21 Ağustos 2009 Cuma

Sabri ile Milan aynı cümlede


Milan, Bonera, Oddo ve Zambrotta'nın alternatif olabileceği bir bölgeye oyuncu arıyor. Diğer bölgeleri kusursuz olur sağ bekini güçlendirmek ister anlarım ama hücum hattı bu kadar zayıflamışken, Kaka'nın boşluğunu nasıl dordururum diye düşünmek yerine istenmeyen adam haline getirilen Oddo'nun mevkisine oyuncu bakmayı anlamam...

Türk basınına göre bu boşluğu dolduracak isim belli. Kendi boşluğunu bile doldurmaktan aciz Sabri Sarıoğlu. Milan için yazılmış çizilmiş. Milan'ın scoutları onu izleyecekmiş. Milan böyle bir hata yapar mı bilmiyorum. İzleme hatası yapabilir ama daha fazlasını asla. İzlerse bir şey kaybeder mi peki? Asla. Sabri izlenir, Arda beğenilir...

Sabri'yi sağ bekte yalnız bırakıp transferin gerçek yüzüne gelelim. Milan, Lazio'nun genç sağ beki Lorenzo De Silvestri'nin peşinde. Genç oyuncuyu Lazio'dan koparmak zor olmaz diye düşünüyorum. Zamanında Nesta'yı, Nedved'i, Veron'u, Crespo'yu veren Lazio, De Silvestri'nin üstüne bir de Pandev'i önerir. Onlar için önemli olan gelecek paradır...Bu arada Pandev demişken. Kaka'nın boşluğu dolmaz ama Pandev de hiç yoktan iyidir. Neden olmasın?

Leonardo, Oddo'yu gelecek yıl takımda istemiyor ve kiralama ya da satma çabasındalar. Yapılacak transfer de biraz Oddo'nun durumuna bağlı. Milan, Sabri'yi değil de; Galatasaray, Oddo'yu alsa daha büyük iş yapmış olur..

Elano ve Dos Santos Kadroda


Dunga, Arjantin ve Şili maçlarının aday kadrosunu açıkladı. Kadroda tanıdık isimler var. Henüz ülkemizde boyunu göremesek de Elano ve Fenerbahçe taraftarının fazlasıyla memnun olduğu Dos Santos. 4-2-3-1 sistemiyle oynaması beklenen Brezilya'da her ikisi de ilk 11'de olacak muhtemelen.

Goalkeepers : J.Cesar (Inter Milan), Victor (Gremio).
Defenders : Maicon and Lucio (Inter Milan), Juan (AS Roma), A.Santos (Fenerbahce), D.Alves (Barcelona), J.Miranda (Sao Paulo), Luisao (Benfica), Filipe (Deportivo La Coruna).
Midfielders : Kaka (Real Madrid), G.Silva (Panathinaikos), F.Melo (Juventus), Elano (Galatasaray), Ramires (Benfica), J.Baptista (AS Roma), Josue' (Wolfsburg), Lucas (Liverpool).
Forwards : L.Fabiano (FC Seville), Robinho (Manchester City), Adriano (Flamengo), Nilmar (Villarreal).

(4-2-3-1) : J.Cesar - Maicon, Lucio, Luisao, A.Santos - G.Silva, F.Melo - Elano, Kaka, Robinho - L.Fabiano.

Defansta sakatlıktan yeni kurtulan Juan yedek. Kadroda görmeye alışık olduğumuz Pato, Ronaldinho ve Marcelo dinlendiriliyor. Eksiklerden dolayı kadroda yer bulan Kleberson görevini tamamladı. Kadronun en büyük sürprizi ise elbette ki Adriano. Flamengolu oyuncu Dunga'nın gözüne girmiş görünüyor.
Wagner Love nerde diye de sormak istiyorum. Ne istiyor garibimden bu Dunga? Aslan gibi golcü...

Dayaklık Dinamo Bükreş taraftarları




Dinamo Bükreş taraftarları 3 dakika daha dayanamayıp maçın 87. dakikasında sahaya dalmışlar. Hakem maçı tatil etti. 2-0 yenik durumu içinde giriyorlarsa saha içine artık o taraftardan ne köy olur ne kasaba. Sağlam bir ceza gelir Uefa'dan. Steaulular da kıs kıs gülüyorlardır muhtemelen.

17 Ağustos 2009 Pazartesi

Yeter artık Doug Ellin!!


Entourage 6. sezonun yarısına geldi ama dizi hala eski sezonları aratıyor. Vince bir kenara itilmiş abartalı bir biçimde Eric üzerinden gidiyor dizi. Ashley "cıvık babam afedersin" denen kızın yüzünü görmekten bıktık artık. Taş gibi Sloan varken 6 bölümdür bu kıza yazan E tam dayaklık durumda. Ari'nin de Andrew Klein ile uğraşması kabak tadı verdi. Drama'da olmasa dizinin tadı hepten kaçıcak. Doug Ellin'in kendine gelmesi lazım yoksa Tom Brady, Marky Mark ve Steve Nash'lerde bu diziyi kurtarmaz.

16 Ağustos 2009 Pazar

Çanlar Liverpool için çalıyor.


Belki sezon başı olduğundan konuşmak için erken ancak Liverpool'un durumu çok vahim geldi bana. Babel inanılmaz kötü bir durumda. Benitez'in mutlaka Benayoun ile başlaması gerekirdi oyuna. Galatasaray iyi ki almamış Babel'i . Onun dışında defansta da inanılmaz bir form düşüklüğü var. Carragher zaten geçen sene bir düşüş yaşamıştı ve bu düşüş durmamış gözüküyor. Skrtel'ın durumuda çok farklı değil. O bölgeye Agger'ın monte edilmesi gerekiyor kesinlikle. Ayrıca 4-3-3 te Xabi nin yerinde oynayan Lucas ofansif anlamda takımına hiç katkı veremiyor. Aquilani gelene kadar Benitez 4-4-2 ye dönüp orta ikiliyi Mascherano ve Gerrard ile oluşturmalı. Takıma ofansif anlamda mutlaka bir takviye gerekiyor. Maxi Rodrigez veya Sneijder cazip gözüken oyuncular. Glen Johnson'ı ise beğendim çok iyi bir transfer. Spurs de ise Defans ikilisi ve Modric çok iyi oynadılar. Keane gününde olsaydı Liverpool için maç bir kabusa dönebilirdi.

Lugano'nun dönüşü


Dün İtalyanlar Lazio'nun Lugano ile anlaşamadığını yazdı, ardından da Uruguaylı Fenerbahçe ile yeniden anlaştı. Alacağı parayı, Lugano'nun para beğenmeyip, kendisine uygun kulüp bulamadıktan sonra kürkçü dükkanına dönmesini bir kenara bırakıp değerlendirelim.

Eminim ki Fenerbahçe yönetimi Lugano gittikten sonra boşluğunu Bilica ile doldurmayı denemesinin pişmanlığını yaşıyordu. Bilica, Lugano ile karşılaştırılmayacak kadar yetersizdi. Kapalı savunma oynayan Sivasspor'da bile çok hata yapan Bilica, daha açık oynayan Fenerbahçe'de çok daha fazlasını yapacak potansiyeldeydi. Lugano-Edu ikilisinin çok uzağında kalacaktı Bilica-Edu ikilisi. Göbeğin kalitesi bariz bir şekilde bir gömlek düşecekti.

Neyse ki imdada Edu'nun geçmeyen sakatlığı yetişti. Edu'nun durumu Fenerbahçe için hayırlı oldu. Kalite yine geçen seneyi aratacaktır ama yine de Lugano-Bilica ikilisi, Edu-Bilica ikilisinden iyi olacaktır.

Lugano benim gözümde Türkiye'deki en iyi stoper. Hem savunma da hem de hücumda etkili. Özellikle kaleciden seken hücum ribauntlarında Fenerbahçe için çok yararlı olacaktır. Kağıt üzerinde Fenerhabçe'nin görünen en zayıf bölgesi daha derli toplu oldu. Lugano'nun dönüşü şampiyonluk açısından Fenerbahçe için büyük bir avantaj olacaktır.

Şampiyon olmasaydık; Topuz çıkmazı sonrası Demirören kızar, basar parayı giydirirdi siyah beyaz formayı... Şampiyonluk Demirören'i de dindirdi...

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Hayırlı teskereler


Deepman askere gitti. Ocak ayına kadar 1 kişi eksiğiz. Babyface'imize şimdiden hayırlı teskereler diliyorum...

Deepman, sana balıkçı diye diye bahriyeli yaptık...

9 Ağustos 2009 Pazar

Aquilani - Huntelaar


Birkaç gündür yoktum buralarda; İnternet bağlantım da olmayınca gurbet ellerde, bilgisayarı FM oynama aracı olarak kullanabildim sadece...

İnternetim olmayınca yabancı basını takip edemedim; gelir gelmez açtım okudum neler olmuş neler . Xabi'yi veren Liverpool haftalardır adının birlikte anıldığı Aquilani ile imzalamış. Çok da iyi etmiş. Aquilani de De Rossi'nin gölgesinde yıllarını geçireceğine Mascherano ile yanyana oynamayı tercih etmiş; o da iyi yapmış...

Yılın bombalarını patlatan Real Madrid, ara transferde kurtarıcı diye aldığı Huntelaar'ı yollamış. Milan'da sonunda paraya kıyıp adam aldı çok şükür. Huntelaar, AC Milan'a şampiyonluk getirir mi? Sanmam. Dikkatimi çeken bir başka nokta da Huntelaar'ın vatandaşı Seedorf'un izinde gitmesi. Ajax-Real Madrid-Milan...Sonu da Seedorf kadar olsun yeter... Hollandalı yeni kulübü hakkında ilk demecini Milan Channel'a vermiş:

I am very happy to be here at AC Milan now and I hope to have a great season. .... If I would describe myself, I would say that I am a team player and I enjoy scoring .... One reason I am pleased to join AC Milan is that I will be Pippo Inzaghi's team mate. He's an amazing goal scorer and a great player, we have a lot in common".

Huntelaar, Inzaghi'nin takım arkadaşı olmaktan mutlu ama Leonardo, Pato'yu keserse Berlusconi de Leonardo'yu keser...

Pirlo, Gattuso, Ronaldinho, Seedorf, Pato, Huntelaar... Kağıt üstünde çok da kötü durmuyor ama nerde o eski Milan...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Ahmed Barusso


2007 yılında Beşiktaş da ilgilenmişti ama Barusso Roma'yı tercih etti. O, Roma'yı tercih etti etmesine ama Spaletti onu bir türlü tercih etmedi. Ganalıya çok da haksızlık yapmak istemem, Colosseum'da kapışması gereken isimler De Rossi, Aquilani, Brighi, Pizarro olunca, kadroya girebilme işi hayal oluyor.

Roma'da yarım sezon geçirebildi Ahmed Barusso. Sonrasında Galatasaray'a kiralandı. Galatasaray'da bekleneni verdi mi? Tabi ki hayır. Ne Galatasaray'ı ne de Roma'yı memnun edebildi. Ganalı geçtiğimiz sezonu da Siena'da kiralık geçirdi. Bu yıl da Brescia'ya kiralandı.

Yaş 24 oldu. Barusso bu gidişle, benzetildiği Appiah'ın çok uzağında kalacak...

2 Ağustos 2009 Pazar

Süper Kupa


Hala futbol havasına giremedim. Liglerin başlaması gerekiyor benim için...

Maça 5. dakikada yetişebildim. Yine Olimpiyat Stadı ve yine boş tribünler. O stad bana futbol keyfi vermiyor...

Kupa'nın alınması Beşiktaş açısından önemli bir prestij olabilirdi; şans kaçtı. Daum iyi başlamış oldu. Maçın hakkı 0-0'dı. Hakem engelledi. Hakem oyuna müdahale etmemiş olsa iki takım da 0-0'a bağlardı; uzatmalarda büyük ihtimalle Guiza atardı...

İşin şakası bir yana, 5 dakika önce Nihat'ın kullandığı serbest vuruşta topu eliyle kesen Bilica'yı es geçip; Sivok'un pozisyonuna penaltı çalınınca insanın gönlü rahat etmiyor. Keşke o pozisyon olmadan kazansaydı Fenerbahçe.

Maçın kritiğini bir kenara bırakıp maçı Beşiktaş açısından inceleyelim. İncelenecek ilk şey elbette ki transferler, uyum ve takım oyunu. Ferrari ile başlayalım. Beklentilerimin altında kaldı. Daha hızlı olduğunu sanıyordum; en azından öyle biliyordum. Sivok ile olan uyumunu ya da uyumsuzluğunu kanıtlayacak bir pozisyon olmadı. Bir iki kez ağır kalması sebebiyle, Beşiktaş kalesinde pozisyon gördü.

Erhan, bu takımda yedek olur. Acilen Toraman veya Ekrem'in dönmesi lazım. Erhan iyi bir yedek olabilir ama sağ beki ona emanet edip yola çıkılmaz. Aynı şeyler Köybaşı için geçerli değil. Ciddi bir pozisyon hatası yapmasına rağmen ileri çıkışları iyi. Savunmada da çok sırıtmadı. Denizli'nin ona güven vermesi lazım. Bir zamanlar Tigana'nın Burak ve Baki için verdiği forma garantisini Denizli İsmail'e vermeli. Korkmadan oynamalı. İkinci bir Gökhan Gönül olmalı Beşiktaş için...

Fink, Cisse ayarında. Bir laf da medyaya gelsin. Cisse'nin büyük oyuncu olduğunu ve Beşiktaş'ın kaybı olduğunu Marsilya'ya gidince mi anladınız? Ben Cisse'nin gidişine üzülmedim. Bu performansta oynarsa Fink onu aratmaz. Ernst ile uyumu daha iyi noktalara bile varabilir...

Nihat'ı değerlendirmek dahi istemem. Bugün verimli olmamış olabilir ama Beşiktaş için büyük kazançtır. Form tuttuğunda hem Avrupa'da hem ligde büyük işler yapacaktır.

Oyuna sonradan giren Rıdvan için yorum yapmak doğru olmaz. Çok kısa süre aldı, Erhan'dan daha hücumcu diye oyuna alındı. Erhan'dan çok farklı görünmedi ama beklemek lazım...

Yeni transferlerin dışında Bobo için de bir parantez açalım. Bobo'yu bugün beğendim. Biraz sola mahkum oynadı. Taktik gereği olduğunu düşünüyorum. Ortaya daha yakın oynasaydı Nobre ile daha verimli olurdu kanısındayım.

Genel taktik anlayışına gelince. Denizli, her zamanki gibi dörtlü savunma ile oynadı. Geçen sene de dörtlü oynamasına rağmen üçlü olduğu iddia ediliyordu, bu sene bu ısrarı bırakırlar umarım. Ernst-Fink çift önlibero gibi ama çok da geriye yaslanmış oynamıyor. Onların önünde Tello-Yusuf ve ilerde Nobre-Bobo. Tello'nun sol kanat olduğu düşünülürse sağ kanattaki boşluğu forvetlerin o bölgeye yakın oynamasıyla kapattığını söyleyebiliriz. Kapatabiliyor mu peki? Pek değil...

Nihat girince, Tello sağa geçti. Bobo biraz sola kaçtı. Nihat Nobre hücuma en yakın ikiliydi.

Sonuç olarak ben oynanan futboldan çok memnuniyetsiz değilim. Maçın kazanılıp kaybedilmesi prestij ve moral açısından önemliydi; onun dışında çok da önemli değil. Bugün varolan 3 yıl sonra sponsor bulamazsa geleceği belli olmayan bir kupa. Emre, Şampiyonluktan sonra en önemli kupa demiş. Fenerbahçe'nin Türkiye Kupasını alamıyor oluşuyla ilişkili bir demeç gibi...

Neden Sivasspor Değil?


Bir zamanların Cumhurbaşkanlığı kupası modeli. Adı daha modern hale getirilmiş, Avrupa'da örneklerine benzetilmiş bir kupa: Türkiye Süper Kupası...

Bana bu kupanın finalini Beşiktaş ile Fenerbahçe'nin oynaması çok mantıklı gelmiyor açıkçası. Levent Erdoğan gibi Beşiktaş ile PAF takımı maç yapsın demiyorum ama neden Sivasspor değil de Fenerbahçe?

Beşiktaş, Lig Şampiyonu ünvanıyla katılıyor ve Türkiye Kupası finalisti Fenerbahçe rakibi oluyor. Lig şampiyonluğu, Türkiye Kupasından daha önemli olduğu için Beşiktaş'ın bu ünvan ile katılması ilk etapta mantıklı gibi dursa da; bu ünvanı Beşiktaş'a avantaj getirmediği için çok da mantıklı olmadığı görülüyor. Örneğin maç Lig Şampiyonunun evinde oynanacaktır gibi bir durum olsa Beşiktaş'ın bu ünvanı kullanmasını anlayabilirim ama şampiyonluk herhangi bir avantaj sağlamıyor.

Bu sebeple Beşiktaş'ın Türkiye Kupası finalinde eşleştiği Fenerbahçe ile tekrar oynaması tuhaf geliyor. Oysa ki ligi beraber götürdüğü Sivasspor ile oynayacak olması daha güzel durabilirdi. Üstelik Sivasspor'un kazanmış olduğu ünvan Fenerbahçe'ninkinden çok daha kıymetliyken...

Burada takımın adını akla getirmeden düşünmek lazım. Sivasspor yerine Fenerbahçe; Fenerbahçe yerine de Sivasspor olabilirdi. Takım bazına indirgemeden, tarafsız bir gözle bakmak gerekir diye düşünüyorum...
Bülent onca şeye ağlayacağına, bu duruma ağlasa ya...

31 Temmuz 2009 Cuma

Veda zamanı


Andrea Pirlo. Milano'nun iki devinde de oynasa da biz ona AC Milan formasını yakıştırdık. Kırmızı, maviden daha çok yakışmıştı İtalyan'a...

2001'de geldiği kulüpten ayrılma noktasında. Sheva ve Kaka ile parayı kıran ama geri dönüşümünü göstermeyen Milan, Pirlo'yu kadroda tutmakta zorlanacak gibi. Eski hocası Ancelotti, Pirlo'yu takımında görmek istiyor. Londra ekibi de bu konuda oldukça ısrarlı. Corriere Dello Sport'a göre Pirlo Londra ekibine çok yakın. İtalyan oyuncunun yakın arkadaşlarıyla vedalaştığını bile yazmışlar. Gerçi biraz Fotomaç tadı aldım...

Maviler, Mancienne ve Pizarro'yu önermiş, Galliani üstüne 15milyon € istemiş. E Pirlo bu, almak kolay değil tabi...

Hemen Beşiktaş'a bir pay çıkaralım. Pirlo, Chelsea'ye giderse; Deco o takıma fazla gelir...

Beşiktaş 2009 2010


Uzun süredir yazamıyordum. İş güç yoğunluğu buralardan uzaklaştırdı. Döndüm, yine bir ayrılık olabilir ama bu sefer bu kadar uzun olmayacak...

Beşiktaş'ın kısa bir değerlendirmesiyle başlayayım yeni sezona. Şampiyonluğunda bırakmıştım, bütün yaz yattım; onca transferi tek kelime yazmadan geçiştirdim..

Beşiktaş yeni sezona hazır mı? Sorunun cevabı 2 gün sonra daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktır. Savunma hattından başlayalım. Geçen sezona göre savunma hattında iyileşmeler var. Sağ bekin Toraman'a emanet edileceğini varsayarsak Sivok-Ferrari ikilisi Rüştü'nün önünde olacaktır. Sol bek çok şükür Üzülmez'in değil. Bu hatta baktığımızda savunma olarak şu anda Türkiye'nin en iyisi gibi görünüyor. Hele hele Köybaşı umduğum gibi çıkarsa tadından yenmez. Verilen parayı göz önüne alınca Köybaşı'ndan Gökhan Gönül bekliyorum...

Orta sahada Fink & Ernst olacaktır. Fink, Cisse çıksın yeter. Ernst, etrafındakilere uyup stil değiştirmezse ortasahada savunmaya dönük bir problem yaşanmaz. Bu lig için geçerli elbette; UCL için Fink vasat kalır...

Tello-Holosko-Yusuf ortasahanın hücuma dönük oyuncuları. Bunlardan ikisinin oynayacağını düşünürsek zayıf bir üçlü. Bu durumda Beşiktaş'a acilen bir 10 numara lazım. "Efendim 10 numara devri kapandı, sen daha 10 numara diyorsun" düşüncesine kesinlikle katılmıyorum. Beşiktaş'ın Riquelme ayarında bir 10 numaraya ihtiyacı var. Aksi halde galip gelmek için gol yemememiz lazım...Haa bir de Serdar Özkan var; unutmuş değilim.


Forvet hattı Nihat ile birlikte biraz daha zenginleşti. Bobo - Nobre - Nihat. Sakat olmayan bir Nihat UCL'de Beşiktaş'ı ileriye götürebilir. Formda Bobo ve Nobre'de Beşiktaş için gol yollarında sıkıntıyı azaltır. 10 numaranın gelişi, forvet hattının da performansını artıracaktır...

2 gün daha bekleyip göreceğiz. Ben gelecek sezondan umutluyum. Adı geçen oyunculardan birinin alınması, ya da o kalitede bir oyuncu alınması Beşiktaş'ı UCL'de de başarılı kılabilir...

Polyanna mıyım acaba?

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Burak Yılmaz #2


bianconeri'nin ilk yazısından sonra Burak Yılmaz FB'den ayrıldı ve Eskişehirspor'a transfer oldu. Evet tebrikler bianconeri, transferi doğru bildin. Gelelim transfer sonrasına. Burak bazı basın organlarına yaptığı açıklamalarda Aragones'i yerden yere vururken, BJK'daki zamanlarına da gönderme yapmış ve bu senenin her zamankinden farklı olacağından bahsetmiş. Eses'e geçtikten sonraki açıklamlarını ve idman performansını dikkate aldığımda, Burak gerçekten çok hırslanmış. Manisaspor'da kiralık oynarken nasıl hırslıysa, şu an da o kadar hırslı ve özverili ki; hani bianconeri'nin A Milli Takım'a seçildi dediği Burak var ya o Burak geri dönmüş sanki. Bu sene patlama bekliyorum ben de Burak Yılmaz'dan. İsteyen takip eder, isteyen etmez. Benim her an gözüm üstünde olacak, bir gün yazdığımda Burak şöyleydi böyledi demeyi bırakın da izleyin derim sadece.

Şimdi; futbol zekası konusuna gelirsek, Burak gibi bir futbolcuda yok demek bence insafsızlıktır. Oynamayan bir oyuncu da ne zeka kalır, ne mentalite ne de güç kuvvet. Öncelikle oynatacak şans vereceksin. 1 hafta yedekten sokup, Rico pas verdi, onu da alamadı demek insafsızlıktan da öte. FB'de kaç maç oynadı bu adam. Belki FB kalitesinde değil diyebilirsin ama futbol zekası yok deme be abi!

Biz Türk futbolunda ne futbolcular, ne hocalar, ne yöneticiler, ne taraftarlar gördük vakti zamanında. Madem zekadan konuşacağız bunları niye konuşmuyoruz mesela? Kör adamların ilk 11'de oynadığı takımı, 6 yabancı futbolcunun sahada oyantıldığı zamanları, sahaya çıkmıyoruz deyip, as 11'ini çıkaran başkanları, bir hafta yuhalayıp, bir hafta alkışlayan taraftarları... Niye konuşmuyoruz bu zekası yüksek arkadaşları? Bunları gördük de ne oldu, hala Burak Yılmaz'da futbol zekası yok yorumlarıyla uyutuluyoruz. Yarın başka bir adam gelir, o da kör çıkar, işte o zaman konuşmaya başlarız biz bunları.

14 Temmuz 2009 Salı

Nerdeydik?


Blog bayadır uyku modunda. Ben tatile çıktım ve interneti anca bağlattım. E tabi evin yapılacak bi sürü işi olunca internete girmek pek mümkün olmuyor üstelik bloga yazacak gayrette gelmiyor o yorgunlukta.

Yazmayalıda birçok olay olmuş ilgi alanlarımızda;



NBA' de birçok hareketlilik yaşandı. Bunların en önemlileri ; Artest'in Lakers'a gelmesi, Carter'ın Orlando'ya takas olması, Hido'nun Toronto ile imzalaması, Rasheed Wallace'ın Boston'a gitmesi, Jefferson'ın Spurs'a takas olması ve Shaq'ın Cleveland'a takası. Bu takaslardan sonra eğer Lakers Odom'u elinde tutabilirse o zaman şampiyonluğun en büyük adayı olmaya devam edecek. Orlando'nun güç kaybettiğini düşünüyorum. Boston bu sene oyuncularının sağlık durumlarında bir problem olmaz ise doğuda en büyük favori. Cleveland ise hala overrated bir takım ve normal sezon içinde bunu göremeyiz yine belki ama playoff'ta çok zorlanacaklar.


Süper ligdeki takımlarımızda birçok transfere imza attı ve bunların devamıda gelicek gibi. Öncelikle Şampiyon Beşiktaş'tan bahsetmek gerek tabi. Nihat transferi çok önemli bir transfer zira Beşiktaş'ın yerli oyuncularının kalitesini arttırması gerekiyordu. Topuz olmadı Nihat geldi. Nihat bir sene oynayıp bir sene sakatlıktan yatan oyuncu moduna girdi iyice ve bu sene oynama senesi Nihat için. Bu ligde büyük iş yapar Nihat.İsmail Köybaşı'nı hiç izlemedim ve Beşiktaş yönetiminin ne kadar izlediğinide bilmiyorum ancak verilen para alternatifiniz Üzülmez olsa bile çok fazla bir meblağdır. Yabancı transferlere girmeden önce Demirören'in 3 sene önce yabancı kontejyanının artmaması için ne kadar yayagara kopardığını hepimiz biliyoruz ama şimdi kendisi yabancı kontejyanını açmak için oyuncularını zorla yollamak durumunda kalıyor ve artık kontrat dondurma yolunada gidiyor. Bana çok ironik geliyor açıkcası. Ferrari geçen seneki yanlış olan Zapo transferinin düzeltilmesi ancak yapılan hata Beşiktaş'a önemli bir maliyet getirdi. Ancak Ferrari Beşiktaş'ın defansını toplaması açısından önemli bir transferdi zira şampiyonlar liginde o defans utanç verici yeni sonuçlar doğurabilirdi yine.



Fenerbahçe transfere hızlı girdi. Topuz ve Özer hamleleri yerli oyuncularının kalitesini arttırmak açısından önemli. Sağ kanatta fazla oyuncu birikti deniyor ancak iki oyuncuda orta sahanın bir çok yerinde forma giyebiliyorlar ve Daum'un sol kanatta ters ayaklı oyuncu oynatmayı sevdiğide bilinen bir gerçek. Bilica kalieli bir defans ve topu oyuna sokabilen yapısı ile önemli bir oyuncu olacak Fenerbahçe için. Yanında kimin oynayacağı ise hala belli değil. Lugano'nun geri dönme durumu var deniyor. Edu ile sanırım yollar ayrılacak. Yabancı transferinde ilk hedef önlibero. Poulsen iyi bir tercih ancak oyuncu gelmek istemiyorsa çokda üstünde durmamak lazım. Sol açık ve Guiza'nın durumuna göre bir forvetde alınabilir.



Galatasaray Frank Rijkaard ile 4-3-3 sistemine geçiş için kolları sıvamış durumda. Servet'in gitme durumuna göre alınan Gökhan Zan ilk on bir başlayacak ise Galatasaray için önemli sıkıntılar var demektir. Hem Servet hem Gökhan Rijkaard'ın sevdiği topu oyuna sokabilen tipte defans oyuncuları ile alakaları yok üstelik ikiside ağır oyuncular olduğu için yine Rijkaard'ın sevdiği bir şey olan defansı öne çıkarmak önemli riskler taşıyor Galatasaray için. Bunun dışında Arda'nın bir iç oyuncu haline gelmesi ne kadar doğru bilemiyorum. Geçen sene Arsenal'de Wenger'in Nasri'yi içerde oynatmayı denemesi ve bunun iyi sonuç vermemesi tarz olarak Nasri'ye benzettiğim Arda içinde kötü bir sinyal açıkcası üstelik şutu zayıf olan bir oyuncu için içte oynamak önemli bir handikap bana göre. Keita transferi güzel bir transfer. Sevdiğim kanat-forvet oyuncularından biri. Önemli katkılar vereceğini düşünüyorum.



Son olarak diğer yazar arkadaşlarıma sesleniyorum; Uyanın lan! özellikle de sen Zanzi!