15 Aralık 2011 Perşembe

Guti Reyis



Guti'den haber var. Yok yok Çin'e gitmiyor. Yarın onu da duyarız belki ama şimdilik İspanya'da galalara takılıyor. "Mission Impossible" filminin Madrid'deki galasına güzel ablamız Romina Belluschio ile birlikte gitmiş. Yeni tarzı ise kötü not almış. O top sakal olmamış Reyis.

13 Aralık 2011 Salı

Taç açma sanatı

Beşiktaş ile aynı grupta olması sebebiyle biz de Stoke City ve meşhur taç organizasyonlarına aşinayız. Oysa bu organizasyon İngiliz ekibi için yeni değil. Bugünlerde Shotton'ı da gördüğümüz taç çizgisinde yıllarca Delap'ı izledik.


Hatta bu organizasyonu iyice abartıp, kenarda top toplayıcı çocukların eline birer havlu da tutuşturuyorlar. Kenara gelen oyuncu elini ve topu havluya silip taçı öyle kullanıyor. Bugün Stoke City ürünü satan mağazalarda bu havlulardan da bulabiliyorsunuz. Müthiş bir pazarlama stratejisi.


Bazı pozisyonlar için çocuktan havluyu almak, topu havluyla kurutmak, elini silmek vs. uygun olabiliyor ancak hemen kullanılması gereken pozisyonlarda zaman kaybı oluyor. Diğer taraftan deplasman maçlarında böyle bir imkan bulamayabiliyor. Tüm bunları elimine etmek için taçı kullanan oyuncu formasının altına topu kurutmak için fazladan bir kıyafet giyiyor. Atlet ayarında ama iyi kurutabilen bir kıyafet. Tottenham maçında İngilizlerin de dikkatini çekmiş görünüyor.


Stoke yönetimi ise uygulamanın kurallar açısından bir sakıncası olmadığının üzerinde duruyor. Pulis ve ekibi daha çok antipati toplayacağa benziyor.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Crespo - Kaka - Amrosini



2004 yazı. Jose'nin yol verdiği Crespo İtalya'daki 4. takımına kiralık olarak geliyor. Üstelik eski kulübünün ezeli rakibine. Bir önceki yıl takıma dahil olan genç Kaka ve kulüpteki 9 yılına hazırlanan Massimo Ambrosini. Üstlerinde Milan'ın yeni forması. Hepsine ayrı yakışmış.

11 Aralık 2011 Pazar

Beşiktaş 1-1 İBB

Manisaspor galibiyetiyle seri 3 maça çıkarılmıştı, haftalar sonra 4 maçlık seri için rakip zorlu İBB'ydi. Şu an Galatasaray ya da Fenerbahçe için yazıyor olsam bu yazıyı, "zorlu İBB" demezdim. Hatta Eskişehirspor, Bursaspor için de demezdim. Ligin sıradan maçlarından olması gereken maç, Beşiktaş için en sıkıntılı maçlardan biri haline geliyor. Bu hafta da durum değişmedi. Şeytanın baçağı yine kırılamadı.


Quaresma'nın yokluğunda Pektemek kanada çekilmiş, Almeida forvete geçmişti. Veli'nin ortasahaya yardım ettiği düşünüldüğünde, pozisyon üretmek için elde Fernandes ve tek kanat kalıyordu. Quaresna oyun kurucu kanat oyuncusu ve pozisyon üretebiliyor ancak Pektemek ile bunu yapmak zor. Zira golcü oyuncu takımda kanat forvet olarak oynuyor.


Pozisyon için Fernandes'e bakan bir Beşiktaş vardı sahada. Savunma anlamında sıkıntı çıkarabilecek Webo ve Doka'dan sadece Doka sahadaydı. Bu anlamda Beşiktaş şanslıydı. Her iki takımda hucümü aynı kanattan şekillendiriyordu. Belediye Doka'nın oynadığı sol kanadı kullanırken, Beşiktaş Hilbert'e de güvenerek sağdan daha sık geliyordu.


İlk yarıda karşılıklı pozisyonlar oldu. Cenk biri çok net üç gol pozisyonunda rakibe geçit vermedi. Diğer taraftan Beşiktaş Almeida ve Egemen ile ciddi pozisyonları harcadı. Ortasahada ikisi de birbirine üstünlük sağlayamıyor ve hücuma iyi çıkıyorlardı. Tabi 3. bölgede çok verimli oldukları söylenemez.

Beşiktaş'ın ikinci yarıya Almeida-Holosko değişikliği ile başlaması mantıklı olabilirdi. Almeida kaçırdığı gol bir kenara çok verimsizdi ve takım o sahadayken 10 kişi mücadele ediyordu. Bu değişiklik ikinci yarı boyunca beklendi ama olmadı.


Zayatte ile Ernst'in mücadele ettiği bir kornerde Pektemek ile geldi gol. Pektemek için şanslı bir andı ve ayağına çarpan tol ağlarla buluştu. Golde Zayatte'nin Ernst ile çok uğraşması, İBB'li oyuncu için kırmızı karta kadar gidebilirdi. Gördüğü sarıdan sonra bile gereksiz itiş kakış vardı ceza sahasında.


Beşiktaş 1-0 la götürmeyi düşündüğü maçın bitimine 3 dakika kala golü ağlarında gördü. Takımı maçta tutan Cenk için çaresiz bir toptu. Maç 1-1 sona erdi ve Belediye büyüsü bir sonraki maça kaldı.


Önümüzde çok önemli bir Stoke City maçı var. Lig uzun bir maraton ve puan kayıpları olacaktır. Üstelik Play-Off saçmalığı varken bu konuda çok daha rahat bir sezon geçiriyoruz. Hatta ve hatta lig yarın bitse şaşırmam. Mehmet Ali Aydınlar her ne kadar lig sezon sonuna kadar devam edecek dese de kişisel davaların sonucu, takımların akıbetini de aşağı yukarı gösterecektir. Hal böyleylen konsantrasyon ne kadar kalır bilmiyorum. Bugün için Avrupa, Beşiktaş için daha önemli. Stoke maçında en azından beraberlik alınmalı.

Noluyo Noluyo ???



Nba'de sezon başlamadı ama piyasa şimdiden karıştı. Chris Paul takasının tekrar gündeme gelmesi ve bu sefer takasın Stern'den onay alması bekleniyordu ama takas yine vetoya takıldı. Açıkcası yeni öneride değişen ne oldu onu da öğrenemedik Üstüne Lamar'ın Dallas'a Trade Exception ve birinci tur draft hakkı karşılığı takas haberi geldi. Şimdi bu takas niye yapıldı onu anlamakta zorluk çekiyorum..Draft hakkını kullanıp Chris Paul takasını Hornets için daha güzelleştirip vetoyu kaldırmak mı istendi yoksa Dwight Howard için Orlando Lakers'dan draft hakkı mı istedi?

 Magic'in Howard için temel istekleri Hidayet'in kontratının alınması ve tabi ki de draft hakkı. Şimdi Lakers'ın eline geçen trade exception (8.9 milyon) Hidayet'in kontratına yetmiyor. Üstelik trade exceptionların üstüne bir başka trade exception yada oyuncu eklenemiyor.Yani Lakers Hido'yu almak istiyorsa Luke, Artest ve Blake gibi parçaları kullanmak zorunda. Orlando bunu kabul eder mi ondan emin değilim.. Lakers elindeki iki trade exception (lamar'ın 8.9 ve sasha'nın 5.5) ile Nelson ve Redick yada Nelson ve Duhon'un kontratlarını alabilir.

Lakers genel menajeri Mitch Kupchak'ın elinde sihirli değnek var mı yok mu? Bu sorunun cevabın birkaç gün içinde görücez sanırım...

9 Aralık 2011 Cuma

Chris Paul Takas Draması



3 gün önce Lakers'ın hem Chris Paul hem de Dwight Howard'ı almak için yoğun çalışmalara başladığı duyumu gelmişti. Açıkcası bu duyumu hiç ciddiye almadım zira takasta kullanbileceğimiz en değerli parça olan Bynum'ı tek bir kez kullanma hakkımız var haliyle. Dedikodulara göre Lakers Gasol'ü Chris Paul takasında kullanmak için takasa 3. bir ortak aradığı konuşuluyordu. Timberwolves'un adı geçti ilk olarak ama sonra dün akşam bu takımın Rockets olduğu ve takasın geçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu konuşuldu. Takas özetle şöyleydi;

Lakers->Chris Paul
Hornets->Luis Scola, Kevin Martin,Goran Dragic ve Lamar Odom
Rockets-> Gasol

Tabi rakamların dengelenmesi için Hornets Lakers'a Gasol için 1.5 milyon Odom için 8.5 milyonluk trade exception yani takas edilebilir salary cap boşluğu yollayacak yada 8.5 milyonluk exception yerine Okafor yada Scola Lakers'a takas olacak yada David West sign&trade ile Lakers'a takas olacaktı.

İlk başta Lakers için kötü bir takas gibi gözükse de takasın Bynum-Dwight Howard takasına bağlanması ile Lakers kimsenin ihtimal vermediği bir şeyi başarmış olacaktı

Hornets'in sahibi olmadığı ve lig tarafından yönetildiği için bu takas sonrası başta Cavs sahibi Dan Gilbert olmak üzere birçok takım sahibi David Stern'e itiraz etmeleri sonucu takasın iptal olmasını sağladılar.

10 dakika önce Chris Paul-Kobe Bryant-Dwight Howard bombası ile sallanan sosyal medya takasın iptali ile hepten karıştı. Chris Paul'ın çok sinirlendiği ve yasal yolları zorlayacağı haberleri geldi. Lakers Nba yönetimine takası nasıl değiştirebiliriz diye başvurduğunda bile cevap alamamış.

NBA'in bir takımı yönetmesi konusunda Phil Jackson geçen sene bir eleştiride bulunmuş ve Chris Paul takasını isterse Nba nasıl karar verecek? gibi sorunların çıkabileceğini öngörmüştü.

Açıkcası eğer NBA Hornets'in başına bir genel menajer koymuş ve ona tüm yetkileri vermişse o zaman ya hiçbir hamleye karışmayacak yada hiçbir hamleye izin vermeyip takım satılana kadar bekleyecek. Chris Paul'un yazın kontratı bittiği için ve yeni sözleşmeye yanaşmaması yüzünden yazın hiç bir şey karşılığında gitmesi Hornets'e ne kazandıracak?  Bu saatten sonra Chris Paul'un takas olma ihtimali kalmadı. Sadece Chris Paul için değil Hornets'in yapacağı her hamle tartışma konusu olacak.

Takasta yer alan oyuncuların da ruh hallerini unutmamak lazım. Takası öğrendiğinde Stephen A Smith'in radyo programına bağlanan Odom'un hali içler acısıydı. Resmen canlı yayında ağladı...ve şimdi bu oyuncu Lakers'a geri dönecek..keza Gasol, Kevin Martin, Luis Scola ve Goran Dragic acaba ne düşünecekler?

Lockout sonrasında böyle bir olayın yaşanması açıkcası büyük talihsizlik...

8 Aralık 2011 Perşembe

Manisaspor 1 - 4 Beşiktaş

Geçen sezon bir kez 3 maçlık seri yakalayan takım bu sezon ikinci kez galibiyet serisini 3 maça çıkardı. İlk seri Ankaragücü, Bursa, Antalya karşısında yakalanmıştı ancak o maçlarda takım iyi oynayarak kazanmamıştı. Bu bir gerçek. Bugün durum farklı. Beşiktaş, iyi oynayarak kazanıyor. Üstelik çok yoğun bir maç programıyla.


Quaresma ile başlayayım. Beşiktaş'ın bu tempoyu yakalamasında büyük pay sahibi. Bugünkü takım için Mustafa Denizli'nin takımı + Quaresma diyebiliriz. Quaresma o farkı ortaya koyan adam. Kısır hücum hattını zenginleştiren. Oynamak istediğinde tutmak çok zor. Bugüne kadarki sıkıntı Quaresma'nın sonuca değil şova yönelmesiydi. Takımın lideri olduğunda, takımın gerçek manada lideri olduğunda hücumu şekillendirmeye, pozisyon üretmeye çalıştığında durdurulması imkansıza yakın bir oyuncu. Açık ara ligin en teknik ve kolay çalım atan oyuncusu. Sakatlığı sebebiyle muhtemelen İBB maçını kaçıracaktır. O maça Simao'nun yetişmesini ve hazır olmasını umuyorum.


Takımın bir başka kilit oyuncusu Fernandes. Fernandes tipi oyuncuları sevdiğimi defalarca söylemişimdir. Ortasahada oyunu yönetebilecek, geriden oyun kurabilecek, teknik bir oyuncu. Üstelik savunması da çok zayıf değil. Oyunu iyi kuruyor, topu iyi dağıtıyor. Yanında iki sağlam savunmacı varken ön plana çıkıyor.


Fernandes'i bu kadar iyi kılan Ernst ve Necip. Ortasahada kaybedilen her topa bastılar ve muhtemel kontraları engellediler. Bu bölgede Veli'nin de hakkını teslim etmek gerekir. Daha hücumcu olmasına rağmen savunmaya çok fazla yardım ediyor.


Forvette Almeida'yı beğenen nadir insanlardan biriyim. Almeida'ya muhtaç olduğumuzu düşünüyorum. Elde Pektemek dışında forvet olmaması da bu fikre götüren etkenlerden biriydi. Edu çok zayıf, Bebe maalesef sakat, Holosko daha çok kanat oyuncusu. Ancak bugün Pektemek düşüncelerimi gözden geçirmem gerektiğini gösterdi. İçine Amokachi kaçmıştı adeta. Pektemek için olumsuz eleştirim: Çok geriye geliyor olması. Kaleye daha yakın oynamalı.


Savunma yenilen gole rağmen tam not aldı. Oturmuş iki stoper ve hücumcu bekler. Fazlasını istemiyorum. Ne kadar umut verdiği tartışılır ama İsmail'in sağlam bir bek olacağını düşünüyorum.


Ve son söz teknik kadroya. Carvalhal'in iyi insan olduğu aşikar, pozitif olduğu ortada, iyi hocalığı da ortayı geçti bende. Geçmiş referansının üzerinde performans sergiliyor. Takımın fizik gücüne bakınca, arkada Koch'un olduğunu görüyorum. Ligin fizik gücü en kuvvetli takımı. Koch'un emeği büyük.


İBB maçı bende hala soru işareti. İ.Akın, İ.Alın, A.Avcı yok ama hala soru işareti. Beşitaş kazanırsa 2010-2011 sezonundan beri ilk kez 4 maçlık seri yakalamış olacak.

Dövmede kalan umut



2009 yılında gaza gelen bir City taraftarı hayallerini kurduğu kupanın dövmesini yaptırmış. Kafasına göre de bir vizyon çizmiş tabi. Takımın kurulmasına, sistemin oturmasına 2 yıl biçmiş. 2011 geçti tabi. O kupa şimdi Nou Camp'ta. 2011 biterken City bir darbe daha aldı. Dün gece ManUtd ile birlikte UCL'ye veda ettiler.



7 Aralık 2011 Çarşamba

Michael Owen



Fotoğraf 93 haziranına ait. Henüz 14 yaşında bir çocuk. Adından daha fazla söz ettirmesi bekleniyordu ama olmadı. Kolundaki logo, formadaki reklam ve şorttaki amblem ayrı ayrı kimliğini belli ediyor.

6 Aralık 2011 Salı

5 Aralık 2011 Pazartesi

Beşiktaş 2-1 Orduspor

Kadro sıkıntısı yaşanan dönemde Beşiktaş'ın doğru taktiği bulmasına "her işte bir hayır var" diyorum. Trabzonspor, Maccabi ve şimdi de Orduspor galibiyeti. İyi bir seri yakalandı ve daha da önemlisi Beşiktaş "takım" oluyor.


Carvalhal'ın savunma dörtlüsü artık belli. Bir sıkıntı olmadığı sürece Hilbert, Sivok, Egemen, İsmail dörtlüsünü daha çok izleyeceğiz. Kanattan hücuma sağlam destek veren iki bek sayesinde daha çok oyuncu ile hücum yapma fırsatı buluyor Beşiktaş. Üstelik Hilbert'in savunma gücü de yüksek ve İsmail de bu açığı kapatıyor. Stoperler ise ülkenin en iyi ikilisi. Egemen bugün için en sağlam stoper ve Sivok da hem uyumlu, hem de iyi top yapabilen bir oyuncu. Üstelik duran toplarda ikisi de çok verimli. Bugün de bunu net olarak gösterdiler.


Ortasahada Necip'in kısa sürede dönmesi sevindirici. İdeal üçlü bu olmalı: Necip-Ernst-Fernandes. Necip hem savunma, hem de hücum anlamında iyi iş yapmaya başladı. Ernst akıllı oynuyor ve o bölgeyi çok iyi yönetiyor. Fernandes ise hücumda çok verimli. Beşiktaş'ın duran toplarda bu kadar iyi olmasına en büyük katkıyı Portekizli sağlıyor. Orduspor karşısında da duran topları çok iyi kesti. Fernandes'in en büyük hanikapı topu ayağında çok tutması. Klişe olacak ama topu ayağında çok tutmasa, Beşiktaş da onu takımda zor tutardı. Fernandes geriden iyi oyun kuruyor ve iyi pas dağıtımı yapıyor. Bugün Orduspor karşısında, her ne kadar futbol uzmanı (!) spikerlerimiz Gosso'dan daha etkisiz olduğunu düşünse de, ben iyi olduğunu düşünüyorum. Eksikleri var ama oynadıkça bunları kapatacak düzeyde bir futbolcu.

Ersnt ise geldiği günden beri çok iyi. Alman futbolcu için birşeyler yazmak kendimi tekrarlamak gibi oluyor. İki Alman da Beşiktaş için olmazsa olmaz...


Quaresma'nın yokluğunda bir adım daha ilerde oynayan Veli golü atmasına rağmen ekstra birşey beklenmemesi gereken bir oyuncu. Beklenti için henüz erken. Diğer tarafta oynayan Holosko ise gününde değildi. Kötü diyemem ama hatırda kalacak bir performans sergilemedi. Tek forvet Almeida ise tek forvet olmadığını gösterdi. Çift forvetli bir sistemde çok daha verimli olacaktır. Çünkü gol atmaktan çok asist yapmaya ve top indirmeye daha yatkın bir oyuncu.


Takıma Quaresma geldiğinde Holosko kulübeye gidecektir. Simao dışında da ilk 11'i değiştirecek bir adam yok. Forvette, rakibin savunma yapısına göre Almeida - Pektemek değişikliği yapılabilir.


Beşiktaş takım olma yolunda sağlam adım atmış. Bunda Carvalhal'in katkısı büyük. İyi hoca olduğunu söyleyemem. İyi mi bilmiyorum. Ama motivasyonu yüksek ve pozitif bir hoca. Bunlar ihtiyacımız olan şeyler.

4 Aralık 2011 Pazar

Socrates



Ali Ece olmasa, belki de filozof Socrates ile olan isim benzerliğinin dışında, hakkında çok da fazla birşey bilmiyor olacaktım. Babasından ona yadigar kalmıştı bu güzel insan, bize de ondan yadigar kaldı. Onu canlı canlı izleyemedim. Ben daha çoraptan top yapıp evde oynamaya başlamadan, o, topa veda etmişti. Yıllar sonra izledim, dinledim, okudum. Bir futbolcudan çok daha fazlasıymış o. Neyse... Benim onu anlatmam yersiz. Ali abiden okumak gerekir...

Chelsea

Sezon başında Chelsea için güzel şeyler söylendi. Rus patron da taraftar da genç hocaları Villas Boas'dan çok umutluydu. İkinci bir Mourinho devrimi bekleniyordu. Boas'ın da Portekizli oluşu ve Porto'dan büyük başarılar sonrası gelişi buna masalsı bir dokunuş dahi ekledi.

Durum uzaktan İkinci Mourinho devrine işaretediyordu ancak detaylar bambaşkaydı. Jose ile Boas'ın içinde bulundukları durum çok farklıydı. Özellikle Boas için büyük bir handikap vardı: Takım yaşlıydı ve kalıplaşmıştı.


Stamford Bridge taraftarı hala şampiyonluktan umutlu olabilir ancak iki Manchester kulübünün de hem oyun olarak hem de puan cetvelinde gerisinde oldukları aşikar. Üstelik gelecek adına çok umutlu bir görüntü de yok. Takımda ciddi eksikler var. Bunların da kısa zamanda toparlanması kolay görünmüyor. Chelsea için şampiyonluk uzak gibi, hatta üçüncülük yarışı bile ciddiye alınması gereken bir yarış. Zira Spurs emin adımlarla geliyor.


Bu kötü günlerde, hatta Boas ile yolar ayrılabilir denilen bir süreçte Newcastle United karşısında alınan 3 puan çok anlamlıydı. NU, EPL'ye yükseldikten sonra doğru transfer hamleleri yaptı ve iyi de bir sistem oturttu. 2 yıl önce sıradan görünen birçok oyuncu bugün değerli. Geçen hafta hakemin de büyük katkısıyla Man Utd'dan 1 puan almayı başarmışlardı ve moralleri de yerindeydi. Bu maç için de favori olmasalar da puan alma ihtimalleri yüksek görünüyordu.


Ancak işler istedikleri gibi gitmedi. Hoş maçın başında Luiz'in, Ba'yı indirdiği pozisyonu hakemin sarı ile geçiştirmesi skoru etkilemedi değil...


Maviler maçı 3-0'la aldılar. Eze eze 3-0 değil ama doğru oyunla 3-0. NU karşısında bu skoru üretebilecek tek takım var o da Man City. Sene başı olsa belki bir de ManU bunu başarabilirdi. Boas'ın hücuma hızlı çıkan forvet hattı Newcastle savunmasına zor anlar yaşattı. Golden önce de çok pozisyona girip kaçırdılar. Diğer taraftan NU da pozisyon harcamakta cömert davranıyordu.


Chelsea bugün moralli. İşler yolunda mı? Hayır. Herkes bunun farkında. Mourinho'nun en büyük mirası savunma bile sallanıyor. Bosingwa düşünce yerine Ivanoviç monte edildi. Ashley Cole eskisi gibi değil. Terry çok düştü, Luiz her an bombayı bırakabilecek potansiyele sahip. Alex muhtemelen ayrılacak. Mendes'in listesindeyse yolu buralardan da geçebilir. Meireles yedek (?), Anelka ayrılıyor, Drogba yaşlandı. Forvette tipi Fernando Torres'e benzer biri var ama kim bilmiyorum. Kalou iyi bir yedek ama ilk 11 için vasat. Malouda düştü. Essien sakat. Cech artık dünyanın en iyileri arasında gösterilmiyor.


Takım gerçekten çok düştü. Bugün ayakta 4 adam var. Lampard, Mata, Ramires ve Sturridge. Romeu ve Lukaku için bugün yorum yapmak zor. Yarın için iyi olabilirler.


Chelsea'nin 3. olması bu yıl için başarıdır. Yarın Lampard gibi hepsi bir anda form tutar orasını bilemem. Aksi takdirde devre arası transferi bile onları potaya zor sokar.