19 Eylül 2013 Perşembe

Tek Maçla Motta

 
Beşiktaş uzun süredir beklediği sol bekine Bursaspor maçı ile kavuştu. Yaz boyu sol bek transferi üzerine çok konuşuldu, çok yazıldı ama Karakartal transferi son haftaya bıraktı. Beşiktaş, transferin son haftası Brezilyalı oyuncuyu kiraladı ve ilk fırsatta ilk 11’e koydu.
 
Tek maçla bir oyuncuyu değerlendirmek doğru olmaz. Zira bu maç zor bir maç da olabilir, görece kolay bir maç da olabilir. Öte yandan oyuncu formda da olabilir ya da Motta da olduğu gibi henüz uyum orunu yaşıyor da olabilir. Tüm bunların farkında olarak, Motta’nın ilk maç performansını biraz sağ bek Serdar ile biraz da bu yıl solda oynayan diğer oyuncular ile kıyaslayarak inceleyelim.
 
Pas yüzdesi ile başlayalım. Sağ bek Serdar’ın 4 maçlık pas yüzdesi %92. Bir savunma oyuncusu olduğu da düşünüldüğünde hiç de fena bir ortalama değil. 2 maç sol bekte oynayan Ersan %81 ile oynamış. Vasat olduğunu söylemek gerekir. 1 maç sol bekte görev alan Atiba’nın ise o maçtaki ortalaması %97. Atiba’nın ayağı oldukça düzgün ve ortalama şaşırtıcı değil açıkçası. Motta’nın ortalaması ise %96. Uyum sorunu yaşayabilecek bir oyuncu için, ilk maçta çok başarılı bir oran.
 
Ersan Adem Gülüm’ün oynadığı 2 maçta, ceza sahasına tek isabetli orta yaptığı görünüyor. Serdar 4 maçta 2 isabetli orta ile oynuyor. Motta ise maçı tek isabetli orta ile geçirdi. Ersan’ın isabet yüzdesi %20, Serdar’ın %18 ve Motta’nın tek maçla %50. Burada Motta’ya methiyeler yağdırmaya gerek yok. Daha çok Serdar ve Ersan’ı sorgulamak gerekir.
 
Brezilyalı’nın hücumun yanı sıra savunmada da başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Serdar maç başı 13 top kazanmayla oynuyor. Ersan’ın bu istatistiği 17. Daha savunmacı olduğu için Serdar’a nazaran daha yüksek olması normal. Motta’nın Bursaspor maçında kazandığı top 20. Bu takım ortalamasının da çok üzerinde. Hatta bu istatistiği tek tutturan isim Atiba. Veli’nin 19, Sivok’un ise 18 top kazancı var.
 
Motta’yı 3-4 maç sonra tekrar değerlendirmek gerekir. Zira yazının başında belirttiğim gibi tek maç referans olmaz. İlk maç için bir şey söylemek zorunda kalıyorsak Motta iyi iş çıkardı diyebiliriz.
 
Bu yazı http://www.kartalbakisi.com sitesi için yazılmıştır.

15 Eylül 2013 Pazar

Bursa 0- 3 Beşiktaş / Dersine Çalışan Hoca: Biliç


 
Lucescu ile maçlar rahat geçiyordu çoğu zaman. Çünkü oyuncular ne yapması gerektiğini biliyordu. Çünkü Luce rakibi iyi analiz ediyor ve oyuncularına takımı iyi tanıtıyordu. Bursa maçı için söylenecek ilk şey Biliç’in Bursa’ya iyi çalışmış olması. Bursa maçının beklenenden kolay geçmesinin ilk nedeni budur.

Bursa deplasmanı derbiler dışında ligin en zor deplasmanıdır. Buradan 3 puan ile dönmek, hele hele böyle bir oyun ile 3 puan almak çok önemlidir. 3 puanın yanında takıma müthiş bir özgüven de kazandırır. Bu anlamda 3-0 da önemli bir skordu.

Beşiktaş maça haftalardır beklenen sol bekiyle başladı. Motta ilk maçta o bölgenin güvende olduğunu söyledi. Tek maçla olumlu ya da olumsuz değerlendirmek doğru olmaz ama fena görünmüyor diyelim şimdilik. Bir iki pas hatası dışında iyiydi. Hücumda çok iyiydi, savunmada ciddi zorlayacak bir rakip yoktu. Sertliği ise eksi hanesinde bahsedilmeye değer not.

Sola gelen Motta’nın dışında, Veli’nin yokluğunda Atiba geriye çekilmiş ve Oğuzhan ilk 11’e alınmıştı. Beşiktaş savunma yaparım değil, topla ben oynarım diyordu. Ortasahada top yapan, savunması hücumuna göre görece zayıf üçlü vardı. Bellushi’nin de yokluğunda, ortasahada teknik olarak çok ağır basıyordu Beşiktaş.

Maça da iyi başlayan Beşiktaş oldu. Beşiktaş pozisyon buluyor, Beşiktaş gol kovalıyordu. İlk 15 dakikadan sonra Bursa oyuna ortak oldu ama Beşiktaş’ın golü oyunun yönünü tamamen Beşiktaş’a çevirdi. Bursa bir çıt ileri çıktı. İbrahim dışında kalibresi düşük savunma Beşiktaş’ın kontralarına ve savunmanın arkasına atılan toplara dayanamadı. Beşiktaş attığı 3 golün yanı sıra bir çok pozisyondan da faydalanamadı.

Özellikle Beşiktaş karşısında skor avantajını kaybederseniz işiniz gerçekten zor. Fernandes, Oğuzhan ve Atiba gibi ayağı çok düzgün ve kreatif orta üçlü ve kanatlarda Töre ve Olcay gibi iyi koşan, defansın arkasına sarkan oyucular. Golden sonra da zaten iyi kontra yakaladı Beşiktaş.

Öte yandan duran toplar çok mühim. Fenerbahçe yıllarca Alex’ten ekmek yedi. Beşiktaş da bir süredir Fernandes’ten yiyor. Özellikle kilitlenen maçlarda duran toplar can verir. Diğer goller duran toplardan geldi. Sivok, Atiba, Escude gibi silahlar da Fernandes’in toplarında büyük tehlike oluşturuyor. Bu anlamda duran toplar da Beşiktaş için büyük avantaj.

Beşiktaş bugün hücumun yanı sıra iyi de savunma yaptı. Bursaspor hücumda büyük sıkıntı yaşadı. Batalla etkili olamadı. Pinto vasattı. Kanatlar çalışmadı. Bunları bu hale getiren Beşiktaş savunmasıydı. Tüm takım çok iyi koştu ve savunmacıdan hücumcuya kadar herkes çok iyi baskı yaptı. Özellikle Frey ve Civelli üzerinde büyük baskı kurdu Beşiktaş. İkisi de çok az kontrollü top kullandı.

Beşiktaş’ın görüntüsü iyiydi. Biliç dersine iyi çalışıyor. Şu anda her şey yolunda. Önümüzdeki hafta Galatasaray maçı var. Sezon başı olsa Galatasaray 1 puan için gelir derdik belki ama onlar da artık 1 puana razı olmayabilir. İyi maç olması kuvvetli muhtemel. Favori şu görüntülerle Beşiktaş.

13 Eylül 2013 Cuma

Frank "çiko" Lampard

 
Bugünkü Lampard'a bakınca, bu çiko nasıl bugünkü Lampard oldu diyor insan.

 

12 Eylül 2013 Perşembe

Golf Heveslisi Futbolcular

 
 
Sheva'nın golf macerasına şahitlik ettik. Peki ya Giggs, Ginola, Beckham, Figo, Ronaldo ve diğerleri.
 
En çok kime yakışmış dersiniz?
 












5 Eylül 2013 Perşembe

Beşiktaş Savunması

 
Geçen sezonun en zayıf halkası savunma, Biliç ile birlikte biraz olsun toparlanmış görünüyor. Hırvat hoca, ilk etkiyi savunmaya yaptı ve geçen senenin çok pozisyon gören takımı bir anda kalesini kilit vurdu. Oynanan 3 maçta kalesinde 2 gol gördü ve bu gollerin biri penaltıdan.

Savunmanın sağlamlığında Sivok ve Escude'nin payı büyük. Geçtiğimiz yıl unutulan Escude, bu yıl ilk 11'den hiç çıkmadı. Bu ikili takımın en çok top kazanan oyuncularından. Sivok, maç başı ortalama 18 top kazanarak tüm takım içinde 3. sırada. Escude ise ortalama 10 top kazancıyla 6. sırada. Savunmacı bek görüntüsü çizen Ersan ortalama 17, Serdar ise 13 top çalmayla oynadı. İlk 6 sırayı oluşturan diğer ikili ise elbette Veli ve Atiba. Atiba hem sol bekte, hem de orta sahada savunma gücünü gösterdi. Kanadalı şu an takımın en çok top kazanan oyuncusu. Savunması zayıf diyenler için kötü bir detay.

Kısa süre alan oyuncuları bir kenara bıraktığımızda pas yüzdesi en yüksek dört oyuncu yine Escude, Sivok, Atiba ve Veli. Bu yüzdenin yüksek olması çok pozitif bir durum değil aslında. Ancak düşük olması büyük sıkıntı. Stoper ikilisinin pas yüzdesinin yüksek olması beklenir. Zira genelde savunmada hazırlık paslarıdır onlar ancak düşükse problem büyüktür. Orta ikili daha zor şartlarda pas yapar. Bu bakımdan Atiba ve Veli'nin yüzdesi çok değerli. Bunların ne kadarı "key passes" buna da bakmak gerekir aslında.

Öte yandan Veli topla oynama süresi bakımından da takımın önde gelenlerinden. Bu onun oyunun içinde olduğunu da gösteriyor. Veli maç başı ortalama 2 dakika 38 saniye topla oynuyor. En yüksek değer ise 2 dakika 55 saniye ile Atiba'ya ait. İlk 5 sıra ise Atiba, Fernandes, Oğuzhan, Sivok ve Veli şeklinde.

 

1 Eylül 2013 Pazar

Beşiktaş 2-0 Gaziantepspor / "Takım" oluyor

 
Hazırlık döneminde maç kazanamamasıyla gündeme gelen Beşiktaş, ligde üçte üç yaparak beklenmedik bir başlangıç yaptı. Sezon öncesi Beşiktaş'ın fikstürüne bakıp puan hesabı yapan biri 9 puan yazabilirdi bu üç haftaya ama bu iyimser bir tercih olurdu. Bugün Beşiktaş iyimser tercihlerin futbolunu oynuyor.

Gaziantepspor maçının çok zor geçeceğini düşünmüyordum. İlk iki haftada çok iyi görüntü çizmedi ve dar kadro problemi ile karşı karşıyaydı. Sağ beki yoktu, transferler istediği gibi gitmemişti, Muhammet yeni dönüyordu ve hocası tribündeydi. Üstelik Beşiktaş da formdaydı.

Atiba sol beke çekilmiş, Oğuzhan ilk 11'deydi. Biliç hak edene formayı veriyordu. Oyuna girdiği zaman, takımın hücumuna büyük destek veren Oğuzhan ilk 11'e alınmış ve Tromso maçında sol bekte görev alan Atiba beke çekilmişti.

Beşiktaş muazzam baskılı oynamıyor ama oyunun kontrolünü sağlıyor. Takımın en büyük artısı yardımlaşarak oynaması. Gökhan Töre'yi çok kez savunmada görüyoruz. Fernandes top kovalıyor, Olcay hücum oyuncusu olmasına rağmen müthiş pres yapıyor.

Savunma dörtlüsünden sol bekin değişmesi muhtemel. Orta ikili ise şimdiye kadar hep aynıydı. Geçen yıl hiç kullanılmayan Escude ilk 11'de ve sürekli oynatılıyor. Franco'nun durumu nedir bilmiyoruz ama sakarlıklara da son verildiğinde Sivok Escude iyi ikili olur. Veli savunma görevini çok iyi yerine getiriyor. Veli'nin varlığı Oğuzhan'ı da, Fernandes'i de rahatlatıyor.

Fernandes'in savunmada oyun kuran kimliğinden, ileride oyun kuran kimliğine geçişi takımın hücumunu zenginleştiriyor. Portekizli hücumda hem kolay adam eksiltebiliyor, hem de araya attığı toplarla takımı ciddi pozisyona sokuyor. Fernandes'in hatalı pas sayısı fazla olabilir ama bu "key pass" dediğimiz asist olabilecek pozisyonu denediğinden.

Töre ve Olcay da bugün iyiydi ama özellikle Olcay için çok başarılı bir maç diyemeyiz. Töre, ona göre daha verimliydi. Almeida ise önceki maça göre daha iyi olsa da hala aranan forvet değil. Yine de iyi bir Almeida Beşiktaş için faydalı olur. Sakatlık problemi yaşamayan ve kafasındaki sorunları bitirmiş bir Portekizli...

Gaziantep, ikinci yarı daha diri olsa da hücumda zayıf kalıyordu. Savunmada da pek güçlü olduğu söylenemez. Bu sebeple maçın rahat geçmesi normaldi. Oğuzhan ikinci yarıda açılan Gaziantep'i bitirecek paslar attı ama gol gelmedi. Bugün gelmez, yarın gelir. Genç oyuncunun bunları denemesi ilerisi için umut verici. Oğuzhan, Beşiktaş için özel bir oyuncu.

Her şey bir kenara Muhammed'in frikik girseydi keşke...

Çapkın Modriç

 
Real'in başarılı ortasaha oyuncusu gece kuşu çıktı. Hırvat yıldız, 3 çocuğundan utanmamış Amerika'da bir gece kulübünde  sarışın bir hanım ile yakalanmış. Yıldız oyuncu bir de poz vermiş, sanırım "Amerika nereee, Hırvatistan nereee" diye düşünmüş. Oysa dünya küçük...

 
Paparazziler Modriç ile gece yakalanan hanımın ismini de ele geçirmiş. Diana Gudiç isimli güzel kızımız daha önce de Paris Hilton ile fotoğraf çektirmiş. Belli ki o da ekmeğinin peşinde. Ünlü olmak, o alemlerde isim yapmak istiyor. Kendisi pek de başarısız sayılmaz.


Real yönetiminin çapkın yıldıza bir tepki göstermesi beklenmiyor ama ilk formsuzluğunda o sigaralı fotoğrafı suratına çarpar Ancelotti ile Perez başkan...

Modriç'in eşi Vanja Modriç ise suskunluğunu koruyor. Muhtemelen evde merdane ile dalar Luka'ya...

(Fotoğraf eski (7 Ağustos) ama çaktırmayın. Magazin haberinde olur o kadar)

 

30 Ağustos 2013 Cuma

Barcelona & Qatar Airways



Bu Barcelona'nın sponsoru Türk Hava Yolları değil miydi? Reklam güzelmiş ama...

Tükürdüğünü Yalayan Eto'o

 
Futbol dünyası çok da büyük değil. Bugün rakibin olan takım yarın, yuvan olabiliyor. Bunun çok örneği var. Tümer Metin'i hepimiz hatırlarız. "Beşiktaş'tan başka bir Türk takımında oynamam mümkün değil. Bunu  kesin ve net olarak söylüyorum" cümlesi daha gündemdeyken Fenerbahçe ile anlaştı. Anlaşmasına da kızamazsın. Evet, bizim gönül bağıyla bağlı olduğumuz takım için mücadele ediyordu ama neticesinde ekmek parası için oynuyor.

Samuel Eto'o'nun da Chelsea ile Barcelona'nın sıkı rakip olduğu günlerden kalma bir sözü şu günlerde gündeme düştü. "Chelsea gibi ezik bir takımda oynayacağıma, köyüme döner yer fıstığı satarım" demişti bundan 8-9 yıl önce. Bugün o ezik (!) takıma imza attı. Daha fazla bir şey söylemeye gerek yok.

Yerli Kontenjanı Gurbetçiye!

 
Eskiden beri scouting'in altyapıdan daha verimli bir yatırım olduğunu düşünüyorum. Altyapının elbette scouting'e göre avantajları var ancak Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe gibi takımlar için scouting daha karlı bir araç.

Bu düşüncemin arkasındayım. Dünya'da altyapı üzerine kurulu çok az takım var. Barcelona doğru örnek olmaz. Zira çok özel bir takım ve altyapısı kadar scouting ekibi de kuvvetli. Bir çok genç yeteneği daha çocuk yaşta takıma katıyor (scouting) ve sistemine uygun yetiştiriyor (altyapı). Onun dışında Bilbao dikkat çeken bir başka takım ama onun da biraz eli mahkum.

Altyapısı ile nam salmış West Ham, Southampton gibi takımların da bu işten dünya para kazandığını ya da çok büyük başarılar elde ettiğini söylemek güç. Ancak öte yandan Porto gibi scouting temelleri üzerine kurulan bir takımın bu işten iyi para kazandığını ve büyük başarılar elde ettiğini görüyoruz. Sadece Porto değil diğer Portekizliler de bu işten ekmek yiyor. Portekizliler arasında scouting-altyapı dengesinin en denk olduğu takım ise Sporting. Sporting, altyapıya da büyük önem veriyor.

Örnekler çoğaltılabilir. Zaten varmak istediğim nokta da bu değil. Bu tartışmaya açık bir konu. Aksini düşünen de elbette vardır. Üzerine basa basa tekrar yazıyorum. Altyapının özel yanları var. Muhammed'i sahada görmek paha biçilmez. Necip'i sevmek bir başka sevmektir. Bir başkası için Semih Kaya çok anlamlıdır vs. Ancak altyapı kolay kolay zengin etmez, büyük başarı da çok az zaman getirir. Scouting ise ikisini de verir.

Türkiye'de yabancı kuralı sebebiyle altyapı yer yer scouting'in önüne geçebilir. Oynatmak zorunda olduğunuz yerli oyuncu var ve bunun iyi olmasını istersiniz. İyi yabancıya ulaşmak daha kolay, zira havuz geniş ancak iyi yerli kısıtlı, dolayısıyla da pahalı. Bu sebeple, yerliyi kendi içinizden çıkarmak istemeniz daha doğru olabilir. Ya da yerli oyuncuyu da yurtdışından getireceksiniz. Gurbetçiler...

 
Gurbetçi piyasasından bu topraklarda eskiden beri çok oyuncu ekmek yedi. Ersen Martin'ler, Mustafa Özkan'lar, Atilla Birlik'ler adını hemen yazdıklarım. Listeyi uzattıkça uzatabiliriz. Bugün ise bu havuz daha da genişledi. Özellikle takımlarımızın kadro kalitelerini bir, hatta bir kaç seviye yukarı çektiği şu günlerde bu daha da değerli olmaya başladı. Özetle, iyi yerli olsun istiyor takımlar ve çoğunlukla yurtdışında yetişen yerlilerin kalite/fiyat oranları daha yüksek.

Bu Beşiktaş için de geçerli. Beşiktaş da gurbetçi pazarından faydalanan takımlardan biri. Eskiye nazaran çok daha fazla başvuruyor bu yola. Üstelik kalitelilerini getiriyor. Beşiktaş'ın kadrosunda 10 tane gurbetçi var. Alman pasaportlu Günay Güvenç, Mehmet Akgün, Sezer Öztürk, Olcay Şahan, Gökhan Töre ve Ömer Şişmanoğlu. Avusturya'lı Veli ve Tanju, Avustralya pasaportlu Ersan, Hollanda pasaportlu Oğuzhan. Bu 10 oyuncunun 4 tanesi ise bu yıl takıma katıldı: Gökhan Töre, Ömer Şişmanoğlu, Günay Güvenç ve Sezer Öztürk. Beşiktaş neden bu oyunculara yöneliyor. Çünkü aynı oyuncu Türkiye'de yetişince fiyatı artıyor. Kayseri, Eskişehir, Gaziantep ve Gençlerbirliği gibi takımlar yüksek bonservis bedeli isteyebiliyor. Sözgelimi Olcay Şahan, Kayserispor forması giyseydi ve Beşiktaş talip olsaydı, kapıyı en az 5 milyon €'dan açarlardı. Oysa Beşiktaş onun için geçen sene 800,000 € ödedi.

Bilgi olması açısından Galatasaray'da 5, Fenerbahçe'de de 2 tane gurbetçi var. Beklendiği gibi Kayserispor'da 10 tane.

Altyapıdan yetişmiş iyi oyuncular, kaliteli gurbetçiler ve özel yabancılar ile başarı gelmemesi mümkün değil.
 

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Sol bek gelecek dertler bitecek

 
Beşiktaş'ta bu sezon en çok konuşulan transfer söylentileri Ronaldinho, Adebayor ve sol bekti. Ronaldinho ve Adebayor'u anlıyorum. Mmarka futbolcular ve isimlerinin gündemde kalması normal. Peki ya sol bek?

Beşiktaş'ın sol bek problemi var elbette ama forvet problemi de var aslında. Daha savunmacı ön libero problemi de var denebilir. Şu ana kadarki görüntüde stoper problemi de yok denemez. Sözün özü sol bek problemi var ama oluşturulan izlenim Beşiktaş sol bek alırsa tüm sorunlar çözülecek yönünde. Bu yanlış...

Beşiktaş'ın bu sezon oynadığı resmi maçlarda en fazla aksayan bölgeler sol bek, stoper ve forvetti. Forvetin defosu takım kazandığında pek belli olmaz. Almeida'nın kaçırdığı net gol pozisyonu unutulur belki ama Escüde'nün hatası akıllara kazınır. O yüzden savunma zaafları daha fazla dikkat çekmektedir.

Beşiktaş henüz ideal ikilisini bulmuş değil. Ya da bir başka tabirle ideal ikili henüz idealleşmiş değil. Sivok'un yanında Escude oynatılıyor. Toraman, Ersan ve Franco fırsat bekliyor. Biliç, Escude'ye güveniyor. Fransız oyuncunun hatalarına rağmen Hırvat hoca onda ısrar ediyor. Mmuhtemelen bir süre daha ısrar edecektir. Sonrasını biraz da Escude'nin performansı belirleyecek. Buradaki sıkıntı zamanla aşılacağa benziyor.

Sol bekte ise durum farklı. Geçen sene devre arasında İBB'den Gökhan Süzen alınmıştı. Süzen'den önce Uğur Boral deneniyordu. Olmadı. İkisi de takıma oturmadı. İiki sol açık kökenli oyuncunun da oturması daha şaşırtıcı olurdu zaten. Köybaşı, 1 yıldır sahalarda yok. Yerine adı geçen isimler Holebas ve Büttner. Büttner'in kiralanması üzerinde duruluyor, Holebas'ı kulübü kiralamaya yanaşmıyor. Öncelikle kiralık formülü oldukça mantıklı. Hatta yabancı oyuncu alınacaksa tek mantıklı seçim. Kimin olacağının da bugün pek önemli olduğu düşünülmüyor, zira herkes Ersan'dan iyidir algısı var.

Sol beke transfer şart. Alınacak da. Ancak sol bek sorununun çözümüyle takım seviye atlamayacaktır. Problemini çözmüş olacaktır.

27 Ağustos 2013 Salı

Dönemin Robben & Sneijder'i: Di Maria & Mesut

 
Bundan 4 yıl önce Real Madrid Galacticos'u tekrar kurarken Ronaldo ve Kaka'yı kadrosuna katmıştı. Dönemin en büyük beş yıldızından ikisini kadrosuna katmıştı. Bunlarla yetinmeyip bir de Benzema'yı almıştı. Madrid bu transferler için iyi bonservis öderken, bazı oyuncuları elden çıkarmak zorunda kalmıştı. Dönemin hocası Pellegrini gitmelerine karşı çıkmıştı ancak Robben Bayern'e, Sneijder de Inter'e transfer olmuştu.
 
O dönem Hollandalılardan uzaklaşmak isteyen Real için iki yıldızı gözden çıkarmak pek zor olmamıştı. Yeni yıldızlar başkan Perez'in yüzünü güldürüyordu ve Perez, Barcelona'ya karşı böyle bir sistemi doğru görüyordu.
 
Robben o dönemden beri Bayern'de oynuyor ve ara ara gözden düşse de Bayern için hala etkili bir silah olarak göze batıyor. Üstelik geçen sene de Şampiyonlar Ligi'ni kaldırmayı başardı. Sneijder ise Mourinho ile bir Şampiyonlar Ligi alırken geçen sene takımda revizyona giden Inter'de transfer listesine kondu veGalatasaray'a geldi. Bugün hala piyasası var.
 
Bugün de benzer bir değişim olabilir. Bale transferi, Real Madrid için çok kolay sindirilebilecek bir transfer değil. Galli oyuncu için çok ciddi para ödendi. Bu yükü biraz olsun hafifletmek için eldeki bazı oyuncuların satılması muhtemel. Di Maria ilk adı çıkandı, zira bu transfer öncesinde bile Arjantinli'nin yeri kulübe olmuştu. Benzema'nın arkasındaki 3 oyuncu Isco, Ronaldo ve Mesut olacaktı. Di Maria'nın satışı başkan ve Ancelotti tarafından yalanlandı. Satmayı düşünmediklerini söylediler. Bugün Arsenal, PSG ve Manchester United ilgileniyor onunla. Real'in bugün satma planı yok belki ama iyi bir bonservis önerisini de geri çevrilmeyeceği düşünülüyor.
 
Öte yandan Mesut için de benzer durum söz konusu. Bale'in gelişiyle kulübeye paslanacak isim Mesut olacaktır. Mesut'ın Madrid'de yedek kalmayı kabulleneceği düşünülemez. Zaten menajeri görüşmelere başladı. Onun da ismi Manchester ile anılıyor. 45 milyon € bonservis bedeliyle Old Trafford'a transfer olacağı düşünülüyor. Sadece Manchester değil Arsenal de onunla ilgileniyor. İkisi için de kaliteli transfer olur.
 
Real'in Bale tercihi de ısrarı da tartışılır. Galli oyuncunun Madrid'de nasıl performans göstereceği de soru işareti. Elbette muazzam bir yetenek ama bu parayadeğer mi? Ronaldo etkisi oluşturur mu? Ben sanmıyorum. Ronaldo etkisi vermez ama takıma çok şey katar.
 
Real'in bu parayı bir şekilde çıkarması gerekiyor ve Perez, Bale'in Uuzakdoğu'da tanınırlığını da kullanmak istiyor. Zira Beckham'dan çok iyi para kazanmışlardı. Becks'in transferinin ilk gününde 8000 forma satılmıştı. Bale'de de bu yöntemi kullanacaktır.

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Atletico Mata'nın Peşinde

 
Premier Lig ile La Liga arasındaki transferler transfer sezonu bitimine kadar devam edeceğe benziyor. Son dedikodu ise aslında beklenmedik yerden geldi. Adrian ile yollarını ayırması muhtemel Atletico Madrid Juan Mata'yı kiralamak istiyor.
 
Son Willian transferinde hücuma dönük ortasaha oyuncularının artması Chelsea için harmoni açısından sorun olabilir. Özellikle Willian, Hazard, Mata, Oscar gibi oyuncuların tamamı Dünya Kupası'nda yer almak için ilk 11 de oynamak isteyecektir. Bunlardan birinin yedek kalması milli takıma seçilmesini riske atabilir. Willian'ın transferiyle Mata yedek kalabilir. Mata, Dünya Kupası şansının artması için kiralık olarak da olsa Atletico Madrid'e gitmeye sıcak bakabilir.
 
Chelsea ise öncelikle Moses'ı kiralamayı planlıyor. Mata'yı kısa süreliğine de olsa gözden çıkaracaklarını sanmıyorum ama Atletico şansını deniyor. Mata'nın bırakılması ise Chelsea adına sezonun en saçma işi olur. Hazard ile birlikte kesinlikle oynatılması gereken bir oyuncu ve bunu 2 yıllık performansıyla da gösterdi. Mourinho'nun böyle bir hata yapabileceğini düşünmüyorum.

25 Ağustos 2013 Pazar

Real Madrid Domino Taşını Devirdi

 
Bale'in Real Madrid'e transferi İngiltere piyasasını da hareketlendirecek. Bale'in gidişiyle Tottenham bu açığı kapatmak için transfer yapacak. Bunun yanı sıra Real Madrid Isco ve Bale'in gelişiyle eldeki bazı oyuncuları bırakabilir ya da bırakmak zorunda kalabilir. Bu da İngilizler'in iştahını kabartıyor.

Bale transferi gerçekleşmek üzereyken Arsenal'in Benzema ve Di Maria ilgisi kendini hepten belli etti. Wenger ikisini de yalanlamadı. Benzema'yı bırakması zor görünüyordu ama Di Maria daha olasıydı. Higuain de gitmişken, Ancelotti Benzema'yı bırakmaz. Bırakırsa Luis Suarez'in gelişiyle bırakır. Bu transfer de şu anda gündemde değil.

Di Maria ise daha olası bir transfer. Arjantinli Bale, Mesut, Kaka, Isco gibi oyuncuların olduğu kadroda az şans bulabilir. Bu da gitme ihtimalini güçlendirir. Di Maria'ya Arsenal'in yanı sıra PSG ve Man Utd da talip. Ancelotti ise bırakmak istemiyor ama Bale transferinin mali yükünü biraz oslun hafifletmek için bırakabilirler.

Tüm bu gelişmeler akla yatkın dururken enteresan bir gelişme ayyuka çıktı. Real Madrid Di Maria yerine Mesut'u gözden çıkarabilir görünüyor. El Confidencial'ın haberine göre Mesut gözden çıkarılan isim ve Manchester'a da önerilmiş. Ancak Moyes transfer çok sıcak bakmıyormuş. Eğer haber doğruysa ve Moyes gerçekten sıcak bakmıyorsa çok pişman olur. Muhtemelen o bölgede oynatabileceği Kagawa gibi bir isim olduğu için sıcak bakmıyor ama Mesut kanatta da oynatılabilecek ve faydalı olabilecek bir oyuncu ve değerlendirilmeli.

Son bomba ise Cristiano Ronaldo. Ronaldo'nun bu yaz olmasa da ileride Manchester'a dönmek istediği haberleri yapılmaya başlandı.

Öte yandan Manchester'ın asıl gündemindeki isimler ise Fellaini ve Baines. Moyes, oyuncuların kariyeri için iyi fırsat olduğunu ve eğer bugün Everton'ın hocası olsaydı, onları tutmasının çok zor olacağını söyledi. Martinez ise oyuncuları vermeme niyetinde.

Chelsea'nin şişkin kadrosu ve Willian

 
Mourinho'nun olduğu yerde plansızlıktan bahsetmek kolay değil ama Portekizli bu yaz yaptığı transferlerle biraz bu görüntüyü çiziyor. Chelsea bu yaz döneminde Cuevas, van Ginken, Perica, Shürrle ve Schwarzer'ı kadrosuna katmıştı. Bugün de Willian'ı kadrosuna kattı ve forvet için pazartesi maç sonrasını beklemeye koyuldu. Maviler, Rooney için 40m £ civarında son bir teklif yapacak görünüyor.

Benzer kadro yapısı City'de olsaydı -ki var- Manchester ekibi kadroyu şişirmekle suçlanırdı. Aslında şu andaki Chelsea'nin de City'den pek farkı yok. Savunma hattı bir kenara, hücum hattında aynı bölgede oynayabilecek çok fazla oyuncu var. Buna kadro derinliği de denebilir ama bu biraz derinlikten öte.

Ortasahanın göbeğinde Ramires, van Ginkel, Essien, Mikel, McEchran ve Lampard var. Burada iki oyuncu oynayacağını düşünürsek eldeki 6 oyuncu çok. Muhtemelen Ramires ve Lampard ağırlıklı oynayacaktır. Lampard'ın yaşı düşünüldüğünde Essien onu yedekleyecektir. Mikel, McEchran ve van Ginkel ile kupa mesailerine çıkacaktır. Bu potansiyelli McEchran için sorun olabilir. Öte yandan Mikel de kısa süre almış olacak ve onun için sorun daha büyük olabilir.

Burada oynayacak ikilinin önünde 3 oyuncu oynatılacak. Hazard, Mata, Shürrle, Oscar, De Bruyne, Moses ve yeni tranfer Willian burası için aday isimler. Hazard'ın yeri garanti gibi. Belçikalı oyuncu yeteneği ve potansiyeliyle yerini garanti eder. Mata ise geldiği günden beri muazzam performans sergiliyor. Onun da maçların çoğunda görev alacağını düşünüyorum. Oscar da Mourinho'nun beğendiği oyunculardan biri. Elde zaten ilk 11 için ideal 3 oyuncu varken Shürrle ve Willian da alındı. Shürrle ve Moses bu üçlüyü yedekleyecek olsa de Bruyne ve Willian ne yapacak. Üstelik Willian yeni transfer.

3 kişilik bölgeye 7 oyuncu çok. Üstelik de Bruyne dışında ilk 11 oyuncusu olmamayı kabul edebilecek oyuncu da yok. Belki biraz Moses. Willian'ın transfer edilmesi ise tuhaf. Mourinho bu transferi biraz da Tottenham'ın güçlenmesinden çekindiği için yapmış görünüyor. Her fırsatta Spurs'un iyi bir kadrosu olduğu ve onların da mücadele içinde olacağını söyleyor zaten. Bu transfer yapısının benzerini City'de de görüyoruz.

Bunun tek kabul edilbilir açıklaması Mourinho'nun bu saydığımız oyunculardan bazılarını kadroda düşünmemesi olabilir. Mesela Moses ilk fırsatta satacağı bir oyuncuysa Willian'ın alınması mantıklı olabilir. Tabi bunu da önümüzdedi dönemde göreceğiz.