecek biri olmalıdır. İnsani ilişkileri son derece iyi olmalıdır, zira hem hakemle, hem rakip takım oyuncularıyla, hem kendi takım arkadaşlarıyla hem de basın ile kolay ilişki kurabilmelidir.

Aranması gereken bir başka özellik de kaptanın, hem teknik direktörle hem de yöneticilerle iyi ilişki kurabiliyor olmasıdır. Tecrübeli olması bir avantajdır ama kesinlikle şart değildir.

Kaptanın o takımın alt yapısından çıkmış olması avantajdır. Çünkü bu sayede takımın yapısını daha iyi bilir ve hem kendi, hem de takım arkadaşlarının davranışlarını takım etiği ve kültürüne göre düzenleyebilir.

Bunların yanı sıra ekstra birşey olacak ama kaptanın az da olsa karizmasının olması gerektiğini düşünüyorum. Bu yakışıklı olsun, boylu poslu olsun demek değil ama duruşuyla o takıma liderlik edebileceğini göstermesi gerekir. Gerrard gibi, Raul gibi, Del Piero gibi...

Son olarak da kaptanın devamlılık bakımından ilk onbir oyuncusu olması gerekir. Rotasyon oyuncusu olması takımın liderliğini olumsuz etkiler.

Tüm bunları incelediğimizde ve göz önüne aldığımızda üç büyüklerin kaptan tercihinin çok da doğru olmadığını görüyorum. Kaptanlık vasfına en yakın Alex görünüyor. Delgado kesinlikle kaptan olamaz. Ben Delgado'nun takım arkadaşlarına söz geçirebileceğini sanmıyorum, aynı şeyler Lincoln için de geçerli ama Alex biraz daha farklı tabi. Fakat Fenerbahçe'de Semih varken Alex'in de kaptan olmasını yadırgıyorum. Bence Beşiktaş'ta Rüştü kaptan olmalı (teklif edildi ama reddetti), Rüştü olmak istemiyorsa da İbrahim Toraman olmalı. Fenerbahçe ve Galatasaray'da kaptanlık tercihi Beşiktaş'a nazaran daha kolay. Arda Turan ve Semih Şentürk bu işi fazlasıyla yapabilir.

Türkiye'de durum bu. Peki Avrupa'da? Bunu da bir sonraki yazıya saklayayım....

4 yorum:

Sheed dedi ki...

sezon öncesi üzülmez-toraman arasındaki malum terlik muhabbeti sonrası kaptanlıkları alınmamış olsa zaten böyle bi durum ortaya çıkmayacaktı.. ben delgado-rüştü arasında tercih yapacak olsam ben de delgado'yu seçerdim açıkçası sezon başında.. takımda saygı duyulan bi isim olduğunu, bi karizma sahibi olduğunu ve beşiktaş duruşunu en iyi yansıtan elemanlardan biri olduğunu düşündüğümden..

bu arada sanırım cordoba da biçok maça kaptan olarak çıkmıştı antalyaspor formasıyla..

saygılar..

Adsız dedi ki...

El saka...

bianconeri dedi ki...

Geçmişte tek tük kaptan çıkanlar olmuştu. El Saka Gençlerbirliği'ndeyken kaptan olmuştu sanırım. Ama şu anda yok diye biliyorum. Sene başında Kratochvil vardı, o da ayrıldı.
Yanılıyorsam düzeltiniz =)

yetkin dedi ki...

ben de yabancı kaptana karşıyım. hele ki delgado'ya sonuna kadar karlıyım.
beşiktaş'ımda bir kaptan vardır: o da kolunda pazuband olsa da olmasa da ibrahim toraman'dır.