2 Kasım 2008 Pazar

Gıcır abiler




Formula 71 turdur...Almanlar kazandırır


Hayatımda izlediğim en güzel yarışlardan biriydi; belki de birincisi...

Hamilton kimseyi kırmadan, kızdırmadan arkadan yol alıyordu; arada Vettel, Lewis'in işine çomak sokmaya çalışıyordu -ki az daha sokuyordu o çomağı- o kadar. Uzun lafın kısası, Glock son virajda hata yapınca Hamilton en genç şampiyon oldu...

Glock olmasa, Hamilton Formula 1'in Hector Cuper'i ya da Michael Ballack'ı olarak ün yapacaktı ama 90 dakikalık futbolda kazanan Almanlar bu sefer kazandırdı...

Tebrikler Hamilton...

Fatih Sonkaya


Akaretler'in önünden geçen herkesin alındığı yıllarda o da Beşiktaş'lı olmuştu. 2003 FIFA Konfederasyon Kupasında oynayan yeni nesil milli takımın (!) savunma oyuncularındandı ne de olsa. Böyle olunca Demirören, Fatih'e de basmıştı parayı...

Beşiktaş macerası uzun sürmedi gerçi; Del Bosque'nin yedeğiydi; Rıza'nın 18'ine bile giremedi. Yollanacak diye listeye koydular, Porto alınca "N'oluyoruz, bizim farkedemediğimiz bir şey mi var" dedik...

Porto genelde bu konularda pek hata yapmazdı ama bu sefer o da çakılmıştı. Porto'da ilk yılında (aslında tek yılında demeliyiz çünkü diğer sezonları kiralık geçirdi) bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar maça çıktı, ertesi yıl Academica'ya kiralandı, son yılında da eski takımı Roda'ya kiralandı, bu takımlarda dahi istenen performanstan çok uzaktı.

Adını dahi unutmaya yüz tuttuğumuz Fatih, bu yıl Portekiz'e geri dönmüştü, ama dün Porto, Sonkaya ile sözleşmesini feshetti ve Porto macerası sona erdi. Bakalım Türkiye'ye mi dönecek, Hollanda'ya mı?

1 Kasım 2008 Cumartesi

Amaçsız Haberler # 3


Amaçsız haberler kuşağımızın son bombası Hürriyet'ten..
İnternet gazeteciliğinin vazgeçilmezi oldu resim galerisi. Tabi gazeteye onlarca fotoğraf koymak mümkün olmuyor ama internet sitesindeki haberi şişirmenin en kolay yolu foto galeriyi basmaktır..
Vazgeçilmezi oldu derken lafın gelişi demedim; gerçekten vazgeçilmez oldu. Resimdeki haber, porno içerikli web sitelerinin kapatılmasıyla ilgili. Konuyla ilgili resim bulamamışlar mı, uğraşmamışlar mı bilmiyorum ama alakasız bir fotogaleri koymuşlar altına...
Kendileri de alakasız olduğunun farkında olacak ki İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: BİRBİRİNDEN ETKİLEYİCİ 100 FOTOĞRAF HARİKASI başlığıyla vermişler..

31 Ekim 2008 Cuma

Golden Boy


Geçen sene Agüero'nun kazandığı Golden Boy ödül için Tuttosport 40 oyunculu bir aday listesi hazırlamış. Ödül 1988 ve daha sonrasında doğan futbolcular için.

Adu (Usa)-Agüero (Arg)-Anderson (Bra)-Balotelli (Ita)-Bale (Wal)

Banega (Arg)-Bendtner (Den)-Boateng (Ger)-Breno (Bra)-Busquets (Spa)

Capel (Spa)-Derdiyok (Swi)-Di Maria (Arg)-Di Santo (Arg)-Giovani (Mex)

Jovetic (Mon)-Kaboré (BFa)-Kalinic (Cro)-Kroos (Ger)-Krkic (Spa)

Marcelo (Bra)-Mata (Spa)-Michedlidze (Geo)-Okaka (Ita)-Özil (Ger)

Papastathopoulos (Gre)-Pato (Bra)-Piatti (Arg)-Pjanic (Bos)-Rakitic (Cro)

Ramsey (Wal)
-Renato Augusto (Bra)-Richards (Eng)-Sarpong (Net)

Sánchez (Chi)-Sidnei (Bra)-Simão (Moz)-Sulejmani (Ser)

Vela (Mex)
-Walcott (Eng)

Not : Piatti ? Bu listeyi yakınlardan biri hazırladı sanırım hımm...

29 Ekim 2008 Çarşamba

Platini'ye sorarsan


EURO 2016 nerede oynanacak spekülasyonları başladı. UEFA başkanı yeni formatlı kupanın İtalya-Fransa ortaklığında düzenlenmesini istediğini açıklamış. Platini'ye sorarsan onu der zaten; Almanya-Belçika diyecek değil ya...


Her ülkenin 5 stadını organizasyona dahil etmesini; 10 tane stadla bu işin altından kalkılacağını eklemiş. Eğer düzenleme hakkını bu iki ülke alırsa, stad konusunda hiç bir sorun yaşanacağını düşünmüyorum zaten.

Diğer adaylara baktığımızda;İskoçya-Galler veya İskoçya-Kuzey İrlanda ortaklıklarıyla kupanın adada oynanması mümkün ama ülkelere baktığımızda zor görünüyor. Bahsi geçen 3 ülke de son yıllarda futbolda ciddi düşüş içerisinde. Bir diğer aday Fransa, sanırım Platini, Fransa tek başına değil, İtalya ile birlikte düzenlesin; hem bu şekilde Fransa'nın kazanma ihtimali artar, hem de iki büyük ülkenin sevgisini kazanırım diye düşünmüş. İsveç-Norveç; şampiyona kuzeye gitmesin, ne İsveçte ne de Norveçte futbol ön planda; ben şampiyonanın futbolu seven ülkelerde olmasını isterim. Macaristan-Romanya; 2008 Avusturya-İsviçre'den sonra bu birlikteliğe kupanın gideceğini sanmıyorum. Yunanistan ve Türkiye tek başına aday görünüyorlar ama ikisi de bu kupayı tek başına kaldırabilir mi soru işareti. Bu iki ülkeye birlikte düzenleyin çağrısı gelebilir; elbette ki gönlüm Türkiye'de oynanmasından yana...

Mümkünse yazı yaz gibi geçiren; futbol kültürü olan ülkelerde oynansın şampiyonalar. Ne demek istediğimi 2010 Dünya kupasında göreceğiz...

28 Ekim 2008 Salı

Led Zeppelin ama Plant'siz!

-Ne dinliyorsun böyle bayık bayık?
+Led Zepplin olm, sen anlamazsın.
-Led Zepplin'e nolmuş, tek geçtim olm 3.ayakta onu ben?!
+?!?!... Olm ne koşması lan, adamlar efsane, efsane..
-Ha, şu dinazorlardan bahsediyosun sen...
gibi gelişen bir konuşma duymuştum arkadaşlarım arasında. Bilenler bilir Led Zepplin'i, çoğumuz dinlemeyiz. Dinleyen genç nesil de at yarışı oynarken dinliyor galiba... Neyse, dinazor falan değiliz biz dercesine yeni bir dünya turuna hazırlanıyormuş efsane Led Zepplin. Üzücü olanı 'percy'siz, yani Robert Plant'siz. Durmadan adam deniyorlarmış, tabi ki bulurlar Plant'e yakın bir ses muhtemelen (White Stripe Jack White ve Alterbridge'den Myles Kennedy'de bu denenen sesler arasında). Tabi o süper sahne hakimiyeti, dalgalı sarı saçlarıyla hayran olunan 25 yaşındaki çocuğa kim benzeyebilir ki? Onun yerini kim doldurabilir bilemem ama adı bile yeterli bu gurubu dinlemek için.

Emmanuel Adebayor

İdol: Batigol


Sergio "El-Kun" Agüero'dan kayınpedere tokat gelmiş. Küçüklüğünden beri idolünün Batigol olduğunu söylemiş.

"My idol as a child was a phenomenon: Gabriel Omar Batistuta. When did goals, I celebrate them as if I were Bati. It was one of the best strikers that I've ever seen."

Bir kaç hafta önce 6 yedikleri Nou Camp'ta Batigol'ün yıllar önce yaptığı gibi tribünleri susturabilecek mi bakalım?

Kısa bir aradan sonra...


Neyse ki çok uzun sürmedi... Deli saçması sebeplerle kapatılan futbol kapımız nihayet açıldı.

Bir süredir, ne doğru düzgün blog takip edebildik ne de yazabildik; siteye doğrudan ulaşamayınca tat vermedi; biz de boşlayıverdik hemen..

Önce Juve ile başlamak isterim elbette. Geçen sürede Juve'nin futbolu konuşulmadı, zaten Torino derbisinde alınan 1-0'lık galibiyetten gayrı pek de bir gelişme olmadı. Takımın haline acıyan basın kaleme sarılıp transfer üstüne transfer yazıyor Torino ekibine.

Onlarca sakat olunca (Andrade, Cristiano Zanetti, Zebina, Trezeguet, Buffon, Tiago, Poulsen, Marchisio, Grygera, De Ceglie, Salihamidzic) ara transfer başta olmak üzere sezon sonu transferlerine bol bol yer ayırıyorlar.

Sportmediaset, Tiago'yu eve yollamış; ara transferde kiralık olarak eski takımına döneceğini iddia etmiş. Açıkcası çok da umrumda değil Tiago; Juve'den gitsin de nereye giderse gitsin...

Sport, kulübüyle sözleşme yenilemeyen Sergi Busquets'in Juve yolunu tutacağını söylemiş. Genci hiç izlemedim; Barça sözleşme yenilemek istiyor ve oyuncu buna yanaşmıyorsa işin içinde Juve'nin olma ihtimali kuvvetli..

Tuttosport imzalı haber ise harbiden bomba. Dün Diego'nun babasının ve menajerinin Juventus'lu yöneticilerle görüşmek için Torino'da olduklarını yazmış. Juve Werder ile 20 milyon € civarında bir paraya anlaşmış ve şimdi Diego ile görüşüyormuş. Neden olmasın...

NBA' de açılış günü


Bu gece oynanacak üç maç ile sezon açılıyor. Ancak NTV iki tane harika maç varken (Cleveland-Boston, Portland- Lakers) bize Chicago- Milwaukee maçını layık görüyor ne yazıkki.

Chicago- Milwaukee maçı saat 02:30'da NBA TV'de.
Portland- Lakers maçı Türkiye saati ile 04:30'da , Cleveland-Boston maçı ise 02:00'de.

Şampiyonluk için konuşmak çok erken ancak Lakers, Celtics, New Orleans ve Cleveland dışında bir takımın şampiyon olmasını beklemiyorum.

Bu arada sayın Orkun Çolakoğlu'da bu sezon NBA maçlarında spikerlik yapıcak. Digiturk zamanlarında dinleme fırsatım olmamıştı ancak işini son derece iyi yapacağına dair hiçbir şüphem yok. Ayrıca maçlara çok renk katacağını düşünüyorum. İsmail Şenol'da geçen seneki gibi maç anlatımına devam edicek. Kendisi favorilerimizdendir. İksinede bu yoğun çalışma ortamında başarılar diliyorum. Bu sezon çok güzel geçicek gibi.

The Dutch Master Back to Home ?


Dennis Bergkamp Arsenal'de çalışmayı çok istediğini söylemiş.Kendisi şuan Ajax da Marco Van Basten'in yanında çalışırken aynı zamanda Uefa antrenörlük eğitiminide tamamlıyor.

Wenger'de Bergkamp'ın çok iyi bir hoca olacağını söylemiş (Ehehe biraz fm vari oldu). Ancak şuan için yardımcı hoca arayışı olmadığı için bir pozisyon açılana kadar Bergkamp'ı düşünmediklerini söylemiş.

Bir Arsenal sempatizanı olarak gelmesini çok isterim. Arsenal ruhunu çok iyi taşıyan oyunculardan biridir kendisi. Üstelik Bendtner ve Carlos Vela gibi genç santraforlara çok şey öğretebilir. Hatta Adebayor'a da nasıl top saklayacağını öğretir.

25 Ekim 2008 Cumartesi

Yeşilaycı Wenger


Wenger disiplinli hocadır. Gerektiğinde oyuncularının özel hayatına da karışır; hele hele bu oyuncu kaptanıysa hiç affetmez.
İngiltere'de bugünlerde William Gallas'ın sigarası konuşuluyor. Türkiye'de de zamanında Ümit Karan'ın, Serdar Özkan'ın sigaraları da konuşulmuştu. Faruk'un sigarası ise hala akıllardadır.
Wenger gece kulübü çıkışı ağzında sigarasıyla yakalanan oyuncusuna pek kızgın:
"He has a responsibility as captain of Arsenal football club and that cannot be accepted, I didn't see the picture but I don't like that"
edit: geçen hafta koyamadığım resmi de koyayım artık...

Dünyaya erişiminiz mahkeme kararıyla engellenmiştir.

Bu süreç artık yahoo,wiki,google vs diye gidicek sanırım. Daha sonra bizi evlerimize kitleyip telefonlarımızıda kesicekler. Yasaklı yayınların yapıldığı ülkelerede ambargo koyulur artık. Bu kadar düz mantık olan bir adalet sisteminden daha ne bekleyebilirsinizki? Sanki bütün blogcular darbe günlükleri fln yazıyor. Hepsinde bir halt vardır bunların kökten temizleyelim Nazi mantığı ile afedersin.

Yasaklı yayını yapan kişilerde çok eğleniyordur muhtemelen. "Oğlum koy bi PKK mix youtube'a, Blog'a da yaz birşeyler salaklar kapatsın siteleri"

23 Ekim 2008 Perşembe

Frey satar, affetmez


Fiorentina'ya Bayern deplasmanı yaramadı. Alınan 3-0'lık mağlubiyet yetmiyormuş gibi bir de kalecisini kaybetme korkusu yaşıyor mor menekşeler.

Frey'in söyledikleri Artemio Franchi 'yi kızdıracak gibi...

"Now I understand why Bayern is one of the top clubs in Europe. Everything is perfect: the city, the stadium, all extraordinary. Ending my career there? Why not?!"

Floransa sakinleri yıllar sonra CL'ne katıldığına sevinse mi üzülse mi? Frey de pek satıcıymış maşallah...