5 Aralık 2008 Cuma

Papa Bouba Diop


Firenzeviola.it kaynaklı bir haber. Yalan olma ihtimali çok yüksek. Haberin ilgimi çekmesinin tek nedeni Diop elbette. Papa Bouba Diop'u Floransa'dan isteyen varmış. Artemio Franchi ile güçlerimiz birleşiyor hhehehe...

Senegalli için Pompey 5 milyon € bonservis biçmiş. Bizim Bouba'ya çok o para. Tavsiye etmem Artemio....

Büyük takım olmak


Büyük takım olmak önemlidir. Yıl içinde maç kazandırmaz ama transfer sezonunda oyuncu getirir. Bunun en büyük ispatını City gösteriyor bize. Ronaldinho'ya daha fazla para önerdiler ama olmadı. Barça, oyuncusunu daha az paraya Milan'a sattı, çünkü Milan büyük takım; City değil. Buffon'u istediler güldü geçti, Fabregas'ı istediler ciddiye almadı...

Son olarak da 36 milyon € bonservis önerdikleri Huntelaar açıklama yaptı:

"Manchester City was not one of the clubs that I was thinking to move to. If it was United it would have been a different story"

Bazı futbolcuları para satın alamıyor işte...

Basın Zidane'ın peşinde


Büyük futbolcuysan ve futbolu zirvede bıraktıysan seni hala sahnede görmek isteyenler vardır. Gerek futbolsever, gerek basın, gerekse de imaj peşinde olan başkanlar...
Zidane tadını damağımızda bırakıp futbolu bırakınca basın peşinden ayrılmıyor. Çocuklar için düzenlenen turnuvalar, yardım maçları basını kesmiyor elbette. Onlar Zidane'ı daha fazla görmek istiyor, hakkında daha fazla haber yapmak istiyor ve peşini bırakmıyor. Son olarak Le Parisien yakalamış Zizou'yu ve onu ne zaman yedek kulübesinde göreceklerini sormuş.
"I have ended my career with a very sad performance; fortunately before then I have done something else, an that saves me a bit; even if I was insulted I overreacted, but also the provocation shoul be punished. Becoming a trainer? Maybe in ten years, for the moment it's not a priority"

Sıkıntı çıkarır


Ömer Üründül'ün tabiriyle "Bu Gallas çok enteresan bir oyuncu." Defans ama 10 numara. Öncelikle birinin ona 10 numaranın manasını öğretmesi gerekiyor sanırım.

Asıl Gallas'ı enteresan yapansa 10 numarasından çok takımdan ayrılış biçimi. Sıkıntı çıkararak ayrılma. Bunun bir değişik versiyonu Anelka'da da var ama Gallas'ınki biraz daha farklı..

Daha önce Chelsea'de mutsuz olduğunu ve burada oynamak istemediğini açıklamıştı ve yollamazsanız kendi kaleme gol atarım nidalarıyla bir diğer Londra ekibi Arsenal'e imza atmıştı.

Bu sefer roller değişti. Ayrılmak istediği takım Arsenal, gitmek istediği takım çok net olmasa da Milan gibi duruyor.

"William is not a happy man at the moment; there is no way to get back in good terms with the club; he feels frustrated and humiliated. The summer is too far away, William wants to leave now, though he keeps on training with great professionality. He doesn't move back to France, Milan have declared they will to sign him and he is attracted by this possibility"

Bir parantez de Milan için açalım. Zamanında Juventus'un sık sık başvurduğu oyuncu ayartma işlemlerini bu kez Galliani cephesi yapıyor...

Almanlar Juve'ye çalışıyor


Alman basını bu sene transferde Juve'ye çalışıyor. Bastian ile yıl sonu için anlaştığı söylemleri iddia boyutunu aştı, artık "Bastian ile anlaşan Juve ..." tarzı haberler yapılmaya başlandı...

Forvet arkası için Diego'nun babasından menajerine hepsini İtalya'ya yolladılar, İtalyan basını da bu konuda Alman basınını arkasında..

Savunmada gedik veren Bianconeri'nin imdadına Barzagli ile yetiştiler, ne de olsa Barzagli İtalyandı...

Şimdi de Ivica Olic. Hırvatistan formasıyla bize karşı pek iyi oynamasa da, gerek Şampiyona'da gerekse de Bundesliga'da gole yakınlığıyla bilinir. Çok koşar, kendini parçalar; gol atmayı da bilir.. Juve'nin elinde şu anda Amauri var-ki gelecek yıl da büyük ihtimalle takımda-, Trezeguet var ama bu sakatlığın ardından hele bir de yeni forvet alınırsa kulübe'de son yarım saatleri gözler gibi görünüyor. Alex her türlü oynar..

Böyle bakıldığında geniş ve güçlü bir kadro için, özellikle de eski günlerini özleyen Juve için Oliç fena sayılmaz..

Ben şahsen gol atan forveti severim; savunma yapmıyormuş, çok koşmuyormuş irdelemem. Atan adam iyidir; üstelik Ivica'da gol atmaktan fazlası var...

4 Aralık 2008 Perşembe

Kaptan'dan kısa bir ara...

Büyük kaptan'ın, takımı Sunderland'den apar topar gitmesi, Ada'da büyük yankı uyandırdı. Bizde de bianconeri'nin yas tuttuğunu görür gibiyim. Söylemlerinden de sezon sonu takımı bırakacağı çıkarılmıştı önceden. Sezon sonu çıkarımı biraz uzun olmuş galiba. İrlandalı da fazla önemsemiyor ayrılmayı ki takım sözcüsü de Sunderland için en iyisini düşündüğü için bıraktığını söylemiş. 2 sene önce takımı yakışmadığı ligden yükselten büyük kaptanın şu an işsiz olması da bence Premier League'de sorun yaratacaktır. Diğer Barclays takımlarının sırada beklediğinden eminim. Tottenham'da işler yine iyi gitmemeye başladı. Bakarsınız ikinci bir değişiklik olur. Newcastle mutsuz, umutsuz. Aslında Man Utd dışındaki her takıma aday desek yalan olmaz. Uzun süre de işsiz kalmayacağı açık olduğuna göre, fazla özlemeyeceğiz kıravatlı, takım elbiseli, karizmatik İrlandalı'yı. Bu sadece kısa bir tatil olacak...

3 Aralık 2008 Çarşamba

Kısa kısa konserler...

Bir kaç konser haberinden mahrum etmeyelim sizleri...

Öncelikle bayadır tanıtımı yapılan Amy Winehouse Tribute Concert Ocak ayı içeriseinde gerçekleştirilecek. İstanbul, İzmir ve Ankara'da gerçekleştirilecek konserlerin Eskişehir'de de gerçekleşmesini dilerdim açıkçası. Konseri İngiltere'den gelen Marie gerçekleştirecekmiş. Elinden geleni yapar kuşkusuz ama umarım bir Feuerengel öreneği gibi başarılı olur. Tabi Amy gibi skandal bir kadının Türkiye'ye uzun bir süre gelemeceyecği de düşünüldüğünde hayranları için kaçmayacak bir konser. Biletler biletix'de.

Bir diğer tribute konseri de İtalya'dan gelen Iron Maiden tribute grubu Up The Irons tarafından gerçekleştirilecek. Konser yerlerinde Eskişehir yine unutulmuş. Neyse, Iron Maiden'ın tribute'nin gelmesi bile bize biraz heycan verdi açıkçası. Umarım bu grubun kendisinin gelmesi için bir kapı olur. Konserler bu ayın 18/19/20 sinde gerçekleşecek. Biletler yine biletix'de.

Diğer konser haberi de caz severlere. Jocelyn Smith ayın 16'sında bizlere. Konsept biraz farklı olmuş. Jocelyn Zülfü livaneli şarkılarını yorumlayacakmış. Tanıtımında sürprizlere hazırlanın dediğine bakılırsa, farklı konsepti değişik şeylere süsleyerek karşımıza çıkacak Jocelyn. Yine bir konser cazseverler için: Kerem Görsev ve Allan Harris beraber takılacaklarmış yine. Klasikleri de çalarlar yenileri de. Tavsiyedir. Bu arada evet, iki konser için de, biletler yine biletix'de.
Herkese iyi eğlenceler...

Kara gün; 30.11.2007 anısına...

Yoğun tempoda (sınavlar, iş vs.) ne bloga yazı yazabildim, ne de diğer blogları takip edebildim. Hatta yazmayı çok istediğim halde, uygun olamamamdan dolayı 30.11.2008 gününde ATLAS-JET kazasını anmak için bile bir şeyler yazamadım. 57 kişinin hayatını kaybettiği kazada hatırlarsınız öğretim elemanları da vardı. Buradan hepsini anıyorum. Özellikle Prof. Dr. Engin Arık hocamızı saygıyla anıyorum.

Kazanın 1. yılının dolduğu günlerde, kazanın detaylı raporu da açıklandı ve raporda suç malesef hayatını kaybeden pilotlarda bulundu, tabi ki doğal. Kazadan 7 gün sonra ulaştırma bakanının elinden yılın başarılı havacılık ödülü alan sivil havacılık müdürüne, daha 7 gün öncesinde soruşturma başlatılmıştı. O yüzden doğal diyorum pilotlarda suç bulunmasına. Neyse giden gidiyor sonuçta, kalanlar da bir şekilde paçayı kurtardığına göre, bize fazla söz düşmüyor gibi görünüyor. Yine de, Atlas-Jet'in güvenirliği konusunda şüphelerim hala devam ediyor. Bir kez kullandığım bu havayolu şirketinden hiç memnun da kalmadığımı göz önünde bulundurursam, Atlas-Jet'i her platformda eleştirmeye devam edeceğim.

Mekanınız cennet olsun... Sizleri unutmayacağız...

Public Enemies


Yönetmeni Michael Mann, başrol oyuncuları Johnny Depp ve Christian Bale olan bir film nasıl olur? Bu sorunun cevabı için 2009 Temmuz'u beklememiz gerekiyor. Zaten çok iyi bir oyuncu olan Bale Prestige ve Batman: The Dark Knight ile performansını inanılmaz derecede yükseltti. Kendisi favori oyuncularımdan biridir. Johnny Depp içinde Dark Knight'ın devamı olacak filmde "The Riddler" rolü ile Bale'e eşlik ediceği söylentileri var. Heath Ledger'ın inanılmaz Joker performansından sonra Depp'de Riddle ile unutulmaz bir performans sergileyebilir.



Filme geri dönersek, filmin konusu FBI ajanı Melvin Purvis (Bale) 'in Amerika'nın en ünlü gangsterlerinden olan John Dillinger'ın peşine düşmesi. Açıkcası bir gangster filmi olması filmin tutması için yeterli görülebilir. Üstelik yönetmen ve oyuncu kadrosu kalitesi ve zenginliği filmi yeni bir klasik haline getirebilir diye düşünüyorum.

Bu arada Lost'tan tanıdığımız ve çok sevdiğimiz Claire (Emilie De Ravin)'da filmde rol alan oyunculardan birisi.

30 Kasım 2008 Pazar

D'antoni Box Score'u


Dün gece oynana Golden State Warriors - New York Knicks maçının yüksek skorlu biteceği belliydi zira iki takımında run&gun tarzı oyunu ve savunma yapmayı sallamayan felsefelerinin sonucu böyle bir sonuç (135-128 Knicks kazandı) çıkması gayet olasıydı.

Knicks'in box score'una baktığımda tam bir D'antoni klasiği gördüm açıkcası. 7 oyunculu bir rotasyon ve inanılmaz rakamlar. Knicks tarihinin en yüksek asist sayısı elde etmiş Chris Duhon. Zaten geçtiğimiz senelere göre rakamları bir anda katlandı bu sene ki bunda D'antoni'nin sisteminin büyük katkısı var. Bugün Steve Nash'deki düşüş içinde artık D'antoni'nin sisteminde olmadığı sebep gösterilebilir rahatlıkla. Ayrıca 2006 sezonunun sonlarında Suns'a gelip bir anda tekrar doğan Tim Thomas Clippers kariyerindeki rezillikten sonra tekrar D'antoni ile buluştuğunda kendine geldi. Aynı kelimeleri Quentin Richardson için de kullanabiliriz. Dün geceye tekrar dönersek David Lee'nin 37 sayı 21 ribaundu inanılmaz ve bunun yanında taze Knicks Al Harrington'da eski takımına 36 sayı ve 12 ribaund çakarak bu takım için ne kadar önemli bir parça olacağını gösterdi. Tabii ki 2010'a kadar.

29 Kasım 2008 Cumartesi

Kısa bir ara


Epeydir yazmıyorum bloga. Koptum biraz buralardan. İnce işlerimiz var. Hehehe...
Buralar bir müddet daha ortaklara emanet..Onlar da pek sorumsuz gibi..

En kısa zamanda tekrar başlayacağım...

26 Kasım 2008 Çarşamba

2008 Amerikan Müzik Ödülleri

Sahipleri belli oldu. Christina Aguilera'dan Pink'e, The Fray'den Rihanna'ya, Re-Yo'dan favorim Pussycat Dolls'a kadar bir sürü performans gerçekleşmiş gecede. Ne yazık ki haberim bile olmadı, izlemek isterdim. Bu ekonomik krizde böyle atraksiyonlar hala devam ediyor ya, ne mutlu bize. İzleyemesek de artık internetle yetineceğiz. Kazananlara bakınca şaşırdım . Valla daha ödül olsa Rihanna'ya ve sevgilisine vereceklermiş galiba ama ellerinde kalmamış. İsteselerdi kelepir üretir göderirdik gümüş kupalardan. Neyse artık seneye inşallah...

23 Kasım 2008 Pazar

Özlem

Gary Neville'e sormuşlar...

Do you miss having your brother Phil at the club?

Sometimes but I miss all the lads like Butty, Becks, Ben Thornley and Chris Casper. They were great years when we were coming through and seven or eight of us were playing together for so long.

Konfederasyon Kupası


Kulüp takımları sevmese de, teknik direktörler laf etse de iyidir milli takım bazındaki turnuvalar. Elemeler demiyorum zira ben de kendisinden nefret ederim. Lige verilen aralar çıldırtır beni. Çekilmeyen, futbolsuz haftasonları...

Bu turnuvalardan biri de Konfederasyon Kupasıdır; bir nevi mini Dünya Kupası da denebilir. 2 öncekine Türkiye katıldığında ülke gündemimize gelmişti; Dünya Kupası sonrası bir 3.lük daha yaşamıştık ancak sonraki Konfederasyon Kupasının reklamı pek o kadar yapılmamıştı...

Bu yaz da turnuvasız kalmayacağız çok şükür. Bir konfederasyon kupası daha meşgalemiz olacak.

Kıtamızı son Avrupa Şampiyonu İspanya ile son Dünya Kupası Şampiyonu İtalya'nın temsil edeceği kupa Güney Afrika'da, 14 Haziranda başlayıp 28'inde bitecek. Kuralar dün çekildi. 8 takım, 2 grup, ilk 2'ler çıkacak, yarı final ve en nihayetinde final...


Grup A: İtalya - Brezilya - Mısır - ABD


Grup B: İspanya- Güney Afrika- Irak- Yeni Zelanda



Vefalı evlat


Rus milyalder Roman Abramovich bu kez kıyağını ülke futbol federasyonuna yapmış. Parasının çok temiz olduğu söylenemez ama ak-kara parasını bir şekilde futbol için harcıyor...

Chelsea'yi almasıyla birlikte milyon dolarlar saçtı ve adını unuttuğumuz Londra takımını adam etti; sadece İngiltere'ye değil Rusya'ya da çalıştı elbette, maddi destekçisi CSKA Kupa2'yi aldı...

Şimdi de hizmeti Rusya Futbol Federasyonuna.. Hiddink'in ödenemeyen taksitlerini bir çırpıda ödemiş, ayrıca sıkıntıdaki federasyona maddi destek sağlamış. Böyle devam ederse Rus hükümeti de pek kurcalamaz onun işlerini. Alan razı satan razı...