13 Aralık 2009 Pazar

Juve'de işler yolunda gitmiyor


Hafta arası grubun kritik maçında evinde Bayern'den 4 yedikten sonra UCL'ye veda eden Juve, şimdi de Bari mağlubiyetiyle sarsıldı. Torino ekibinde işler yolunda değil. Ferrara geldiği günden beri diken üstündeydi, ardarda alınan kötü sonuçlar iyiden iyiye eleştirilerin odak noktasına çekti genç hocayı...

Ferrara şanssız oldukları konusunda ısrarcı. 3-1'lik mağlubiyetin faturasına şanssızlık yazmış. Bari 3 kez geldi 3 gol attı, penaltı kaçırdık da savunmasının detayları. Elbette ki haklılık payı var ama herşeye rağmen, özellikle Bayern maçı sonrası Juve'nin bu maçı alması gerekiyordu, olmadı...

Ferrara sonucu şanssızlığa bağlarken Başkan Blanc motivasyon eksikliğinden bahsediyor. Inter maçında takımın motive olduğunu hissediyordum ama bu maçta hissedemedim demiş.Sonra da Ferrara ve penaltıyı kaçıran Diego özelinde konuşmuş. Diego için şampiyonlar bazen kötü başlarlar derken; Ferrara için yola birlikte devam edeceğiz demiş. Juve, sezon ortasında hoca değişikliğine pek alışık bir takım değildir. Kolay kolay değişiklik yapacaklarını sanmıyorum. Gelecek yıl takımın başında Ferrara'nın olmama ihtimali kuvvetli ama bu yıl yola birlikte devam edileceğini düşünüyorum. İtalyan basınına göre Gaperini ve Mancini ocak ayında yapılacak muhtemel hoca değişikliğinde ilk iki aday.

Komplo teorilerine gelince, Ferrara'nın takımda kalmama ihtimaline karşı gelecek yıl yapılacak yapılanma da Lippi hocanın da üstünde bir mevkide olacak, takımın herşeyinden sorumlu olacak kısacası. Secco görevine devam edecek. Lippi gibi Bettega da takıma geri dönecek...

Juve'ye hoca konusunda Guus Hiddink'te ısrarlıyım...

11 Aralık 2009 Cuma

Sportif Direktör


Yarın "Yenilsen de Yensen de" Programında daha detaylı konuşacağımız "Sportif Direktörler" konusuna burdan bir giriş yapayım...

Öncelikle sportif direktörü tanımlayalım. Sportif direktör temel görev itibariyle takım ile yönetim arasındaki köprüdür. Olup bitenlerin hesabını yönetime veren kişidir. Bu bağlamda hem futboldan hem de yöneticilikten ziyadesiyle anlaması gerekmektedir aslında. Takımın altyapısından, medikal işlerine kadar; yaz kampından transferlere kadar herşeyden sorumludur...

Dünya'da bu işi en iyi yapan elbette ki futbolu en kurumsal hale getirmiş olan İngilizlerdir. Zamanında ilk olarak Man Utd Busby ile denemiş ancak çok olumlu sonuç alamamış; ardından Southampton ilk örneğini Dünya'ya sunmuş. Sonraki yıllarda İngiliz takımlarının bir çoğu bu işe el atmıştır. İngilizlerin dışında Bayern Munih Uli Hoeness ile bu işi 1979'dan bugüne getirmiştir.

Notts Country, Sven Goran Eriksson ile 2. ligde bu işi deneyenler arasında. Eriksson'u bu göreve getirmelerindeki temel etken takıma kimlik kazandırması ve özellikle olası transferlerdeki Ericksson nufuzu...

Dünya'da bu işi en iyi yapanlardan birisi de Chelsea'de. Franck Arnesen Abramovich döneminden beri Chelsea'de bu görevi yerine getiriyor. Piet de Visser'in referansıyla Londra ekibine gelen Arnesen'in Hollanda-Abramovich eksenli geliş hikayesine hiç girmeyelim. Arnesen zamanında PSV'de bu işi yaparken Ronaldo başta olmak üzere Nistelrooy, Robben, Stam gibi oyuncuları keşfedip Hollanda'ya getirmesiyle ün yapmış...

Real Madrid'de Mijatoviç'ten alınan görev şu anda Zidane'da. Ezeli rakip Barça da bir çok takım gibi eski oyuncusuna bu görevi verenlerden; Beguiristain şu anda Katalan ekibinin sportif direktörlüğünü yürütüyor. Sevilla'da ise görev Ramon Rodriguez'de...


İtalya'da Juve'nin sportif direktörlüğünü yıllarca yürüten Luciano Moggi'den sonra bu işe Alessio Secco getirildi. Amauri, Mellberg, Poulsen Secco'nun kulübe kazandırdıkları. Lucky Luciano ise görevini ziyadesiyle yapanlardan diyelim...

Türkiye'de bu işe profesyonel adımı Fenerbahçe atmış görünüyor. Daha önceleri de benzer denemeler olmuştu, Galatasaray Tulun ile Beşiktaş Arpacı ile bu işi denedi ama istenilen sonuç alınamadı. Ancak Fenerbahçe bu sefer Avrupalı muadillerine benzer bir uygulama yaptı. Yine de sonunu beklemek gerekir diye düşünüyorum...

10 Aralık 2009 Perşembe

Kupasız Kaptan Steven Gerrard


Liverpool... İngiltere Ligi, Premier League adını aldı alalı şampiyonluğu yok. Son şampiyonluğu 89-90 sezonunda. Sonrasındaki yaklaşık 20 yılda ligde kayda değer başarısı yok. 4 büyüklerin ligdeki en formsuzu...

Ligdeki kötü gidişe rağmen Avrupa Kupalarındaki başarısı bir nebze de olsa taraftarını mutlu ediyordu. Özellikle Benitez ile birlikte ligi tamamen 2. plana atıp Avrupa'ya konsantre bir takım görünümündeydi. 2001 UEFA Kupası, 2005 UCL Kupası ve 2006 UCL Finali her babayiğidin harcı değildir...

Bu sene ligde şimdiden kopmuş durumdalar. Lider Chelsea'nin 12 puan gerisinde 7. sıradalar. Man City'nin geçtiğimiz yıllara nazaran daha formda olduğu düşünülürse bu sene ilk 4 de zor görünüyor Kırmızılılar için. Hali hazırda UCL'den elenmiş olmaları da bir diğer handikap. Bu yapıyla devam ederse Liverpool Şampiyonlar Ligi değil de Europa Cup temsilcisi bir takıma dönüşecektir...

Kaptan Steven Gerrard bu gidişle İngiltere'de şampiyonluk göremeden futbolu bırakacak. Stan Collymore da buna dikkati çekerek söylenmiş zaten. Collymore, Gerrard'ın duyguları bir kenara bırakıp şampiyonluk görme ihtimalinin olduğu bir takıma gitmesinden yana, aksi takdirde bu yıldız Premier Lig şampiyonluğu göremeden futbola veda edecektir. Duygusallığı bir kenara bırakıp takımdan ayrılması kısmında Collymore'a katılmıyorum ama 2. tezinin ben de arkasındayım. Liverpool bu yapıyla EPL'de zirveye konamayacaktır. En azından bu yakın bir zamanda olmayacaktır. ManU, Chelsea, Arsenal ve Man City her gün üzerine biraz daha eklerken Liverpool dibe doğru gitmektedir...


Blackburn karşısında 500. maçına çıkacak olan kaptan Gerrard yine umut dağıtmış. Sezona kötü başladıklarını ve istedikleri sonuçları alamadıklarını ancak tekrar ilk 4'e girebilecek güçte olduklarını söylemiş. Gerrard'a katılmamak elde değil. Ancak Liverpool'un hedefi ilk 4 değil, şampiyonluk olmalı... Kaptan takımdan ayrılmasının da sözkonusu olmadığını, çocukluk hayalinin Liverpool forması giymek olduğunu ve şu anda L'Pool için mücadele ettiği için gurur duyduğunu söylemiş. Kaptan'a da bu yakışırdı...

Xabi Alonso - Aquilani ile ilgili yazıyı da sonraya bırakalım...

Entourage'ın filmi

En az 2 sezon daha yayında olacak HBO dizisi Entourage'ın filminin çekilmesi gündemde. Yapımcı Mark Wahlberg son filmi "The Lovely Bones'' un galasında dizi bittikten sonra bir film çekebileceklerini söylemiş. HBO yetkilileri de bu projeye sıcak bakıyorlarmış. Zaten yine bir HBO dizisi olan ''Sex and the City'' için bir film çekilmişti yani HBO bu tarz projelere pek uzak değil.

Rusya'da alkol krizi


Rusya'da 32 yıldır yayınlanan "Man and the Law" programında Rus milli takımı oyuncuları maç öncesi nargile ve alkol almakla suçlanmış. Maç herhangi bir maç değil, Dünya Kupası öncesi son viraj olan Slovenya maçı...

Programda, 2-1 kazanılan Slovenya maçı öncesi bir çok oyuncunun nargile kullandığı ve aşırı alkol aldığı iddia edilmiş. Oyuncular ve milli takım yöneticileri iddiaları reddetse de programın güvenilir olması akıllarda soru işareti bırakıyor...

Rusya, soğuk memleket... İçmeyince insanın içi ısınmıyor olsa gerek...

9 Aralık 2009 Çarşamba

Campbell United'a mı ?


Wolfsburg maçında Michael Carrick ve Darren Fletcher'ı defansta oynatmak zorunda kalan Ferguson defans için arayış içerisinde. Notts County ile karşılıklı olarak sözleşmesini fesh etme durumunda olan eski Arsenalli Sol Campbell'ın adı United ile birlikte anılıyormuş. En son Arsenal'in tesislerinde çalışmalarına devam eden Campbell ile Newcastle'da ilgileniyor. 2007'de artık yaşlanmış olan Larsson'u getiren Ferguson'un Campbell'ı da getirmesi süpriz olmaz.

8 Aralık 2009 Salı

Beşiktaş 1 - CSKA Moskova 2


Kötü bir akşamdı... Ne dediysem tersi çıktı. İddaa'da bana güvenip Wolfsburg, Beşiktaş oynayanlar hakkımda iyi şeyler düşünmüyordur sanırım. Bir güzellik yapacağız artık onlara...

UEFA için gol yememek lazımdı. Denizli'nin hedefi de öncelikle yememekti ama Krasic'in kişisel golü çok şeyi değiştirdi. Tello atsaydıya girmeyeceğim, girersek çıkamayız oralardan...

Dzagoev'i Toraman ile durdurmayı denedi. Mustafa Denizli vezirleri değişerek başladı maça, alan savunmasıyla durdurabilmek çok daha iyi olurdu ama buna gözünüz kesmiyorsa da yapacak çok fazla şey kalmıyor. Tercihi yanlış bulmuyorum. Tercihin kötü yanı takımın çok savunmacı kalmasıydı. Bu da olumsuz etkiledi elbette...

Denizli hatayı ikinci yarıda yaptı. Yenmemesi gereken gol yenmişti ve artık atılması gerekiyordu. Buna rağmen gol atmak adına hiçbir şey yapılmadı. Yusuf ya da Tabata'dan biri girmeliydi. Tercihim Yusuf olurdu ama mevkii itibariyle Tabata da olabilirdi; en azından takım ileri çıkardı. Adam markajından vazgeçilip normal sisteme dönülebilirdi, dönülmeliydi. Değişiklik çok geç yapıldı. Çok şey bitmişti oysa ki...

Nihat için söylenecek tek şey bencil... Ayağına geleni vuruyor. Vuran adam iyidir ama çok vuran ve isabetsiz vuran kötüdür. Bobo sürekli yalnız kaldı. Takım hücuma çıkamadı. Kanatlar çalışmadı... Bunlar olmayınca gol atmak zor tabi. Duran toptan 2 fırsat buldu Ferrari, birincisi eyvallah ama ikincisi kaçmamalı. En azından kaleyi tutmalı...

Yenmemiz anlamlı olmayacaktı, bu durumda 1-1'e razıydım artık. 2-1 tadımı hepten kaçırdı...

Sahada işi bitiremedik. 17 Aralık'ta Beşiktaş'ı mutlu edecek bir kararın çıkacağını sanmıyorum...

Maçı izleyemedim ama Wolfsburg'u gerçekten tebrik etmek istiyorum. Defansı olmayan Manu'yu evlerinde yenemediler. Manu her zaman Manu'dur ama defansta hiç yoktu be kardeşim...

Son olarak Bianconeri öldürücü hamleyi yaptı. Evimizde Munih'ten 4 yemişiz. Europa Cup yolları taştan. Evinde de 4 yeme be hocam... Kara salı oldu bana...

Maccabi kırılması zor bir rekora imza attı gol atamadan 0 çektiler. Maşallah diyelim. Real lider çıktı Ronaldo 2 tane daha attı.

En iyisi uyuyalım, yarın yeni bir güne merhaba diyelim...

Doping & Denizli şansı


CSKA Moskova'dan Alexei Berezutsky ve Sergei Ignashevich Man Utd maçında doping içerikli madde kullandığı gerekçesiyle bugün Beşiktaş'a karşı oynayamayacak...

Bugün oynayıp oynamamasından çok CSKA'nın diskalifiye edilip edilmemesi merak konusu aslında. UEFA kuralları :

If more than two players from the same team are found to have committed an anti-doping rule violation in relation to a prohibited (non-specified) substance or method, the team in question may be disqualified from the competition in progress and/or future competitions in accordance with the UEFA Disciplinary Regulations.

Aynı takımdan iki oyuncudan fazlası doping kuralını ihlal ederse diskalifiye sözkonusu diyor. Bu maddeye göre diskalifiye sözkonusu değil ancak oyuncuların oynatılmış olması Man Utd maçını etkilemiştir gibi bir değerlendirme yapılırsa puan düşürme de söz konusu olabilir. Bununla ilgili net bir bilgiye rastlamadım.

UEFA kesin kararını 17 Aralıkta vereceğini resmi sitesinden duyurdu.

Mustafa Denizli hep şanslı olarak nitelendirilmiştir, CSKA diskalifiye edilirse harbiden şanslı adam diyeceğim...

Kararı dört gözle bekliyoruz, tabi önce bugün kazanmamız lazım.

Son olarak bugünkü tahminlerimi söyleyeyim. Beşiktaş kazanır, Wolfsburg puan alır...

Nijerya'nın hoca arayışı


Nijerya, Dünya Kupası finallerine katıldı katılmasına ama hala hoca bulmuş değiller. El attıkları kurudu. Fırsattan istifade uzun vadeli başarı için isimli bir hoca arayışındalar ama Avrupalılar Dünya Kupası vizesine rağmen pek sıcak bakmıyor.

Mancini ile uzun süre ilgilendiler ama sonuç hüsran. Ardından Claude Le Roy söylentileri çıktı ama o konuda da somut bir adım yok henüz. Son olarak gündeme Irlanda ile Dünya Kupası hayalleri hakem kararıyla suya düşen Trapattoni geldi. La Repubblica'ya göre Nijerya, 2010'da takımın başında İtalyan Hoca'yı görmek istiyor.

Trapattoni için büyük şans olur. Belki de hakettiği bir şans olur. Benzer şansı İrlandalı tüm futbolcular haketmişti aslında. Onlar da birer Tufan Ersöz forması giyip çıksınlar...

7 Aralık 2009 Pazartesi

İlk yarıyı kim lider tamamlar?

Fenerbahçe ve Galatasaray kaybettikçe; Beşiktaş, Bursaspor ve Kayserispor kazandı. Hepsi ligin zirvesine yığıldı. Bir hafta önce 5. olan bir anda lider olabiliyor. Lige Bundesliga tadı geldi. İlk yarının bitimine son 2 hafta kala ilk 5 sırada 2 puan oynuyor. Ligin ilk yarısını kim lider kapatır?Fikri olanları sağ tarafa alalım...

6 Aralık 2009 Pazar

Juventus - Inter


Küçükken bir formaya kandım, Juventus'lu oldum. Beşiktaş forması için gitmiştik annemle, mağazada Tayfur'un forması kalmıştı sadece, Del Piero ile Tayfur arasında seçim yapmakta çok zorlanmadım...

Derken yıllarca içimdeki Juve sevgisi de büyüdü. Del Piero, Trezeguet, Buffon, Nedved benim için hepsi bambaşkadır. Bir adım daha geçmişe gidip aynı şeyleri Zidane, Roberto Baggio, Ravanelli, Conte ve Peruzzi için de söylemek mümkün...

Bu yazının sebebine gelince dünkü Juve-Inter maçı. Mourinho da toz konduramayacağım hocalardan biridir, haliyle benim için zor geçen maçlardır bunlar. Inter gol attığında ya da kazandığında seviniyor değilim ama Juve'nin golüne sevinirken de Mourinho'yu görmek içimi burkuyor tabi. Duygusal insanız ne de olsa...

Küme düştükten sonra her geçen yıl biraz daha toparlanan Juve hala Avrupa'da söz sahibi olacak düzeyde değil. Kadroya baktığımızda Serie A'da da söz sahibi olabilecek bir takım değil ama işte Inter bu monarşi dönemini bile iyi değerlendiremeyince Milan ile Juve de şampiyonluğa oynuyor..

Dün yine mücadele vardı sahada. Serie A yıldızdan çok mücadeleye bakan bir ligdir. Seven de bu mücadeleden ötürü sever. Kemik sesi çıkar maçlarda, bir nevi Arjantin derbilerinin ünlülerle olanı...
Juve kazandı, Milan'da halihazırda 5'te 5 yapmıştı lige biraz olsun tat geldi. Bundan sonrası daha tatlı olacaktır diye umuyorum. Tabi Juve ligin orta sıralarına puan bırakmazsa...

5 Aralık 2009 Cumartesi

Beşiktaş: 0 - 0 :Diyarbakırspor


Dünya'da kaç takım taraftarı sakat olan bazı oyuncularının mümkün olduğunca geç iyileşmesini ister? Ve bunu neden ister?

Söz konusu takımın hocası Mustafa Denizli olursa ister. Denizli'yi gözü kapalı eleştirip yerden yere vuracak değilim, zaten çevremde benden daha çok savunan da yoktur. Ancak hep dediğimiz bir şey vardı ya. Denizli takımla minimum dozda oynadığı zaman Beşiktaş kazanır, işte o yüzden dün kazanamadık... Dün Beşiktaş'ın rakibi Diyarbakırspor değil, Mustafa Denizli'ydi... Bu düne özel değildi elbette, yarın da öyle olacak ligin 33. haftası da...

Dün çıkan kadro maçı ya pis bir golle kazanacak ya da gol atamayıp beraberliğe razı olacaktı. 2. si oldu. 1. si olsa da çok şaşırmazdım. Kadro ile çok çok fazla oynanmamış ama hücum hattı biraz sirkelenmiş gibiydi. Bobo Nobre değişikliği gol atamamak için en büyük etkendi. Nobre'nin kötü olduğundan değil; savunmaya fazla yardım ettiğinden. Topu alan Yusuf'un en uçtaki eleman olduğundan. Yoksa Nobre iyi savunma yapan, top kazanan, mücadele eden, fizik gücü ortalamanın üstünde bir futbolcu ama bu kadar geriye dönünce gol atamayan takım atamaz oluyor işte.

Maçın kaderini etkileyen bir diğer hamle ise Tello ve Nihat'ın ters kanatta oynaması. Hadi Tello kanat orijinli -ki bek orijinli aslında- ya Nihat? Nihat'ı yıllarca sağda oynattık ve sonrasında Sociedad'da Villarreal'de forvet oynayınca ve başarılı olunca biz ne yapmışız ya, adamın kıymetini bilememişiz demedik mi? Belli ki dememişiz. Hatta az yapmışız biraz da sol kanat da oynatalım demişiz. Tello'nun sağ kanatta oynamasını açıklayamayız, Nihat'ın sol kanatta oynamasını kesinlikle açıklayamayız. Hadi yine Denizli'nin penceresinden bakıp Tello ters ayakla orta yapar diye ters kanatta oynatıldığını düşünelim, peki ya Nihat? Nihat zaten öyle ters ayakla, bırakın tersi düz ayakla orta yapacak biri değil ki...
İkinci yarıya Yusuf-Tabata değişikliği ile başladık. Takımı 1 adım geriye götüren bir değişiklikti. Yusuf, her ne kadar ayağında fazla top tutsa da, araya iyi adam kaçıran ve pas yüzdesi yüksek bir oyuncu. Ben Tabata'nın henüz bir esprisini göremedim. Adam bilmediğimiz bir adam değil, Gaziantep'ten tanıyoruz, biliyoruz ama Beşiktaş aşısı henüz tutmadı. Eleştirmek için erken diyelim, zamanla toparlanır diyelim, ağzımızdan kötü kelime çıkmadan Tabata mevzuunu kapatalım...

Maçın çalışkan adamı Ernst'in yorgunluğunun da etkisiyle ikinci yarıda ortasahada Diyarbakırspor top kazanmaya başladı. Bu da ilk yarıda nerdeyse hiç olmayan Diyarbakırspor ataklarına sebep oldu. Son 20'ye girilirken taraftarın istediği Bobo oyuna girdi, yabancı kontenjanına Fink takıldı. Fink aman aman mı oynuyordu? Tabi ki hayır ama orta ikiliyi bozman çok mantıklı değildi o anda. Bobo girdi bir şey değişti mi? Yine hayır, sebebi Bobo'nun kötü oluşu değil; Nobre'nin oyunda kalışı. Çünkü ikili forvet hattı kurmak yasak olduğu için (!) Bobo sol kanat oynadı...

Maçın genel profili bu beniz gözümde. Ters ayaklı kanat yerleşimi, Tabata, Bobo'nun sol kanat oynaması Beşiktaş'ın bugün 2 puanını götürdü. Bu durumun herkes farkında, bence Denizli de farkında ama....
Her hafta yazmaktan bıktığımız klişe: Ferrari, Ernst maçın iki yıldızıydı. Beşiktaş zor da olsa kazanabilirdi ama olmadı. Gelecek haftalar için umudumuzu yitirmiş değiliz. Başımızda motivasyon aşılayıcısı Mustafa Hoca'mız da varken bu hiç olmaz. Dakika 90'ken bu maçı alırız diyen bir taraftar kitlemiz var. Umudumuz çok...

Maç öncesi yaşananlara değinmeden geçmek olmaz. Diyarbakırspor ile Beşiktaş'ın kucaklaşması, özellikle taraftarın kucaklaşması görülmeye değerdi. Doğru olanı yaptı Beşiktaş...

Lig uzun bir maraton. Takım maç öncesi biraz gevşekti, sonucuna beraber katlandık. Arada böyle kayıplar oluyor, olacaktır da. Denizli gibi hayırlısı olsun diyelim...

P.S. Biri bana İbrahim Kaş ne iş yapar söylesin lütfen...

1 Aralık 2009 Salı

Juve Hiddink'i istiyor


Hafta içi Bordo'ya yenilen Juventus haftasonuda Cagliari'ye yenilip lider İnter ile puan farkının 8'e çıkması ve Milan'a geçilip üçüncülüğe gerilemesi ile bir krizin içine girmiş durumda. Krizin baş sorumlusuda genç hoca Ferrara olarak görülüyor.

Rusya'nın dünya kupasına gidememesi sonucunda görevinden ayrılacağını açıklayan Hiddink'in Juventus'un bir numaralı tercihi olduğu konuşuluyor. Hiddink için Chelsea'den ayrılan Peter Kanyon'ın yerine geçeceği dedikodularıda vardı. Ben kendisinin arka planda kalmaktansa hocalık yapmasını isterim. Hiddink'in hiç İtalya macerası olmadı ve Türk milli takımı olmaz ise Juventus'ta hocalık yapsın birde İtalya'da boy göstersin isterim.

Yaya Toure piyasayı yokluyor.


El Clasico'da yedek başlamak Yaya Toure için son nokta olmuş anlaşılan. Barçanın Yaya yerine Busquets ile başlaması benimde garibime gitmişti ve açıkcası Busquets Katalan olmasaydı yine Toure'yi kesermiydi hiç emin değilim. Menajeride bu durumun değişmediği takdirde Toure'nin Ocak ayında Barca'dan ayrılacağını söylemiş.

Toure'nin ismi iki Manchester takımı ve Arsenal ile birlikte geçiyor. Açıkcası üç takımada cuk oturur Yaya. Özellikle Arsenal'de Song dışında önlibero yok gibi ve Song'da afrika kupasına gideceği için Arsenal'in kış transfer döneminde bir hamle yapması bekleniyor.

Gönlümden Arsenal'e gelmesi geçiyor ama Manchester'a da gitse üzülmem ve kendisi içinde Barça'da kalmaktan daha iyi olur.

Premier Ligdeki futbolcuların menajerlerinin bu yılki kazançları.


EPL takımları 1 ekim 2008- 30 eylül 2009 arası transfer ettikleri oyuncuların menajerlerine 70 milyon poundın üzerinde komisyon vermişler. En çok komisyon veren takım 12.9 milyon pound ile tabi ki Manchester City. Onların ardından 9.6 milyon pound ile Chelsea gelmekte. Doğru düzgün transfer yapmayan Liverpool ise 6.7 milyon pound ile menajerlere sağlam kıyak geçmiş.